halit
Foruma hoşgeldiniz

Foruma üye olunuz..
halit

Şifalı bitkiler, bitkisel tedavi, bitki, bitkisel formuller, fitoterapi, Otacı,
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Beyaz Lahana kürü

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Beyaz Lahana kürü   6/4/2008, 21:14

Beyaz Lahana kürü
Lahana, brokoliden sonra üzerinde en çok araştırma ve çalışma yaptığım
sebzeler arasındadır. İnsan vücudunun değişik organlarında ve yağ
dokusunda ve de hücre zarında (membran) biriken toksinleri (zehirli
kimyasallar) en iyi atan beyaz lahana kürüdür. Toksinleri, yani zehirli
maddeleri en çok depolama kapasitesine sahip üç organımız sırasıyla
karaciğer, böbrek ve akciğerlerdir. Genel olarak toksinler yağda
çözünen ve suda çözünmeyen zehirli ve protein yapılı maddelerdir.
Toksinler yağda çözünme özelliği gösterdiklerinden, vücudumuzun yağ
dokusunda depolanırlar. Eğer suda çözünme özellikleri olsa idi, böbrek
üzerinden idrar yoluyla veya terleme yoluyla vücudumuzda depolanmadan
atılmaları çok kolay olabilecekti. İşte beyaz lahanadaki bazı etkin
maddeler vücudumuzdaki biyotransformasyon mekanizma- sını aktive ederek
(uyararak) toksinlere (zehirli maddelere) suda çözünme özelliğini
kazandırmaktadırlar. Suda çözünme özelliği kazanan toksinler, terleme
yoluyla veya böbreklerimiz üzerinden idrar yoluyla veya safra kesesi
yoluyla da bağırsak sistemi- miz üzerinden dışkıyla dışarı atılırlar.
Biyotransformasyon ne demektir? Biyotransfor masyon, yağda çözünen
yabancı maddelere suda çözünme özelliğini kazandırmak demektir.

Beyaz lahana en iyi toksin atıcıdır (detoxification = detoksifikasyon).
Toksin atıcı olması bir başka ifade tarzıyla, vücudu arındırmak
anlamına gelir. Yeri gelmişken hemen belirtmekte fayda görüyorum,
toksin atmak ile antioksidan özellikler birbirlerinden tamamen farklı
şeylerdir. Vücuda alınan zehirli kimyasalların (toksin) veya birikmiş
zehirli kimyasalların uzaklaştırılmasında beyaz lahana kürü ideal bir
toksin atıcıdır. Bu toksinlerin kaynağı nedir şeklinde bir soru
sorulduğu zaman cevabı oldukça basittir. Tükettiğimiz sebze ve meyveler
zirai ilaç içermektedir. Tükettiğimiz et veya süt gibi maddeler ağır
metaller içermektedir. Soluduğumuz hava, araçların egsoz
gazlarında bulunan zehirli gazları içermektedir. Yaşadığımız çevrede
bulunan fabrika bacalarından solunum yoluyla aldığımız toksinlerdir.
Tüm bu zehirli maddeler zamanla vücudumuzda birikmekte ve organlarımıza
zarar verebilmektedir. İşte, beyaz lahana kürü bu zehirli maddelerin
vücudumuzdan atılmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle,
beyaz lahana toksin atıcıdır veya arındırıcıdır diyoruz. Vücudumuzda
oluşan biyokimyasal reaksiyonlar esnasında serbest radikal adı verilen
çok hızlı reaksiyona girerek özellikle hücre zarına veya hücre içindeki
DNA ya zarar veren (mutasyon) maddeler oluşmaktadır. İşte, hücreye
zarar verebilen bu serbest radikallerin, zararsız hale getirilmesinde
etkin rol oynayan maddelere antioksidan madde veya kısaca antioksidan
denir. Yeri gelmişken hemen hatırlatmakta fayda görüyorum, taze beyaz
üzüm bilinen tüm meyveler ve sebzeler içerisinde hiç biri ile mukayese
edilemiyecek kadar güçlü antioksidan özelliklidir. Unutmayınız, her
sebze ve her meyvede bir kaç değişik antioksidan madde bulunmaktadır.
Ancak, taze beyaz üzüm ile bu konuda hiç bir meyve veya sebze boy
ölçüşemez. Eğer, taze beyaz üzümün bu antioksidan gücünden istifade
etmek istiyorsanız, mevsiminde ve günde bir salkımdan (200-250 gram)
fazlasını tüketmemek şartıyla maksimum antioksidan gücünden faydalana
bilirsiniz. Bakınız: Taze beyaz üzüm. Antioksidanlar üzerine bir çok
spekülasyonlar yapılmaktadır. Eczanelerin vitrinleri bu tür ithal
tabletler ile dolu... Unutmayınızki, vücudumuzun kendisi de çok güçlü
tabii antioksidanlar üretmektedir. Vücudumuzun kendi ürettiği en güçlü
antioksidanlardan bir tanesi frataxin'dir. Hekiminize danışma dan
antioksidan tabletlerini kullanmayınız.

Yukarıda beyaz lahananın arındırıcı gücünden bahsetmiştim.
Beyaz lahananın bu arındırıcı gücüne, içerdiği aquaretic (vücuttan su atımı)
özellikli etkin maddeler ayrı bir özellik vermektedir. Genelde bir çok
sebze ve meyvede diüretic ( hem tuz hem de su atımı) özelliği olan
etkin maddeler vardır. Diüretic, idrar söktürücü özellik anlamına
gelirki, beraberinde vücuttan tuzlar da atılmaktadır. Diüretic etken
maddelerin başında saponin ve flavonoid grubundaki maddeler
gelmektedir. Ancak, aquaretic durumunda ise, vücudun tuz (mineral)
dengesi etkilenmeden vücuttan ağırlıklı olarak su atılmaktadır. Bu
özellik beyaz lahanaya, vücudu ve organları arındırma konusunda
ayrıcalık kazandırmaktadır.

Zayıflamada biyotransformasyon mekanizmasının gücü
Zayıflamak amaçlı diyet uygulayanların hemen hepsinin ortak tarafı,
halsiz görünme leri ve keyifsiz olmalarıdır. Hatta, bazı kişilerin
ciltlerinin solduğu ve özellikle yüz ve yanak bölgelerinde sivilce
çıktığı gözlenir. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi, zayıflama
esnasında yağ dokusunun giderek azalması (yağların yanması veya yok
olması) esnasında, yağda dokusunda depolanmış olan toksinlerin açığa
çıkarak kana karışarak karaciğer :-):-):-):-)bolizması üzerinden cildi
olumsuz etkilenmesinden kaynaklanmaktadır. Unutmayınız, cild sağlığımız
ağırlıklı olarak karaciğerin sağlıklı çalışmasına bağlıdır. Bildiğim
hiçbir zayıflama yönteminde biyotransformasyon mekanizması harekete
geçmemektedir. Beyaz lahana kürü hariç. Geliştirmiş olduğum beyaz
lahana kürü iki avantajı aynı anda yakalamış ve uygulamış oluyoruz.
Buna, bir taşla iki kuş vurmak da denebilir. Birincisi, beyaz lahana
kürü ile zayıflıyorsunuz. İkincisi, zayıflarken yağ dokusunun incelmesi
ile yağ dokusunda zamanla birikmiş olan toksinler açığa çıkmaktadır.
Açığa çıkan bu toksinler vücutta beklemeden biyotransformasyona
uğrayarak terleme, idrar ve dışkı yoluyla atılırlar. Yukarıda da
bahsettiğim gibi toksinlerin %95 i protein özellikli olduklarından yağ
dokusunda depolanırlar. Yağ dokusunda depolanmalarının sebebi de
toksinlerin yağda çözünme özelliğinin olmasıdır. Suda çözünme
özellikleri olsa idi, yağ dokusunda depolanmazlar böbrekler üzerinden
idrarla veya terleme yoluyla vücudumuzdan kolayca atılabilirlerdi.
İşte, beyaz lahana kürü bir taraftan zayıflatıyor diğer taraftan da
yağlar erirken, açığa çıkan toksinler de suda çözünme özelliği
kazandığından organlara zarar vermeden vücuttan dışarı atılıyor. Beyaz
lahana ile zayıflama kürü uygulanırken açığa çıkan toksinlerin
organlara zarar vermesi söz konusu değildir. Beyaz lahana kürü
uygulanırken cilt ve organlar olumsuz etkilen mezler.

Beyaz lahananın bağırsak kanserine karşı koruyucu özelliği oldukça
güçlüdür. Beyaz lahana kürü kolon kanserine (bağırsak kanseri)
yakalanma riskini en aza indiren sebzelerin en başında gelmektedir.
Çünkü, bağırsağın iç yüzeyindeki mukozayı temizleme özelliği çok
güçlüdür. Yapılan klinik deneyler beyaz lahana nın içerdiği kükürtlü
bileşiklerin (kükürt içeren kimyasal maddeler) bakterileri öldür-
düğünü kanıtlamıştır. Bağırsaklarda bulunan bazı bakteriler kansere
neden olabilen proteinleri salgılamaktadırlar (üretmektedirler). Ülser
problemi olanlar özellikle beyaz lahana tüketmelidirler. Beyaz
lahananın diğer bir özelliği de cildi tazelemesi ve güzelleştirmesidir.

_________________
fitaci


En son Halit tarafından 6/4/2008, 21:20 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: U-Vitamini ve Bağırsak Kanseri   6/4/2008, 21:15

U-Vitamini ve Bağırsak Kanseri
Vitamin denildiği zaman ilk aklımıza gelenler; A, B, C, D, E, K
vitaminleridir. Tüm bunların dışında kimyasal adı
"Methylmethioninesulfonium chloride (MMSC) olan, kırmızı ve yabani
lahana'da bulunan U-vitamininden bahsetmek istiyorum. Belki,
U-vitamininin adını ilk defa duyuyorsunuzdur. U-vitamini gerçekte,
vitamin değildir. Ulcer (ülser) kelimesinin baş harfi seçilmiştir.
Bunun sebebi de çok eskiden beri bilinen bu madde, ülser tedavisinde
kullanılmaktadır. Gastric disorder (mide rahatsızlıklarında)
kullanıldığı çok eskiden beri bilinmektedir. Her ne kadar literatürde
u-vitamininin gastric (mide) ve peptic (sindirim) şikâyetlere karşı
kullanımı bitkisel tedavi uzmanları tarafından öneriliyor ise de, bu
konuda henüz klinik deneyler yapılmamıştır. Vücut tarafından çok kolay
ve hızlı absorbe edilir ve de antioksidan özelliği olan bir maddedir.
Bağırsak ve mide hücrelerinin mukoza (mucus) salgılamasını artırarak,
bağırsağın ve mide iç yüzeyinin koruyucu mukoza tabakasıyla
kaplanmasını sağlar. Benim çalışmalarımda gördüğüm, özellikle yabani
lahanada ve kırmızı lahanada daha bol bulunan bu vitamin, bağırsak
kanserinin tedavisinde tek başına (monotherapy olarak) kullanılabilecek
etkin maddenin temel formülünü, diğer bir ifade tarzıyla bağırsak
kanserinin tedavisinde ana çıkış formülünü oluşturmaktadır. Bu temel
etkin maddenin üzerinde yapılacak olan bazı modifikasyonlardan
(örneğin, moleküler düzeyde radikal ilavesi yapılarak) sonra bağırsak
kanserinin tedavisinde doğrudan doğruya büyük bir başarıyla kullanmak
mümkün olabilecektir. Burada yeri gelmişken önemli bir noktayı
hatırlatmakta fayda görüyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi U-vitamini
antioksidan özelliği olan bir maddedir. Antioksidanlar, kansere neden
olabilen serbest radikallerin yok edilme- sinde etkin rol oynayan
maddelerdir. U-vitamini de lycopen, quercetin, sulforafen ve E-vitamini
gibi bir antioksidandır. Antioksidanlar, serbest radikalleri zararsız
hale getirdiğinden dolayı kansere karşı bir önleyici olarakta
önerilmektedir. Antioksidan lar, serbest radikalleri yok ettiğinden
(zararsız hale dönüştürdüğünden) dolayı bağışıklık sistemini de
güçlendiriyor demektir. Güçlü bir bağışıklık sistemi, kansere karşı
vücudu dirençli kılmak demektir. Değerli okuyucu, benim U-vitamini
üzerinde yaptığım çalışmalarımda gördüğüm, bu maddenin antioksidan
özelliği değil (bu özelliği zaten biliniyor), doğrudan doğruya bağırsak
kanserinin tedavisinde kullanılabilecek olmasıdır. Kısaca, bağırsak
kanserinin tedavisinde herhangi bir yan tesir göstermeden doğrudan
kullanılabilmesidir. U-vitamini kürü, kanser tedavisinde kemoterapinin
(ilaç tedavisi) veya radyoterapinin (ışın tedavisinin) gösterdiği yan
tesirlerin hiç birini göstermez. U-vitamininin, bağırsak kanserinin
doğrudan tedavisinde kullanılabileceğini dünyada ilk defa kitabımda
açıkladığım için insanlığa hizmet verebilmiş olmanın mutluluğunu
yaşamaktayım.

Radyoterapi ve/veya Kemoterapi sonrası Beyaz Lahana Kürü
Bir çok kanser hastası, ameliyatsız veya ameliyat sonrası radyoterapi
(RT) ve/veya kemoterapi (KT) veya da hormon tedavisi (HT)
görmektedirler. Özellikle RT ve KT den sonra bu hastalar kendilerini
yorgun ve halsiz hissetmektedirler. Yine bir çoğu dolaşım
bozukluklarından şikâyet etmektedirler. Radyoterapi esnasında
uygulanmak ta olan kısa dalgaboylu X-Işınları (Röntgen ışınları) dokuda
değişik karakterde toksin özellikli kimyasal maddelerin oluşumuna neden
olmaktadır. X-Işınlarının (RT) uygulanması esnasında yine, bir çok
molekül küçük parçalara bölünmektedir. Parçalanan bu moleküller, yüksek
derecede reaksiyona girme yatkınlığı gösterdikle rinden oldukça
zararlıdır. İşte, radyoterapi veya kemoterapi uygulama sonrası
uygulanacak beyaz lahana kürü, vücudu arındırmakta, oluşan toksinlerin
vücuttan atılmasında mükemmel bir yardımcıdır. Bu amaçla uygulanacak
olan kür, aşağıda belirtildiği gibi toksin atıcı kürdür.

Beyaz lahana kürü ve şeker hastaları
Beyaz lahana üzerine yapmış olduğum en son araştırma sonuçlarından bir
tanesi de yüksek kan şekerini dengeli bir şekilde, vücuda zarar
vermeden düşürmesidir. Beyaz lahananın bu gücü öylesine etkilidirki,
kan şekeri yükselmiş olan şeker hastalarının adeta imdadına yetişiyor.
Özellikle şeker hastalarının çok sık yaşadığı sorunlardan bir tanesi de
dolaşım bozukluğudur. Şeker hastalarının kan şekerinin düşürülmesinde
ve dengelenmesinde beyaz lahana kürü mükemmel bir takviyedir. Şeker
hastaları için hazırlama ve uygulama şekli tamanen farklı, beyaz lahana
kürü geliştirdim. Bu kürün uygulanışı ile ilgili olarak beş numaralı
kürü okuyunuz. Değerli okuyucu, şeker hastalarının sıkca yaşadıkları
kan dolaşımı bozukluğundan bahsettim. Burada çok önemli bir gözlemimden
bahsetmek istiyorum. Bazı şeker hastaları kullandıkları tabletlere
rağmen (insulin hariç) kan şekerlerini düşürmekte zorlandıklarını
anlatmaktadırlar. Bu grupta olan şeker hastaları aynı zamanda dolaşım
bozukluğu şikâyetlerinin olduğundan da bahsetmektedirler. Genel bir
kural olmasa da, şeker hastası olan kişi aynı zamanda dolaşım bozukluğu
yaşıyorsa, bu grupta olan şeker hastaları tabletlerini almalarına
rağmen kan şekerlerini kontrol etmekte ve düşürmekte oldukça
zorlandıklarını bildirmektedirler. Dolaşım bozukluğu ortadan kalktığı
taktirde kan şekeri hem kolayca kontrol altına alınabilmekte hem de
daha kolay normal seviyesine düşebilmektedir. İşte, bu grupta olan
şeker hastaları için bir taraftan dolaşım bozukluğunu ortadan kaldırmak
diğer taraftan da kan şekerlerini daha kolay kontrol altına alabilmek
ve düşürebilmek için beyaz lahana kürü geliştirdim. Bu kür için beş
numaralı kürü okuyunuz.

Bazı insanların özellikle ayak baldırlarından kalçalarına kadar olan
bölgelerinde yer yer kılcal damarlarının çatladığı
(capillary-fragility) görülür veya da deri yüzeyine yakın kılcal
damarlar belirgin bir şekilde gözlenebilmektedir. İleri aşamalarında bu
durum bazı belirgin şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olur. Bu
şikayetler özellikle kış aylarında soğukların başlamasıyla kendisini
daha çok göstermeye başlar. Bu şikayetlerin başlıcaları kılcal
damarların belirgin olarak görüldüğü bölgede yüzeysel yanma duygusunun
başlamasıdır. Fazla yürüdüğünüz zaman yanma daha çok artar ve
dinlenmekle de bu yanma duygusu geçmez. Biraz fazla yürümek ağrı
vermeye başlar. Uzun müddet ayakta kalınca hem yanma hem de ağrı
artmaya başlar. Yanmanın olduğu yüzeyde hissetmeme duygusu da (yüzeysel
his kaybı) kendisini belirgin bir şekilde belli eder. Yanma ve ağrının
olmadığı zamanlarda o bölgedeki yüzeysel his kayıbı devam edebilir. Her
geçen yıl yanma bölgesindeki yüzeysel his kaybı artışı kendisini
gösterebilir. Bu durumda beyaz lahana bir mucize gibi imdadınıza
yetişir. Bunun için aşağıda verdiğim iki nolu kan dolaşımı uygulamasını
kullanabilirsiniz. Şikayetlerinizin nasıl ortadan kalktığını hayretle
gözleyeceksiniz. Aynı şikayetlerden muzdarip onlarca insan tanıdım.
Kendilerine kullanma şeklini aşağıda belirttiğim beyaz lahana kürünü
önerdim. Kısa bir zaman sonra bu insanlardan gelen mesajlar bana beyaz
lahananın nasıl bir mucizevi bitki olduğunun ve de araştırmalarımda
elde etmiş olduğum sonuçların da birer kanıtı olmuştur.

Burada hemen şu açıklamayı yapmayı uygun buluyorum, normal kilosu olan
insanlarda su, yağ ve protein dağılımı kabaca; %60 su, %20 yağ ve %20
protein şeklindedir. Fazla kilosu olanlarda bu dağılım yaklaşık %40 su,
%40 yağ ve %20 proteindir. Dikkat edilecek olursa protein oranı pek
fazla bir değişim göstermemek tedir. Buna karşı yağ oranı artmakta ve
su oranı da azalmaktadır. Yani kaba bir yaklaşımla şunu söyleyebiliriz,
kilo alırken vücudumuzdaki su ve yağ oranı değişmektedir. Kısaca
vücudumuzdaki yağ oranı artmakta ancak su oranı azalmaktadır. Bu
noktada önemle vurgulamak istediğim husus şudur, kilosu fazla olan
insanların, normal kilolu insanlara göre daha fazla su içmeleri
gerekir. Bunun sebebi ise, kilo aldıkça insan vücudunda su oranının
azalmasıdır. Normal kilosu olan bir insan günde en az 1,5 litre su
içmek zorundadır.

Vücudumuzda her an milyonlarca kimyasal reaksiyon oluşmaktadır.
Bunların bazılarının sonucunda toksinler oluşmakta veya tükettiğimiz
birçok besinde de toksinler bulunmaktadır. Toksinlerin genel bir
özelliği yağda çözünme özelliğinin olmasıdır. Bu özelliğin anlamı
şudur; dışardan besinler yoluyla aldığımız veya vücudumuzda oluşan
toksinlerin bir kısmının vücudumuzdaki yağ dokusunda depolanmalarıdır.
Buradan iki önemli sonuç çıkartabiliriz: Birincisi, kilolu bir insanın
kısa zamanda kilo verdiğini düşünün, kilo verirken yağlar erimekte
(buna yanma demek daha doğrudur) ve depolanmış toksinler açığa
çıkmaktadır. Hızlı bir şekilde kilo verildiği zaman bol miktarda açığa
çıkan bu toksinler sağlığımızı (organlarımızı) olumsuz
etkileyebilmektedir. Bu nedenle hızlı kilo verilmemesi gerekir.
İkincisi ise kilomuz arttıkça vücudumuzdaki su oranı da azalmaktadır.
Su, bütün organların rahat bir biçimde çalışabilmesi ve toksinlerin
atılabilmesi için çok mühimdir. Ayrıca hücrelerimizde ceryan eden
elektrokimyasal reaksiyonlar vasıtasıyla sudan oksijen kazanılır, tıpkı
bir elektroliz gibi. Dikkat edilecek olursa kilo arttıkça vücudumuzdaki
yağ oranı artmakta ancak vücudumuzdaki toplam su miktarı azalmaktadır.
Bu nedenle özellikle kilolu insanların gün boyu yeteri kadar su alımına
dikkat etmeleri gerekir. Fazla kilosu olan insanların hareket etmek
istememelerinin ve kendilerini yorgun hissetmelerinin arkasında yatan
gerçeklerden biri de vücutlarında yeteri kadar suyun depolanamayışından
kaynaklanmaktadır. Çünkü, hücrelerin ihtiyacı olan oksijen, sadece
solunum yolu ile aldığımız oksijene bağlı olmayıp, hücrelerde suyun
elektrokimyasal olarak elektrolizi sonucunda ortaya çıkan oksijene de
bağlıdır.
Beyaz lahana, vücudumuzda biriken toksinlerin dışarı atılmasını
(detoxification) en iyi sağlayan bir sebzedir. Aşağıdaki uygulamaya
göre uygulanacak olan beyaz lahana kürü, vücudumuzda biriken toksinleri
çok rahat bir biçimde idrar, terleme ve dışkı yoluyla dışarı atmamıza
yardımcı olur. Bu sayede bağışıklık sistemini hem güçlendirmiş hem de
uyarmış olur. Türk mutfağının vazgeçilmez sebzesi olan beyaz lahana zor
hazımlı ve gaz yapıcı olmasına rağmen gerçek bir şifa kaynağıdır.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Beyaz Lahana kürü   6/4/2008, 21:17

Beyaz lahana glucosinolate adı verilen madde içermektedir. Bu maddenin
en önemli özelliği mikroorganizmaların büyümesini ve çoğalmasını
engellemesidir (inhibe etmesidir). Bu özelliğinden dolayı bağışıklık
sisteminin güçlenmesinde doğrudan etkilidir. Glucosinolate ve
grubundaki etkin maddeler diğer bir çok sebzede de bulunmaktadır.
Ancak, beyaz lahana ile bu bakımdan başka hiç bir bitki boy ölçüşemez.
Neden, beyaz lahana böyle diye sorarsanız, beyaz lahanayı bir bütün
olarak değerlendirmek gerektiğini söylerim. Çünkü, glucosinolate'ları
böylesine etkili ve güçlü kılan, taze beyaz lahanadaki diğer bazı
önemli etkin maddelerin bulunmasıdır. Hele hele kan dolaşımını
düzenlemesindeki gücü başka hiç bir sebze ve meyvede bulunmayan
potansiyel bir güçtür. Elektrik işletme sinde çalışan kilolu bir
insanla tanıştım. İşim yapılırken bana, geceleri uyurken soluğunun
durduğunu ve ani olarak korkarak uyandığından bahsetti. Hekimlerin
dolaşım bozukluğu teşhisi koyduğunu söyledi. Ayrıca, zayıflaması
gerektiğini de söylemişler. Kendisine, hekiminin önerilerine uymasını,
takviye olarakta kitabımda taze beyaz lahana ile ilgili bölümde "Kan
Dolaşımı Düzenleyici Kür" ü uygulamasını önerdim. Bu kişi beni bir gün
telefonla arayarak, " Hocam size ne kadar teşekkür etsem azdır.
Söylediğiniz kürü uyguladıktan bir hafta sonra rahat rahat uyumaya
başladım, geceleri soluk durması gibi şikâyetlerimde tamamen ortadan
kalktı. Üstelik kiloda verdim." Apnoe adı verilen bu şikâyetin
tetikleyici sebeplerinden en önemlisi uyku esnasında kan dolaşımı
bozukluğunun yaşanmasıdır. Bu konuda aşağıdaki iki nolu kürü okuyunuz.

Beyaz lahana ve B12-vitamini
B12-vitamini sadece hayvansal besinlerde bulunur. Ancak, beyaz
lahananın fermentasyonu sonucunda B12-vitamini bakımından zengin, ekşi
tadı olan ferment-lahana oluşur. Bu özellik hemen hemen başka hiç bir
bitkide yoktur.

Selülit Oluşumu ve Hormonlar
Selülitlerin oluşumunda hormonların rolü büyüktür. Şüphesizki,
beslenmenin de selülit oluşumunda önemli rolü vardır. Beslenmeye dikkat
ederek, selülit oluşumunu engellemek veya durdurmak mümkündür. Eğer,
beslenmenize dikkat ettiğiniz halde selülit oluşumu devam ediyor ise,
burada ağırlıklı olarak iki önemli faktör rol oynuyor demektir.
Birincisi su tüketimi, ikincisi ise bazı hormonların düzensizliğidir.
Genel olarak, kadınlar erkeklere göre daha az su tüketmektedirler. Az
su tüketimi selülit oluşumunda etkin rol oynamaktadır. Bu nedenle günde
en az birbuçuk litre su içmek gerekir. Gün boyu içilen meyve sularını
veya çay tüketimini veya bitkisel çay tüketiminin içerdiği suyu, günlük
tüketilmesi gereken birbuçuk litre suya dahil etmemek gerekir.
Unutmayınızki, suyun yerini hiç bir şey dolduramaz. Yirmidört saat
içerisinde en az bir buçuk litre suyun içilmesi gerekir. Bu taktirde,
az su tüketiminin neden olduğu selülit oluşumunun önüne geçilebilir.
Kitaptaki su ile ilgili bölümü okuyunuz. Beyaz lahana içerdiği indol
grubu maddelerden dolayı bazı hormonların dengelenmesinde iyi bir
düzenleyicidir. Ancak, bu özellik selülitlerin oluşumunda etkin rol
oynayan tüm hormonlar için geçerli değildir. Beyaz lahana kürüne rağmen
selülitlerde belirgin bir azalma gözlenemiyor ise, bu taktirde
bayanların genel olarak kadınlık hormonlarının dengelenmesinde mükemmel
rol oynayan arslanpençesi kürünün önce uygulanmasını öneririm.
Arslanpençesi, adeta kadınların kadınlık hormonlarının dengelenmesi
için yaratılmış bir bitki... Aşırı oranda selüliti olan bayanlara, önce
hormon dengeleyici arslanpençesi kürünü uygulamalarını daha sonra beyaz
lahana kürünü uygulamalarını öneririm. Bakınız, arslanpençesi.

Hamile bayanlar ve beyaz lahana kürü
Beyaz lahananıniçerdiği Indol-3-Carbinol (I3C), östrojen hormonunu
modüle ettiğinden dolayı hamile bayanların beyaz lahana kürü
uygulamamaları gerekir. Beslenme amaçlı olarak beyaz lahana salatası
veya dolmasını tüketmelerinde bir sakınca yoktur.

Safra kesesi alınmış olanlar ve beyaz lahana kürü
Safra kesesi alınmış olanların, beyaz lahana kürünü uygulamaları
durumunda aşırı şişkinlik veya şiddetli gaz yaşamaları ihtimali
yüksektir.

Dikkat 1:
Bazı kitaplarda beyaz lahananın şifalı gücünden faydalanabilmek için
onun çiğ olarak (haşlanmadan) preslenerek (ezilerek veya sıkılarak)
özsuyunun kullanılması önerilir. Bu kesinlikle doğru değildir. Aksine
haşlanması gereklidir. Sıkılmış çiğ beyaz lahana suyu hem şişkinlik ve
gaz yapar hem de hazmı zorlaştırır. Tüm bunların dışında çok önemli bir
noktada şudur: Lahananın yapraklarını çiğ olarak presle diğiniz
taktirde, lahananın yapraklarında ayrı ayrı bölümlerde bulunan
myrosinaz enzimi ile glucosinolate maddeleri birbirlerine karışır.
Karışma başlar başlamaz, myrosinaz enzimi, glucosinolat maddesinin
içerdiği kükürtü serbest hale getirir ve de yan ürün olarak ayrıca
toksin de (zehirli madde) oluşur.

Dikkat 2:
Beyaz lahana ile ilgili tüm uygulamaları günlük ve taze olarak
hazırlayınız. Birkaç günlük hazırlayıp buzdolabında bekleterek
kullanmayınız. Hazırladığınız beyaz lahana suyunu yirmidört saatten
fazla beklettiğiniz taktirde (buzdolabında dahi olsa) nitril ve
elementer kükürt oluşmaktadır. Bu oluşumdan dolayı arzu edilen şifalı
güç hem oldukça zayıflamakta hem de nitril ve elementer kükürt
sağlığımız üzerinde olumsuz etki yapabilmektedirler. Bazı kişiler bir
çok sebzenin veya bitkinin çiğ olarak tüketilmesi taraftarıdırlar;
çünkü daha çok şifalı gücünden istifade ettiklerine veya edeceklerine
inanırlar. Bu genel bir kural değildir. Bu görüş kısmen doğru kısmen de
yanlıştır. Şüphesiz ki doğru olan tarafı içerdikleri vitaminlerin
pişirilme esnasında yok olduğudur. Ancak, bizi burada birinci derecede
ilgilendiren o sebze veya meyvenin içerdiği vitamin gücü değil, şifa
veren etkin maddeleridir. Örneğin; beyaz lahananın haşlamadan (çiğ
olarak) preslenerek suyunu çıkardığınız taktirde, havayla temasın
sağlanması sonucunda içerdiği enzimler bir çok gerekli olan şifalı
etkin maddeyi etkin olmayan başka maddelere çevirmektedirler. Örneğin,
çiğ olarak beyaz lahana sıkıldığı taktirde içerdiği myrosinaz enzimi
bir çok şifa yönü bizim için gerekli olan etkin maddeleri sağlık
açısından faydası olmayan hatta zararı olan maddelere çevirmektedir.
İşte, bu çevirime engel olmak için mutlaka haşlamak zorundayız.
Enzimlerin tamamı haşlama esnasında denatürize olurlar ve enzimatik
özellikleri de (çevirme özelliği) ortadan kalkar.

Dolaşım sisteminizi koruyunuz! Vücudumuz kan dolaşımı aracılığı ile
aldığımız besinler ve oksijenle beslenmektedir. Kan dolaşımında sorun
çıkarsa, yüksek veya düşük tansiyon, kalp rahatsızlıkları, varis ve
ruhsal sıkıntılar (depresif olma hali) gibi daha pek çok rahatsızlıklar
ortaya çıkmaktadır. Bu rahatsızlık ların ortaya çıkmaması için kan
dolaşımınızın sağlıklı bir şekilde çalışması gerekir. Kan dolaşımınızın
sağlıklı bir şekilde çalışmasını doğru beslenme ile destekleye
bilirsiniz. Burada birinci sırayı C-vitamini almaktadır. C-vitamininin
damarlar üzerindeki (özellikle kılcal damarlar) olumlu etkisi çok
önemlidir. Damar duvarlarının sağlamlığını artırıcı ve çatlamasını
engelleyici rolü büyüktür. Damarlarda akan kanın kolayca akabilmeside
çok önemlidir. Bu da kan pıhtılaşmasını engelleyici besinler ile olur.
Bunların başında dolmalık biber, soğan, kök zencefil çayı ve limon suyu
gelmektedir. Kan dolaşımını düzenleyici en güçlü sebze beyaz lahanadır.
Beyaz lahananın kan dolaşımı üzerindeki olumlu etkisi öylesine güçlüdür
ki, kürü uygula maya başladıktan kısa bir zaman sonra etkisini görmek
mümkündür. Dolaşım bozukluğu parmak uçlarında uyuşmalara, kollarda
karıncalanmalara neden olabilmektedir. Bu türden şikâyetler genelde
kırk yaşlarından sonra ortaya çıkmaya başlar. Dolaşım bozukluğuna karşı
uygulanacak beyaz lahana kürü bu türden şikâyetlerin ortadan
kaldırılmasında mükemmeldir.


Mühim Not 1:
Aşağıdaki uygulamalarda, zayıflama ve selülitleri yok edici kürler
verilmiştir. Bu kür ler uygulanırken kahve tüketiminden kesinlikle uzak
kalınmasını öneririm. Bunun nedeni ise, kahvenin kortisol ve insülin
hormonlarının konsantrasyonunu (miktarını) artırmasıdır. Kortisol ve
insülin hormonları yağ depolayan hormon lardır. Bu iki hormon aynı
zamanda yaşlanmayı hızlandıran hormonlardır. Kısaca, kahve tüketimi hem
yağ depolanmasını hem de yaşlanmayı hızlandırır. Kahveden uzak durunuz
önerisi, sadece beyaz lahana kürüne özgü değildir. Hangi zayıflama
metodu olursa olsun, o metodu uyguladığınız müddetçe kahve tüketiminden
uzak durunuz. Hücrelerinizin çabuk yaşlanmasını hızlandıran da yine
kahvedir. Kahveden tamamen uzak durunuz anlamını da çıkartmayınız.
Ölçülü olunuz. Ancak, aşağıdaki üç ve dört nolu kürleri uygulamaya
karar verirseniz, kahveden kesin olarak uzak durmanız gerekir. Kaffein
veya kaffeinsiz kahvenin bu konudaki etkisi aynıdır.
Kürler için uygulayacağınız beyaz lahananın mutlaka mevsiminde ve tabii
olarak yetiştirilmiş olanlarını tercih ediniz. Her ne kadar adı beyaz
lahana ise de, tercihiniz normal mevsiminde yetişenler olmalıdır.
Bunlar, hafif sarı-yeşil yapraklı ve de iri olanlardır. Mevsiminin
dışında küçük ve beyaz yapraklı lahanalar, kürler için uygun değildir.
İri ve yaprakları hafif sarı-yeşil renkte olan mevsiminde tabii olarak
yetiştiril miş beyaz lahanaları tercih ediniz. Küçük ve beyaz yapraklı
lahanalar aşağıda önerilen kürler için uygun değildir.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Beyaz Lahana kürü   6/4/2008, 21:18

Kür 1: Toksin atıcı ve kolon kanserini önleyici
Beyaz lahananın toksin atıcı ve kolon kanserini önleyici özelliğinden
istifade edebilmek için, kaynamakta olan yarım litre suda 6-7 adet
beyaz lahana yaprağı parçalamadan (tüm olarak), on dakika ağzı kapalı
olarak hafif ateşte haşlanır, sabah ve akşam olmak üzere aç veya tok
karna birer su bardağı içilir. Bu işleme toplam beş gün devam edilir.
Beş gün uyguladıktan sonra üç gün ara verilir ve tekrar beş gün
uygulanır. Böylece toplam on günlük kür tamamlanmış olur. Kısaca:

5 gün uygulama + 3 gün ara + 5 gün uygulama = Toplam 10 günlük kür

Toksin atıcı ve kolon kanserini önleyici bu on günlük kürü, bir yıl
boyunca üç veya dört defa yapmak en doğrusudur. Bu kürü uygulamaya
başladığınızın ikinci veya üçüncü gününden sonra vücudunuzun
terlediğini ve özellikle de yüz kısmınızda yağlı yağlı terlediğinizi
görürsünüz. Aynı zamanda dışkıda da belirgin şekilde yağ oranının
artığı gözlenebilmektedir. Bu da yağla beraber toksinlerin atıldığını
gösterir. Bu kürü uyguladığınız dönemlerde daha sık banyo veya duş
yapmanız sizi hem daha çok rahatlatacak hem de deri gözenekleri
açıldığından daha rahat toksinli-yağ atmanıza yardımcı olmuş olacaktır.
Unutmayınız ki, toksin atan vücut kendini yeniler.

Not: Kesinlikle on günlük kür için ihtiyacınız olan miktarı tek bir
defada hazırlama- yınız. Hergün taze olarak hazırlamanız şarttır.

Kür 2: Kan dolaşımı düzenleyici
Üç veya dört adet beyaz lahana yaprağı parçalamadan (tüm olarak)
kaynamakta olan yarım litre suya atılır ve hafif ateşte ağzı kapalı
olarak onbeş dakika haşlanır. Damak tadı için veya içimi kolay olsun
düşüncesi ile haşlama suyuna hiçbir şey ilave etmeyiniz. Sabah ve akşam
aç veya tok karnına bir su bardağı içilir. Her üç günde bir, üç gün ara
verilerek toplam 21 gün içilerek uygulanır ve birinci kür tamamlanmış
olur. Üç aylık aradan sonra tekrar; Her üç günde bir, üç gün ara
verilerek toplam 21 gün içilerek, ikinci ve son kür tamamlanmış olur.

Kür 3: Selülitlerin yok edilmesi
Üç veya dört adet beyaz lahana yaprağı parçalamadan (tüm olarak),
kaynamakta olan yarım litre suya atılır ve hafif ateşte ağzı kapalı
olarak onbeş dakika haşlanır. Damak tadı için veya içimi kolay olsun
düşüncesi ile haşlama suyuna hiçbir şey ilave etmeyiniz. Sabah ve akşam
aç veya tok karına bir su bardağı içilir. Her üç günde bir, üç gün ara
verilerek toplam 21 gün içilerek uygulanır. Bu uygulamadan sonra 21 gün
ara verilir. 21 günlük aradan sonra sadece haftada bir defa, sabah ve
akşam bir su bardağı içilerek selülitler yok olana kadar haftada bir
defalık küre devam edilir.

Kür 4: Zayıflamak için
Dört veya beş adet beyaz lahana yaprağını parçalamadan (tüm olarak)
kaynamakta olan 750 ml suyun içine atınız ve hafif ateşte ağzı kapalı
yedi dakika haşlayınız. Damak tadı için veya içimi kolay olsun
düşüncesi ile haşlama suyuna hiçbir şey ilave etmeyiniz. Haşlama suyunu
aşağıdaki şekilde tüketiniz:

İlk beş gün hergün sabah ve akşam bir su bardağı
İkinci hafta hergün bir su bardağı
Üçüncü hafta iki günde bir (gün aşırı) bir su bardağı
Dördüncü hafta üç günde bir su bardağı
Beşinci hafta yedi günde bir su bardağı
Altıncı hafta içilmeyecek
Yedinci hafta bir su bardağı

Zayıflamak için yaptığınız bu kür aynı zamanda toksin atıcı, arındırıcı
ve kansere karşı da koruyucudur. Her 4 kürde de haşlanmış beyaz lahana
yapraklarının tüketilmesine gerek yoktur ve yemeklerden bir saat önce
veya iki saat sonra içilme lidir.

Kür 5: Kan şekerini düşürücü ve dolaşımı düzenleyici
Bir litreden az yarım litreden fazla (yaklaşık 750-800 ml veya beş su
bardağı) kaynamakta olan suda yedi-sekiz tane beyaz lahana yaprağını,
parçalamadan (doğramadan, bir bütün olarak) hafif ateşte on dakika ağzı
kapalı olarak haşlayınız. Haşlama esnasında kapağı açarak, bir kaşık
yardımıyla yaprakların tamamının suyun içerisinde kalmasına özen
gösteriniz. Tahta kaşık kullanmanızda fayda var. Ilıdıktan sonra
haşlanmış beyaz lahana yapraklarını süzerek ayırınız ve aç karna veya
yemeklerden bir saat sonra sadece bir buçuk su bardağı kadar suyunu
içiniz. Açkarına içilmesi daha etkilidir. Haşlanmış beyaz lahana
yapraklarını tüketmenize gerek yoktur. Beş-altı gün uygulanacak bu
kürde, beyaz lahananın her gün taze olarak hazırlanması gerekir. Bir
defada her öğünden sonra bir buçuk su bardağını içmekte (tüketmekte)
zorlanıyorsanız, bu taktirde gün boyu aralıklarla her defasında yarım
su bardağı içerek de kürünüzü uygulayabilirsiniz. Eğer, kan şekeriniz
zaman zaman yükseliyor ve de dolaşım bozukluğu şikâyetleri de
yaşıyorsanız, beyaz lahana kürü mükemmel bir takviyedir. Kan
şekerinizin aşırı yükselmesine ve dolaşım bozukluğuna karşı da zaman
zaman bir önleyici olarak uygulayabilirsiniz. Şeker hastalarının yılda
3-4 kez bu kürü uygulamalarında büyük faydalar vardır. Değerli okuyucu,
beyaz lahana kürü yüksek kan şekerini nasıl olsa düşürüyor
düşüncesiyle, hekime gitmekten veya kan şekerinizi kontrol ettirmekten
kesinlikle geri kalmayınız.

Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız. Buradaki
uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Öncelikle bilmeniz
gereken nokta, kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup
olmadığıdır. Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız. Hekime gitmeden ve
teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, bu kitaptaki bilgiler
ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Bu kitabın içindeki
bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.

Alıntı : Prof.Dr İbrahim Saraçoğlu

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Beyaz Lahana kürü   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Beyaz Lahana kürü
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
halit :: HASTALIKLAR A - Z :: GÜNCEL-
Buraya geçin: