halit
Foruma hoşgeldiniz

Foruma üye olunuz..
halit

Şifalı bitkiler, bitkisel tedavi, bitki, bitkisel formuller, fitoterapi, Otacı,
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Kalp

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Kalp   10/2/2008, 01:55

KALP
Bezelye : Haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemegi yiyen bir erkegin, yemeyene oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve protein deposu olan bezelye, kalp için de çok önemli.
Kepekli Ekmek : Kalp hastaliklariyla bagirsak kanseri için faydalidir. Günde 12 gramdan fazlasi kisiye göre zararli olabilir.
Kiraz : 100 graminda 40 kalori bulunuyor. Içerdigi ellegic asit, vücudu kansere karsi korurken, kiraz kalp damarlarindaki normal bir kan dolasimini saglar. Çok kiraz yenmesi, gut hastaligina yakalanma riskini de düsürür. Günde 20 kiraz yemek 1 aspirin yerine geçiyor.
Çikolata : E vitamini, magnezyum ve demir; Kalp hastaliklarina yakalanma riskini düsürür.

Günde en fazla 1 çikolata yiyin.
Elma : Günde 5 adet yiyin.
Misir Gevregi :Günde 1 tabak yeterli.
Salatalik : Diyet yapanlarin en büyük yardimcisi olan salatalik, kolesterolü düsürür. Kalbi güçlendirir.

Salatayi soymadan yiyin, Çünkü kalbi kuvvetlendiren madde, kabugu ile derisi arasinda bulunuyor.
Yumurta : Tüm yiyecekler içinde en kaliteli proteini içerir. En önemli özelligi, kolesterol oranini düzenleyen lesitin maddesi içermesi. Tavada az yagda pisirilmis yumurtayi tavsiye ederiz.
Sarimsak :Mutfaginizdan eksik etmeyin. En az 1000 dogal tedavide kullanan sarimsak, sindirim sisteminden, kansere, kan dolasimindan kalp hastaliklarina kadar her seye yarali.Ancak hamileler dikkat olmali.

Asiri sarimsak da kalp yanmalari ve çarpintilarina yol açar.Günde bir dis yeter.
Humus : E vitamini zengini humus, kanda kolesterol oranini da ayarlar.
Kavun : Bir kavunun yarisi insan vücudunun günlük C vitamininin ihtiyacinin tamamini,

A vitaminin de yüzde 15'ini karsilar. Kavun, kalp ve böbrek hastalarinin diyetlerinde sikça kullanilan bir meyvedir.
Süt : Tam bir kalsiyum, protein, folik asit, A,E ve D vitaminleriyle fosfor deposu.

Çocuk, genç ve hamilelerin günde en az yarim litre süt içmesi gerekiyor.
Seftali : Bir seftali, günlük C vitamini ihtiyacinizin yarisini karsilar. Sindirimi kolay olan meyvanin koyu renklilerini tercih edin. Çünkü kabuguna renk veren betakarotene maddesi, kalp ve kansere karsi faydalidir.
Pirinç : E ve B12 ve B vitaminleri ve potasyum içerir. Özellikle kolon ve bagirsak kanserlerine karsi faydalidir. Kolesterolü düsürdügünden kalbe iyi gelir.
Tuz : Vücuttaki kan dolasimini ve sinir sistemini düzenler. Mide kanseri, kemik erimesi, kalp sorunlarina bire birdir. Ingiliz Saglik Bakanligi, halkina günde 9 gram tuzun kafi oldugunu, asirisinin vücuda zarar verecegini açikladi.
Çay : Günde 2 bardak içilen çayla,4 elma,5 sogan,7 portakal yemis gibi kalp dostu antioksidan madde almis olursunuz. Ingilizler, özellikle çocuklarin haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor.
Ton Baligi : Kolesterol ve tansiyonu düzenler. Anemi hastaligina karsi D ve B12 vitamini içerir. Birçok kansere karsi vücudu içerdigi nikotinik asitle korur. Bir konserve ton baligi vücudun D vitamini ihtiyacinin tamamini karsiliyor.
Hindi Eti : 125 grami, vücudun günlük folik asit ihtiyacini karsilar. Folik asit, kan hücrelerinin yenilenmesine yardimci olur.
Karpuz : Bir dilimiyle günlük C vitamini ihtiyacinizin %80'nini karsilarsiniz. Içerdigi potasyum, kan dolasimini saglar.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Kalp güçlendirci bitkiler   25/2/2008, 23:07

Kalp güçlendirici bitkiler
Alıç: Etkinliği ve zararsızlığı pek çok ülkenin sağlık bakanlığınca onaylanmış olan ender bitkilerdendir.
Kalp, damar sistemi ve beyinde geliştirdiği olumlu etkiler ancak 2-3 haftalık bir kullanımdan sonra görülmeye başlar ve artarak sürer. Hiçbir yan etkisi yoktur, alışkanlık yapmaz, sürekli kullanımında hiçbir sakınca yoktur.
Dolaşımı sağlayan damarları genişleterek, daha fazla kan ve oksijenle beslenen kalp kaslarının güçlenmesini sağlar ve yüksek kan basıncını dengeler. Ayrıca, kan dolaşımındaki bu olumlu gelişmeden beyin de yararlanır ve bellek güçlenir. Miyokart enfarktüsü sonrasında, angina pectoris�te, yavaş kalp atımında ve genel anlamda kalp güçlendirici olarak kullanılmalıdır.
Ökseotu:Kalp kaslarını güçlendirir, damar sertliğine karşı kullanılabilir, yüksek ve alçak kan basıncını dengeleyebilir, bağışıklık ve savunma sistemlerini güçlendirdiği varsayılır. Ağır enfeksiyon hastalıklarından sonraki kalp kasları zafiyetinde başarıyla kullanılabilir.
Biberiye: Kalp koroner toplardamarlarının daha fazla kan taşıyabilmelerini sağlayabilir. Dolaşım bozukluklarında bitki banyoları yararlı olabilir.
Kediotu kökü:Stres veya sinirsel kökenli tüm kalp ve dolaşım aksaklıklarında başarıyla kullanılabilir.
Aslankuyruğu:Kalbi güçlendirir, özellikle yatar durumda oluşan şiddetli kalp çarpıntılarını normalleştirir. Sinirsel kökenli kalp rahatsızlıklarında kullanılabilir.
Oğulotu(Melisa): Sinirsel kökenli kalp rahatsızlıklarında kullanılabilir.
Nane-Mayıs papatyası:Eşit oranda karıştırılarak, kalp çarpıntılarına karşı denenebilir.
Soğan: Kalp kaslarını güçlendirir.
İnci çiçeği:Sinirsel kökenli kalp düzensizliklerinde, özellikle kalp atışının yavaşlığında ve kalp kaslarının güçsüzlüğünden kaynaklanan ödemlerde kullanılmalıdır.
İnci çiçeği nin kalp üzerindeki etkisi, yüksükotu (Digitalis purpurea) etkisine eşdeğerdir. Ama yüksükotunun tehlikeli zehirliliğine karşın, inci çiçeği nde, sağlık sorunu oluşturabilecek oranda zehirlilik yoktur, ayrıca, etken maddeleri organizmada birikim yapmaz ve kısa sürede dışkılanır. Bitkinin etken maddeleri kalp glikozitlerinden oluşur: Convallatoxin, Convallatoxol, Convallamarin, Convallasid ve Convallatoxolosid (tüm bu adların kökeni, bitkinin Latince adıConvallaria majalis dir). Bu kadar çeşitli biyokimyasal arasında, kalbi doğrudan etkileyen ana etken madde sayısı ikiyi geçmez ve en önemlisi ise Convallatoxindir. Bir farmakolog için bunun anlamı, öteki maddelerin önemsiz olduklarıdır. Ama bu saptama kesinlikle doğru olmayacaktır,
çünkü, ikincil etken maddelerin, ana etken madde Convallatoxin in çözünme yeteneğini 500 (beşyüz) misli arttırdığı saptanmıştır. Bu nedenle, bitki drogunun ve tentürünün en küçük dozajları bile tedavide etkili olabilmektedir. Ayrıca, bu etken maddeler bileşiminin olumlu etkisinin, hızla etki yapıp kısa sürede okside olarak dışkılanan Convallatoxine oranla daha uzun süreli olduğu da saptanmıştır. Doğrudan etki yapmayan ikincil maddeler, zamanla, organizma tarafından etken bir bileşime dönüştürülebilmektedir. İnci çiçeği, şifalı bitkilerin sinerjik etkileri (bir sonucun sağlanmasında birkaç görevin işbirliği) bakımından çok önemli bir örnektir.
Şifalı bitkilerle ilgili tüm bu analizler ve biyokimyasal araştırmalar bize, çeşitli maddelerden oluşan bir bileşimin, içeriğindeki en etken maddeden çok daha etkili olduğunu göstermektedir.
Şifalı bitkilerin içerdiği tüm maddelerin birbirini etkilemesi sonucunda tedavi edici bir etki oluştuğuna göre, bitkilerin bu gücünü yalnızca bazı maddelerin kimyasal yapısında aramamamız gerekir.
Burada, kuşaktan kuşağa aktarılan bilgilerin, çağdaş bilim tarafından da onaylanması gerektiğini görüyoruz.
Kan dolaşımına yararlı şifalı bitkiler
Kalbi güçlendirici bitkiler olduğu gibi, kan dolaşımını güçlendiren ve dengeleyen bitkiler de vardır.
Bu bitkilerin önde gelenleri sırasıyla: Ökseotu, sarmısak, alıç, hindiba, civanperçemi, atkestanesi, ıhlamur, kediotu kökü, biberiye, paprika, zencefil.
Görüldüğü gibi bu bitkilerin bazıları kalbi güçlendirmede de kullanılan bitkilerdir.
Ama ayrıca, damarları genişletici, yüzeysel kan dolaşımını uyarıcı ve idrar arttırıcı bitkilerin de kullanılması gerekir. Bu çeşitliliğin nedeni, bedenin sınırlı bir bölgesindeki rahatsızlığın, beden bütünlüğü içindeki öteki sistemlerde oluşan bir dizi aksaklıklardan kaynaklanıyor olabileceği
kuramına bağlıdır.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Kalp   25/2/2008, 23:17

İdrar arttırıcı bitkiler (diuretika)
Kan dolaşımı bozukluklarında, sistemde oluşan sıvı birikimlerini dışkılayabilmesi için bedene yardım edilmesi kaçınılmazdır. Eğer kalp zayıfsa ve bu nedenle kanın böbreklerden geçmesini sağlayamıyorsa veya toplardamar sistemi (özellikle bacaklardaki) güçsüzse, bedenin bazı bölgelerinde sıvı birikimi (ödem) oluşur. Bu durumda, hindiba, inci çiçeği, civanperçemi, fasulye kabuğu etkilidir ve uygundur. Kan dolaşımı rahatsızlıklarında kullanılabilen bu bitkilerin içinde, konuya en uygun olanı hindibadır. Kalbin gücünü arttırmak için herhangi bir idrar arttırıcı drog kullanıldığında, potasyum dengesi bozulabilir ve kalp rahatsızlığı bu yüzden önemli boyutlara ulaşabilir. Bu nedenle, tıbbi tedavilerde kullanılan idrar arttırıcıların yanı sıra potasyum da kullandırılır. Ama hindiba kullanımında bu tür sorunlar görülmez, çünkü hindiba zaten bol miktarda potasyum içerir.
Sinir sistemini güçlendirici bitkiler (Neurotonic)
Korku ve stres, tanımı olanaksız dolaşım sistemi aksaklıklarına (kardiyovasküler sistem) yol açabilir.
Kişinin bedensel ve ruhsal özellikleri bu durumda başlıca etkenlerdir. Tüm kalp ve kan dolaşımı aksaklıklarında, rahatlatıcı ve sinir sistemini güçlendirici droglar mutlaka kullanılmalıdır.
Çünkü bu tür rahatsızlıklar genellikle korku ve stresten kaynaklanabilir.
Önerilebilecek bitkiler: kediotu kökü, arslankuyruğu, oğulotu,papatya, ıhlamur, yulaf, frenk kimyonu. Rahatsızlığın özelliklerine uygun bitki seçimi için, kitabın şifalı bitkiler bölümüne bakılmalıdır.
Bilinçli kullanıldığında, şifalı bitkilerle tedavi bilimi(Fitoterapi), kan dolaşımı aksaklıklarına karşı kullanılabilecek pek çok olanak sunabilir. Ama bu tür rahatsızlıkların doktor kontrolünde tedavi edilmesi gereği kesinlikle unutulmamalıdır! Bazı hastalıkların özelliklerini gözden geçirirken, her insanın kendine özgü bir yapıya sahip olduğunu da unutmamalıyız. İnsan, bir ders kitabı değildir!
Kalp yetmezliği
Tıp bilimi, kalp rahatsızlıklarını pek çok bölüme ayırmıştır, ama şifalı bitkilerle tedavide bu ayrıma gerek yoktur; çünkü biz burada, özellikle kalbi güçlendiren bitkilerle ilgileneceğiz. Kalbin güçlenebilmesi için, aşağıdaki bitki karışımının uzun süre kullanılması gerekir:
Alıç 2 ölçek, arslankuyruğu 2 ölçek, inci çiçeği 1 ölçek
1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki karışımı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3 bardak çay, aç karnına veya öğün aralarında, tatlandırılmadan içilir. Aynı zamanda, potasyum alımına da özen gösterilmelidir; örneğin domates ve üzüm. Eğer bedende sıvı toplanması varsa, karışıma 1 ölçek hindiba eklemek gerekir. Gerginlik ve korku halleri görüldüğünde, bitki karışımı, 1 ölçek oğulotu ve 1 ölçek ıhlamurla zenginleştirilir. Bu karışımın çayı da günde 3 bardak içilir ve bu dozajın arttırılmasında sakınca yoktur.
Eğer yine de gerginlik ve koru halleri sürüyorsa, ıhlamur yerine, 1 ölçek kediotu kökü eklenebilir.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Kalp   25/2/2008, 23:22

Kalp çarpıntısı (Palpitasyon)
Kalp çarpıntıları, ille de bir organ bozukluğundan kaynaklanmaz. Menopoz, alerji, korku ve cinsel heyecanlar da kalp çarpıntısına yol açabilir. Öncelikle bu nedenlerle ilgili çözüm yolları aranması doğru olur. Ama bu çözüm yollarının yanı sıra, kalbe hiçbir biçimde zarar vermeden kalp atımını normalleştirebilecek çok etkili bazı şifalı bitkilerden yararlanılabilir. Bu bitkilerin başlıcaları: kediotu kökü, arslankuyruğu, ökseotu ve oğulotu.
Stres ve korkudan kaynaklanan kalp çarpıntısı (sinirsel taşikardi) sıklıkla görülen bir rahatsızlıktır. Aşağıdaki bitki karışımı kısa sürede rahatlatacaktır:
Arslankuyruğu 2 ölçek, ökseotu 1 ölçek, kediotu kökü 1 ölçek
Bu çay günde 3 bardak veya daha fazla içilebilir. Eğer yüksek kan basıncı belirtileri veya kalp problemleri varsa, karışıma 2 ölçek alıç eklemek gerekecektir.
Angina pectoris (göğüs anginası)
Göğüs, boyun, kol ve bazen sırta vurabilen, boğulma ve tıkanıklık duygusu ile ortaya çıkan angina pectoris, koroner kan akımındaki bozukluklarda ortaya çıkar. Kalbin kendisi için gerekli olan kan oranında azalma olduğunda, kalp dokuları için yaşamsal önem taşıyan oksijende de azalma başlar. Angina pectoris, organik bozuklukların dışında, genelde fiziksel zorlanmalardan veya duygusal stresten kaynaklanır. Bu rahatsızlık, uzun süreli bir program uygulanarak başarıyla tedavi edilebilir. Tedavinin hedefi, oksijen içerikli daha fazla kanın koroner damarlardan geçerek kalbe ulaşmasını sağlamaktır. İki aşamalı bir tedavidir bu. Başlangıçta, daha fazla kanın akışının sağlanabilmesi için koroner damarların genişlemesi hedef alınır, ikinci ve uzun süreli aşamada ise, öteki olası engeller ortadan kaldırılır. Disiplinli olarak uzun süre kullanıldığında, Alıç bu iki konuda da başarılı olabilir. Aşağıdaki bitki karışımı, olumlu etkiyi daha da arttıracaktır, çünkü damar duvarlarını kolesterol birikintilerinden temizler ve ilerideki olası birikintilerin oluşmasını önler.
Alıç 3 ölçek, aslankuyruğu 2 ölçek, ıhlamur 2 ölçek, inci çiçeği 1 ölçek
1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki karışımı, 1 su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3 bardak çay, aç karnına veya öğün aralarında, tatlandırılmadan içilir. Ama, olası bir kalp krizi ağrısını bu çayla geçiştirmeye kalkışılmamalıdır! Eğer kan basıncı yüksekse, karışıma 1 ölçek de Ökseotu karıştırılmalıdır.
Angina pectoris tedavisi sırasında, kişinin tüm sağlık sorunları göz önünde bulundurulmalıdır. Sinir sisteminin durumu incelenmeli ve gerekli tedaviler uygulanmalıdır. Ayrıca, sindirim sisteminin de konu ile yakından ilişkisi olabilir. Kronik kabızlık kalbi ayrıca yoracağı için, öncelikle tedavi edilmesi gerekir.
Konunun başlangıcında değindiğimiz, olası önlemleri almak, özellikle beslenmede kontrol ve stresin bünyeye etkisinin tanımlanması çok önemlidir. Rahatsızlık kontrol altına alınana kadarki süre boyunca, ağır fiziksel zorlanmalardan kaçınılmalıdır. Aksi halde, şifalı bitki tedavisine karşın bir enfarktüs krizi hiç de küçük bir olasılık sayılmayabilir.
Yüksek kan basıncı (Hipertansiyon)
Toplumda yaygınlıkla görülen bir rahatsızlıktır. Gereğince tedavi edilmesi gereken pek çok değişik bedensel nedenlerden kaynaklanabilir. Ama hiçbir bedensel neden olmadan da oluşabilir. Biz burada, nedeni belirlenemeyen yüksek kan basıncı ile ilgileneceğiz.
Yüksek kan basıncının bu oldukça yaygın türünde de, türe özgü herhangi bir bulguya ulaşılamadığında, bu oluşumu başlatabilecek bazı etkenlerden söz edilebilir. Öncelikle, ana babanın armağanı olan kalıtımsal yatkınlığın araştırılması gerekir. Ama eğer gerekli önlemler alınmışsa, kalıtımsal yatkınlık da yüksek kan basıncına neden olmaktan çıkabilir. Bu rahatsızlığa yol açan başlıca etkenler, genelde stres ve korkudur. Ruhsal problemler, iş hayatının baskıları ve içinde yaşadığımız evrensel kaos bedende gerginlik, katılık ve kasılmalara neden olabilir ve sonuçta, yüksek kan basıncının oluşabileceği ortam hazırlanmış olur. Bu ruhsal durum sinir sistemini etkiler ve bu etki de kılcal damarların kasılmasına yol açarak, kalp atışını etkiler. Rahatlatıcı bedensel uygulamalar ve masajlar, bedeni gevşeterek, bu tür durumlarda yararlı olabilir.
Ayrıca, beslenme de iki ayrı biçimde etken olabilir. Besinler çok yağlı ve karbonhidrat yoğunluklu olduğunda, yağ kalıntıları, kan damarlarının duvarlarında birikintiler oluşturmaya başlar. Damar iç yüzeylerinin yağla kaplanmaya başlaması ile yüksek kan basıncının oluşmaya başlaması eşzamanlıdır. Bazı besinlere karşı alerjisi olanlarda da yüksek kan basıncı oluşabilir. Alerjilerin saptanması kolaydır, ama alerjilerin yüksek kan basıncı oluşumundaki katkılarının saptanabilmesi pek kolay değildir. Hafif ve gizli alerjiler varlıklarını genellikle yüksek kan basıncı ile belli ederler. Bu tür alerjilere en fazla yol açan besinler ise, süt ürünleridir. Bu alerjinin saptanabilmesi için, süt ürünlerinin tümü bir veya iki hafta kullanılmaz. Bu süre içinde oluşan değişiklikler gözlemlenir ve ürünlerin yeniden tüketilmeye başlanmasından sonraki kan basıncı ve öteki değişiklikler karşılaştırılarak sonuca ulaşılabilinir.
Kan basıncı, bedendeki çapraşık bir bütünlük tarafından dengelenir. Bu oluşumu, hidrolik sisteminin temel kurallarını anımsatarak açıklayabiliriz. Sistemde sıvı oranı artınca basınç yükselir. Sistemin kapsamı daraldığında veya pompalama gücü arttığında, basınç yine yükselir. Bu fiziksel oluşumlar, şifalı bitkilerin etkinlik biçimleri konusunda aydınlatıcı olabilir.
Pek çok şifalı bitki, kılcal damarların genişlemesini sağlayabilir ve böylece sistemin genel kapsamı da genişlemiş olur. Yine bazı bitkiler, dışkılanan sıvının arttırılabilmesi için böbrekleri uyarabilirler ve böylece sistemdeki sıvı azalır. Bazı bitkiler de kalbin çalışma hızını azaltırlar ve kanı damarlara pompalayan basınç böylece azalmış olur.
Kullanılabilecek bitkiler: Alıç, ökseotu, sarmısak, hindiba, ıhlamur, civanperçemi.
Her tedavide olduğu gibi, burada da rahatsızlığın ayrıntılarına göre bitki karışımları uygulanabilir. Ama genelde, aşağıdaki karışım çok etkilidir:
Alıç 2 ölçek, ıhlamur 2 ölçek, civanperçemi 2 ölçek, ökseotu 1 ölçek.
Bu bitki çayı uzun bir süre boyunca günde 2-3 bardak içilir. Günde 2-3 diş sarmısak yiyerek, tedavi daha da etkili kılınabilir. Eğer beden çok gerginse veya stresten etkileniyorsa, baş ağrısı varsa, karışıma 1 ölçek kediotu kökü veya arslankuyruğu eklenebilir. Bu tedavi uzunca bir süre (4-8 hafta) uygulandığında, yüksek kan basıncı normalleşir. Önerilen bu karışımın hiçbir sakıncası yoktur. Kan basıncını yapay yollarla normalleştirme özellikleri de söz konusu değildir. Onlar yalnızca, sistemi doğal yollarla dengeleyerek, kan basıncını normal düzeye çekerler.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Kalp   25/2/2008, 23:25

Alçak kan basıncı (Hipotansiyon)
Kan basıncının normal ölçülerin altına inmesi de, yüksek basınç kadar tehlikeli olabilir. Olası organik aksaklıkların dışında, bu duruma yol açabilecek başlıca nedenler genelde, aşırı yorgunluk ve bedensel güçsüzlük olarak belirtilebilir.
Fitoterapi yöntemleriyle, bu tür bedensel ve sinirsel güçsüzlük hali, dolaşım sistemini uyaran ve kan basıncını dengeleyen bitkilerin karışımı ile tedavi edilebilir. Kullanılacak olan bitkilerin, rahatsızlığı başlatan nedenlere göre seçilmesi gerekir. Eğer stres ve sinirsel güçsüzlük söz konusu ise, sinir sistemini güçlendirici (nervine tonika), yulaf, sarı kantaron, kediotu kökü, arslankuyruğu gibi bitkiler gereğine göre seçilip eşit oranda karıştırılabilir. Günde 3 bardak çay yeterlidir. Hiçbir belirgin nedene dayanmayan durumlarda ise, yüksek kan basıncına karşı kullanıldığı gibi, alçak kan basıncına karşı da kullanılabilen Alıç ve Ökseotu denenmelidir. Ayrıca, sindirim sistemini uyarıcı acı maddeler içeren şu bitkilerin denenmesi de yararlı olacaktır: Rezene, frenk kimyonu, eğir kökü, sarı kantaron, acı biber(paprika) vs.

Damar sertliği (Arteriyoskleroz)
Damar duvarında bağdoku artışına ya da kalsiyum tuzlarının birikmesine bağlı olarak, bir atardamarın sertleşmesi anlamına gelir. Bu oluşum, kan akımının beden hücrelerine ulaşmasını engelleme eğilimi gösteren kireçlenmelerle başlar. Daha sonraları, kolesterol ve yağ da bu kireçlenmelerin üzerinde birikme eğilimi gösterir. Bu oluşum, atardamarların harabiyetini hızlandırır ve önemli sorunlara yol açabilecek rahatsızlıkları başlatır. Atheroma olarak adlandırılan bu birikintiler genellikle aort�da, kalbi ve beyni besleyen damarlarda oluşur. Arteriyoskleroz, batılı ülkelerdeki ölüm nedenlerinin en başta gelenlerinden biridir ve bu durum, doğrudan, yanlış bir yaşam biçiminin ürünüdür. Eğer yaşam biçimimizi zorunluluklara göre uyarlayabilirsek, beden sağlığımız için pek çok şey yapabiliriz. Bu konuda, beslenme, stres ve hareketsizlik kadar, sigara ve alkol kullanımı da önemli etkenlerdendir. Tedavi hakkındaki ayrıntılar, Dolaşım sistemi hastalıklarına karşı önlemler bölümünden alınabilir.
Ayrıca, bu rahatsızlığa karşı pek çok bitkiden de yararlanılabilir. Öncelikle ıhlamur, damar sertliğine karşı başarıyla kullanılabilir. Uzun süreli kullanımlar, kolesterol yığılmalarını önler ve oluşmuş olan yığılmaların temizlenmesinde organizmaya yardımcı olur. Aynı etki, sarmısak tüketimiyle de sağlanabilir. Ayrıca kullanılabilecek bitkiler, alıç, ökseotu, civanperçemi, genellikle damar sertliğine eşlik eden yüksek kan basıncına karşı da etkilidirler. Bu nedenle, yüksek kan basıncına karşı önerilen bitki karışımı, damar sertliğine karşı da kullanılabilir, ama Ihlamur oranının 3 ölçeğe çıkarılması yararlı olur.
Tromboz ve flebit(Damar iltihabı)
Damar sertliğinde ayrıca, yığılmalardan bir parçanın veya bir kan pıhtısının sistemde dolaşmaya başlaması tehlikesi de söz konusudur. Her ikisi de bir damarın tıkanmasına yol açabilir ve tıkanan damarın kanla beslediği bölge oksijen alamamaya başlar. Trombozun tehlikelilik oranı, tıkanmanın bedenin hangi bölgesinde oluştuğuna bağlıdır. Önemli olmayabilir, ama ölümcül de olabilir. Kan pıhtılarının oluşumuna yol açabilecek bir ortamın gelişmemesi için, trombozun mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Damar sertliğine karşı önerilen önlemler uygulanmalı, sağlıklı bir kan dolaşımı sağlanmasında yardımcı olabilecek şifalı bitkilerden yararlanılmalıdır.
Bacak toplardamar duvarının iltihabının bilimsel adı flebittir. Lokal iltihaplanmalara ve ağrılara karşı bitkisel losyonlarla yapılan kompresler etkinlik açısından önde gelir. Dıştan yapılan bu tedavilerde kullanılabilecek bitkiler: Aynısafa, atkestenesi, alıç, lahana yaprağı.
Kullanım biçimlerini şifalı bitkiler bölümünde bulabilirsiniz. Ayrıca, eczanelerden temin edilebilen Arnika pomadı çok yararlıdır. Enzim preparatları, kan dolaşımını destekler, şişkinlikleri azaltır ve iltihabik tepkilerin sakinleşmesini sağlar.
-Sigara içilmemelidir. Nikotin, kanın akışkanlık özelliklerinde değişimlere yol açar.
-Her türlü sıcaklık zararlıdır. Bacakları güneşe göstermemek gerekir.
-Bacak bacak üstüne atılmamalıdır.
-Yürümek, koşmak, bisiklete binmek ve yüzmek yararlıdır.
-Sülük kullanmak rahatlatıcı olabilir. Bir uzmanın kontrolünde denenmelidir.
-Soğuk su bacak duşları rahatlatır. Sağ ayağın dışından kasığa doğru ve içten tekrar ayağa doğru inilir. Sol bacakta da aynı işlem uygulanır. İki bacağa ikişer kere, günde 2-3 kez uygulanır.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Kalp   15/4/2016, 01:45

Soğan suyu kürü tavsiye ederim.
Acı soğanı doğrayın, bir su bardağına koyun, üstüne bir çay bardağından biraz fazla su koyun (soğuk). Bu işlemi gece yatmadan yapın, sabah kahvaltıdan 1 saat önce kalkıp bardağa bir çeyrek limon sıkabilirsiniz, bardakdaki suyu içiniz. Bir saat hiç bir şey yiyip içmeyiniz. Buna 3 ay devam edeniz. Kalp damarları tıkalı ise 3 aydan sonra; gün aşarı ve 3 günde bir alabilirsiniz. 3 ay sonunda kollesterolünüzün ve tıkalı damarlarınızın açıldığını tetkik yaptırarak görebilirsiniz. Yağlarınız bu arada eriyecek kilo vereceksiniz.

Sağlıkla kalın

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Kalp   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kalp
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
halit :: HASTALIKLAR A - Z :: HASTALIKLAR K-
Buraya geçin: