halit
Foruma hoşgeldiniz

Foruma üye olunuz..
halit

Şifalı bitkiler, bitkisel tedavi, bitki, bitkisel formuller, fitoterapi, Otacı,
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 İlkyardım ve Uygulamaları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: İlkyardım ve Uygulamaları   7/2/2008, 21:47

İLKYARDIM ve UYGULAMALARI

İlkyardım kazaya uğrayan birini veya bir hastayı iyileştirme yönünde atılan ilk adımdır.
Aşağıda ilkyardım uygulamalarında kullanılan bazı gereçlerle ilgili kısa bilger verilmiştir.
Askı : Askılar çoğunlukla yaralı kolları, bilekleri ve elleri koruyup destek sağlamak için kullanılır.
Göğüs yaralarında da göğsü desteklemek amacıyla kolları hareketsiz tutan askılar kullanılabilir. Kol askıları kol yaralanmalarında ve bazı göğüs yaralarında uygulanır. Doğru uygulanan bir kol askısında el, dirsek hizasından biraz yukarıda olmalıdır. Bandın altı tüm parmak tırnakları görünür durumda bırakarak serçe parmağın köküne kadar uzanmalıdır.
Kol askıları aşağıdaki yöntemle uygulanır :
• Oturan hastaya askıya alınacak yaralı elini ya da ön kolunu dirsekten daha yüksekte tutması söylenir.
• Dirsek ile göğüs arasındadaki açıklığı kullanarak üçgen bandın bir ucunu dirseği iyice saracak biçimde göğüsle kol arasından geçirin.
• Kolu tutarak askının alt ucunu kolun üzerinden alın ve yaralı taraftaki köprücük kemiğinin üstündeki çukura gelecek biçimde balıkçı düğümüyle bağlayın.
• Son olarak tepe noktasını öne doğru çekip bir çengelli iğneyle askının önüne tutturun.
• Askının ve bandın kan dolaşımını engellememesine özen gösterin ve durumunu buna göre ayarlayın.
Ayrıca gerekli askı gereci bulunamadığında pratik bir askı yöntemi uygulanabilir. Mesela, yaralı kol ceket düğmelenerek arasına asılabilir. Ceketin bir eteği yukarı kıvrılarak kol bunun arasın konur ve ceket eteğinin ucu göğüse çengelli iğneyle tutturulabilir. Başka bir yöntem de yaralı taraftaki elbise kolunu boşa çıkararak onunla yaralı kolu askıya almaktır.
Kanamayı önlemek, sargıyı tutmak, şişmeyi engellemek, eklemlere destek sağlamak, hareketi sınırlamak amacıyla bantlar kullanılır. Kanamayı denetim altına almak, akıntıları emmek amacıyla yaraların üzerine örtülen steril koruyucu örtülere sargı adı verilir. Sargı yaparken eller çok temiz olmalı, yara ve çevresi oksijenli suyla temizlenmelidir. Yara bölgesindeki toz, toprak, cam parçaları varsa bunlar bol suyla temizlenmeli ancak yabancı cisim bulunan yaralara sargı yapılmalı üzerine baskı yapılmadan bol miktarda katlanmış steril gazlı bez konulmalıdır. Yaralı bölge sargı bezi ile çok sıkmadan yaranın her yerini aynı ölçüde kaplayacak biçimde sarılır. Sarma işlemi bittikten sonra sargı bezini kenarı flasterle yapıştırılır.
Bir darbe sonucu ortaya çıkan şişlikleri azaltmak, ağrıyı dindirmek amacıyla soğuk kompres uygulanır. Bir pamuk tampon, havlu ya da benzeri bir kumaş çok soğuk suya batırıldıktan sonra bu hafifçe sıkarak şişliğin üzerine konulur. Tamponun soğukluğu azaldıkça yenisiyle değiştirilir ve uygulama beşer dakika aralıkla olarak sürdürülür. Soğuk kompres için içi buz dolu lastik torba da kullanılabilir.

_________________
fitaci


En son tarafından 7/2/2008, 23:09 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Hasta ve Yaralı Taşıma Yöntemleri   7/2/2008, 21:54

Hasta ve Yaralı Taşıma Yöntemleri
Bir hastayı ya da yaralıyı güvenli biçimde taşımak için çeşitli yöntemler vardır. Acil durumlarda hasta sedyesiz olarak taşınması gerektiğinde uygulanacak bazı yöntemler aşağıda anlatılmıştır.
Beşik yöntemi : Zayıf hastaların ya da çocukları taşımak için bir kolunuzu kalçanın altından geçirip öteki kolunuzla bel üstünden sırta doğru kavrayarak kucaklayın. Kendinizi iyice tartıp dengeledikten sonra yavaş ve güvenli adımlarla yürüyün.
Sürükleme yöntemi :
Yaralı ya da hasta ayağa kalkacak durumda değilse ve hemen bulunduğu yerden uzaklaştırılması gerekiyorsa kollarını göğsünün üzerinden çapraz toplayın. Sonra hastanın başucunda çömelip ellerinizi omuzların altından geçirerek ve başını da kollayarak yerde geri geri çekin.
Omuzlama yöntemi : Bilinci yerine ve yürüyebilecek durumdaki hastayı ayağa kaldırın. Yanında durarak sizden yana olan kolunu omzunuzun üzerinden boynunuza alıp elini öteki elinizle tutun. Ters taraftaki kolunuzu da hastanın beline dolayarak ve ağırılığını bir ölçüde omuzlarınıza alarak birlikte yavaş yavaş yürüyün.
Sırta alma yöntemi : Hasta ağır değilse ve sarsılmasının pek sakıncası yoksa öne geçip çömelerek iki kolunu boyununuzun iki yanıdan tutup göğsünüzün önünde kavuşturun, sonra ayağa kalkıp, hasta sırtınızda olduğu halde yürüyün.
Dört el oturağı : Bu yöntem, bilinci yerinde ve kollarıyla tutunma yeteneği olan hasta için iki kişiyle birlikte uygulanır. Hastayı taşıyacak kişiler yüzleri birbirine dönük karşılıklı durur. Birbirlerini bileklerini çaprazlama tutarak bir oturak oluşturur. Hastaya sırtından yaklaşarak çömelinir ve hastanın bir kolunu taşıyıcılardan birini diğerini ötekinin omuzuna atarak tutunması sağlanır. Sonra ayağa kalkarak hasta kenetlenmiş ellerin üzerinde taşınır.[/size]
İki el oturağı :[size=12Hasta yaralı veya bitkin durumda ise bu yöntem uygulanır. Taşıyıcılar hastanın iki yanında çömelir. Birer kollarını hastanın kalçasıyla dizleri arasından uzatarak birbirlerini bileklerinde sıkıca tutar ve hastanın buraya oturmasını sağlarlar. Öteki kollarını da hastanın sırtından uzatarak omzunu sımsıkı kavrar ve ayağa kalkıp yavaş yavaş yürürler.
İtfaiyeci taşıması : Bu yöntem hastayı taşırken bir elin boşta kalması gerekiyorsa uygulanabilir. Çocuk veya zayıf hastalara rahatlıkla uygulanabilir. Hasta kendi kendine ayağa kalkacak durumda değilse, yüzükoyun yatırıp başucunda ayakta durun. Kollarınızı hastanın koltuk altlarından geçirerek hastayı önce dizleri sonra ayakları üzerinde kaldırın. Sol elinizle hastanın sağ bileğinden tutun. Başınız hastanın uzanan sağ kolunun altında, omzunuz da karnın alt tarafına gelecek şekilde eğilin ve yavaşça omuzlarınızın üzerine düşmesini sağlayın. Sağ kolunuzu hastanın bacaklarının arasına ya da bacaklarını çevresine dolayın. Hastanın ağırlığını sağ omuzunuza alarak ayağa kalkıp vücudunu iki omuzunuzun üzerine doğru çekin. Hastanın sağ bileğini sağ elinizle kavrayarak sol kolunuzu serbest bırakın.
Sandalye ile taşıma : Hasta oturacak durumda ise ve medivenli bir yere götürülecekse bu yöntem uygulanır. hasta sandalyeye oturduktan sonra bir kişi sandalyenin arkasıyla hastayı, ikinci kişi ise sandalyeyi ön ayaklarından tutmalıdır. Sandalyenin iki yanını korkuluklu olması yararlıdır. Sandalye geriye doğru eğilerek kaldırılır.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: ECZA DOLABI   7/2/2008, 22:00

ECZA DOLABI
Ecza dolabında her evde olması gereken bir sağlık gerecidir.
İlaç ve ilkyardım malzemelerinin saklandığı bu dolap çocukların erişemeyeceği, kuru ve serin bir yerde bulunmalıdır.
İKAZ : Hangi durumlarda hangi ilacın kullanılacağını doktor belirlemeli ve dolabınızda çeşitli hastalıklar için bulunduracağınız ilaçlar buna göre temin edilmelidir.

Ecza dolabında bulunması gereken ilaçlar :
• Kesik ve sıyrıklar için antibiyotikli merhem
• Yanık ve cilt tahrişleri için merhem
• Burkulma ve baş ağrısı gibi ağrılar için ağrı kesici ilaçlar
• Hazımsızlık ve yanma için antasit tablet veya şurupları
• Ateş düşürücü ilaç ve şuruplar
• Alerji için antihistaminik ilaçlar
• Zehirlenmeler için aktif kömür
• Bulantı kesici ilaçlar
• Kaşıntılar için losyonlar, kortizonlu merhemler
• Vazelin
• Güneş kremi

İlk yardım malzemesi :
• Steril pamuk paketi
• Steril gaz bezi (çeşitli büyüklüklerde)
• Steril sargı bezleri
• Elastik bandaj
• Yara bandı
• Flaster
• Çengelli iğne
• Küçük bir ayna
• Cımbız
• Makas
• Termometre
• Alkol
• Amonyak
• Tendürdiyot, mersol, betadin gibi antiseptik çözeltiler
• Oksijenli su

_________________
fitaci


En son tarafından 7/2/2008, 23:11 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: İlkyardım ve Uygulamaları   7/2/2008, 22:16

ELEKTİRİK ÇARPMASI
Yüksek gerilimli elektrik akımının vücuttan geçmesi sonucu oluşur. Gerilim (voltaj) ne kadar yüksekse ölüm tehlikesi o ölçüde artar. Evlerde kullanılan elektrik akımı ıslak el ve ayak yoluyla çarptığında kalb durması sonucunda ölüme neden olur. Elektrik akımının giriş ve çıkış noktalarında yanıklar dikkat çeker. Kauçuk, plastik eşyalar, yalıtkan bir sopa, kıvrılmış bir gazete veya tahta parçası ile kişi elektrik akımından ayrılır. Çevrede bu işe yarayacak bir eşya yoksa kazazedenin elbisesini bol bir yerinden tutarak çekebilirsiniz.
Bu arada çevrenin ıslak olmamasına dikkat edilmelidir çünkü su elektrik akımını iletir ve kurtarıcı kişinin de akıma kapılmasına neden olur. Solunum durması varsa ağızdan ağzı suni solunum ve kalb durmuşsa dıştan kalb masajı uygulanır. Hastanın bilinci yerinde ise ve kendini iyi hissediyorsa bile bir hastaneye götürülmeli ve kalb elektrosu çeki.bmelidir. Akımın girip çıktığ yerlerdeki yanıklar da tedavi edilmelidir.

GÜNEŞ ÇARPMASI

Kızgın güneş altında uzun süre kalanlarda ve daha çok çocuklarda görülen bir yaz hastalığıdır. Şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma ve yüksek ateşle kendini gösterir. Hasta serin bir yere götürülmeli, vücudu sıkan giysiler çıkarılmalı başına soğuk kompres veya buz torbası konulmalıdır.
Ateş çok yüksek ise ıslak bir çarşafla vücut sarılmalı, hasta havadar bir yerde tutulmalı ve serin bir cankurtaranla hastaneye taşınmalıdır.
Başa ve kasıklara uygulanan soğuk kompres vücut sıcaklığını düşürecektir.

HAVALE
Küçük çocuklarda ateşli hastalıkların yol açtığı bir durumdur.
Havale belirtileri çırpınma, kol ve bacaklarda kasılma, katılma, ani ses çıkarma, çığlık, bazen dışkı ve idrar kaçırma, ağız köpürmesidir. Çocukta solunum durması veya hırıltılı solunum olabilir.
Çocuğun havale geçirmesi durumunda hemen doktora haber verilmeli çocuğun giysileri çıkarılarak serinletilmelidir. Baştan başlanarak aşağı doğru suyla ıslatmak yararlı olabilir fakat çocuğu üşütmemeye dikkat edilmelidir. Sık sık havale geçiren çocuklar hastalandığında da ateş düşürücü ilaçlar verilerek ateşin fazla yükselmemesine dikkat edilmelidir.

HAYVAN ISIRIKLARI
Kedi köpek gibi evcil hayvanlar kuduz gibi öldürücü hastalıkları taşıyabilirler. Bu nedenle ısıran hayvanın sahibinden hayvanın aşıları konusunda bilgi edinilmeli ve hayvanın davranışları incelenmelidir. Hayvanın ısırdığı yer sabunlu su ile iyice temizlenmeli, hayvan salyasını yarayla temas etmemesine özen gösterilmelirdir.
Yara bol su ile yıkandıktan sonra antiseptik bir madde sürülmeli, kuru ve steril bir pansumanla örtülmelidir. Sahipsiz ve vahşi hayvanların ısırması durumunda kuduz olasılığı göz önüne alınarak mutlaka doktora başvurulmalı hayvan kaçmamışsa gözetim altına alınmalıdır.
Kuduz şüphesi durumunda aşılar aksatılmadan uygulanmalıdır.

İNME

Beyinde kan dolaşımını azalması sonucunda bedenin bir yarısında uyuşma, güçsüzlük, karıncalanma, bazen konuşma güçlüğü, yüz kaslarında gevşeme ve ifadesizlik, göz bebeklerinin çapında değişiklik, çift görme, baş dönmesi gibi belirtileri olan bir tablodur. İnmeye yol açan dolaşım bozukluğu bir kanamaya, bir toplardamar veya atardamarın pıhtıyla tıkanmasına bağlı olabilir. belirtiler birkaç saat ya da bir iki gün içinde ilerler veya ani ve kısa sürede yerleşirler İnmenin çeşitli biçimlerinin ayırt edilmesi kesin tedavi ve sonuç açısından önem taşısa bile ilkyardım ve acil girişim önleleri aynıdır.
Hasta sakin tutulmalı, solunum yollarının açık olmasına dikkat edilmeli, oksijen verilmeli, yaşam belirtileri (solunum kalb atışı, nabız) izlenmelidir. ağız yoluyla yiyecek ve içecek verilmemelidir.
Bilinci açık hastanın karşısına oturulmalı, göz bağlantısı kurulmalı ve hasta ile yavaş ve açık bir şekilde konuşulmalıdır.

KALP DURMASI
Kalbin etkili kasılma ve kan pompalama gücünün ani olarak ortadan kalkmasına bağlı dolaşım durmasıdır. Kalp krizi elektrik çarpması, zehirlenme gibi nedenlerle ortaya çıkar. Hastada ani bilinç kaybı, nabız durması, kalb seslerinin duyulamaması, solunum durması, morarma meydana gelir, göz bebekleri genişlemiştir. İlkyardıma ilk 3 dakika başlanırsa sonuç alınabilir. Hastayı sert bir yere yatırarak ayaklarını 30-45 derece yukarı kaldırmaldıır. Göğüs kemiğinin alt yarısına vurulacak kuvvektli bir yumruk kalbi çalıştırabilir. Solunum yolları açık tutulur suni solunum uygulanır. Kapalı kalb masajı uygulanır.

KALP KRİZİ
Kalbi besleyen koroner atardamarların daralması veyla tıkanması sonucunda beslenemeyen kalb kasının bir bölümünün ölmesidir. Hastada göğüs ağrısı, sol kola, boyuna veya sırta yayılan ağrı, sıkıntı hissi, terleme, nefes darlığı, bulantı gibi belirtiler olabilir.
Kalp krizi geçirdiğinden şüphelenilen hasta sakinleştirilmeli, acil durumda alması gereken ilaçları verilmeli ve en kısa sürede bir
koroner yoğun bakım birimine gönderilmelidir.

KALP MASAJI
Kalb durmasında uygulanan kalbi yeniden çalıştırma yöntemidir. Hasta sert bir zemine yatırılır. Baş arkaya eğilir, çene yukarı kaldırılır ve dilin geri kaçıp solunum yolunu tıkamamasına dikkat edilir. Her iki el göğüs kemiğinin üçte bir alt kısmına üst üste yerleştirilir. Alltaki el hiç oynatılmadan üstteki el göğüs kemiğini 3-5 cm içeri itecek şekilde kuvvetle bastırılır, bir an beklenip baskı kaldırılır. Bu işle dakikada 60-70 defa ritmik olakak tekralanır. Yardımcı biri bulunursa her 4-5 kalb masajından sonra bir suni solunum için ara verilir. yardımcı yoksa 5 kalb masajına karşılık 1 suni solunum yapılır. Kalb masajına 5 saniyeden fazla ara verilmemelidir. Kalb masajı çocuklarda tek elle, bebeklede ise iki parmakla yapılır.




_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: İlkyardım ve Uygulamaları   7/2/2008, 22:19

KANAMALAR
Damarlarda dolaşan kanın çeşitli nedenlerle damar dışına çıkarak kaybedilmesidir. Damarların bütünlüğünü bozan kesici ve delici yaralanmalar kanamalara neden olur. Vücudun dışından gelen bu tip yaralanmalar özellikle cildin damardan zengin yerlerinde ise bol miktarda kanama görülebilir ya da derine giden bir delici yaralanma büyük damarların kesilmesine yol açarak yaşamı tehdit eden kanamaya neden olur. Yüksekten düşme, trafik kazası ve patlamalar veya kronik hastalıklar gibi nedenlerle vücudun iç organlarındaki damarların hasar görmesi sonucunda vücudun iç boşluklarına (kafatası, göğüs ve karın boşlukları) kanamalar olabilir.
Bu kanamalara iç kanama adı erilir.
Dış kanamalar : Deride yaralanmaya yol açan zedelenmeler kafa derisi gibi bol damarlı bölgelerde daha fazla kanamaya neden olur. Kanama fazla da olsa bu tür kanamalar temizlendikten sonra sorun çıkarmadan düzelir. Orta boy ve büyük toplardamar ve atardamar kesilerinde daha önemli kanamlaar görülür. Kirli kan taşıyan toplardamarlarda kanın rengi daha koyu akım düzenli ve daha azdır. Temiz kan taşıyan atardamar kanamalarında ise kanın rengi daha açık ve kanama kısa aralıklarla fışkırır tarzdadır. Damar kesilerinde kanamayı durdurmak için damarın üzerine temiz bir bezle veya bulunamazsa elle baskı yapılmalı ve kesilen yerin üzerinden sıkı bir turnike uygulanmalıdır. Büyük damarların kesilmesine bağlı olarak uzun süre devam eden kan kaybı hastayı şoka ve ölüme götürebilir. Kanamayı durdurmak, yaranın temizlenmesini sağlamak ilk adımlardır. Kanamanın durdurulamadığı derin yaralanmalarda hasta daha fazla kan kaybetmeden bir an önce hastaneye götürülmelidir.
İç kanamalar :İç kanamalar dışarıdan belli olmadığından ilkyardımı yapan kişiler ancak hastanın iç organlarındaki hasar sonucunda şiddetli ağrısının olması, renginin solması, soğuk soğuk terlemesi ve bilincinin kapanması gibi şok belirtilerine bakarak iç kanamayı anlayabilirler. Her türlü kırılmada kırık çevresinde bir iç kanama meydana gelir. Mesela uyluk kemiğinin kalça hizasından kırılması en azından 1 litre kan kaybına yol açan iç kanamaya neden olabilir. Dalak gibi bazı organlar bisikletten düşme, otomobilin direksiyonuna çarpma gibi basit darbelerde bile patlayarak cerrahi girişim gerektiren iç kanamalara neden olabilir. Bu bakımdan kazaya uğrayan kişilerin olası iç kanama belirtileri yönünden izlenmelidir. İç kanama durumunda hastayı bir an önce hastaneye yetiştirilmelidir. Bu sırada hastanın tansiyonun daha fazla düşmesini önlemek amacıyla hastayı yatırmak ve bacaklarını yukarı kaldırmak gerekir. Kazalar dışında hemofili gibi kannı pıhtılaşmasını bozan hastalıklar ve bazı ilaçlar, kronik karaciğer hastalıkları, bazı kötü huylu hastalıklar, vitamin noksanlıkları hastalarda kanamaya eğilimi artırabilir. Bu hastaların vücudun çeşitli deliklerinden kanama durumunda hemen doktora başvurmaları gerekir. Kadınlarda üreme sistemiyle ilgili nedenler kanamaya yol açabilir.
İdrar yollarından, makattan gelen kanamalar, kan tükürme ve mide kanamalarında görülen kahve telvesi gibi sindirilmiş kan içeren kusmalar mutlaka doktor müdahelesi gerektiren durumlardır.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: İlkyardım ve Uygulamaları   7/2/2008, 22:24

KRAMP
Kasların ani ve ağrılı gerilmesidir. bedensel egzersiz veya uyku sırasnıda kaslara kramp girebilir. Kramp en sık baldık kaslarında olur. Sıkı çorap lastikleri veya dar ayakkabılar kramplara yol açabilir.
Yaz aylarında spor yapanlarda aşırı terlemeyle fazla tuz kaybı nedeniyle kas krampları görülebilir. Bu nedenle sıcak havalarda spor yapanlar düzenli sıvı ve tuz almaya dikkat etmelidir.
Kramp girdiğinde telaşa kapılmadan bölgeyi rahat bir konma getirerek gevşetici masajlar yapın, birka çdakika içinde kaslar normale dönecektir. Kramp anında şidetli müdaheleden kaçınmalı ağrı uzun sürerse bölgenin üzenine nemli ve sıcak bir havlu örtülmelidir.

Kulağa Yabancı Cisim Kaçması Kulağa kaçan yabancı cisimler geçici işiktme güçlüığüne neden olur. derine giden yabancı cisimlerin ise kulak zarına zara verme olasığlı vardır. Kulağa kaçan böcekler parmakla çıkarılmamalıdır. Böcek vızıltısını kesmek için iki damla zeytinyağı, gilserin veya vazelin damlatılır ve böceği çıkartması için doktora başvurulur. Yabancı cisimleri çıkartmak için sivri araçlarla kulak kurcalanmamalıdır.


ŞOK
Dolaşım yetersizliği nedeniyle dokulara yeterli kan gitmemesidir.
Kan kaybı, kalbin pompalama yetersizliği, ani damar değişimler (genişleme/daralma) gibi nedenlere bağlıdır. Şoktaki hastanın tansiyonu düşüktür, kalp hızlı, nabız hafiftir. Solunum hızlanmıştır,
cilt nemli ve soluktur. Burun, el ve ayaklarda morarma ve soğuma olabilir. Şokun son döneminde bilinç bulanıklığı ve ardından ölüm görülür. Şoktaki hasta düz yatırılarak bacakları 30 derece yukarı kaldırın ama nefes darlığı varsa bacakları yükseltmeyin. Hasta yalnız bırakılmamalı, sıcak tutulmalı, dolaşımı kolaylaştırmak ve solunuma yardımcı olmak için dar giysileri gevşetin. Susuzluktan yakınna hastaların dudaklarını su ile ıslatın ancak içecek şeyler vermeyin. Soluma hızı, nabız ve yanıt verme düzeyi, mümkünse tansiyonu sık aralıklarla kontrol edin. Hastada kusma olasılığı belirir veya bilinç kapanırsa yana döndürerek güvenli konuma getirin. Kalb ve solunum durmasında suni solunum ve kalb masajına başlayın.
Şoktaki hastayı vakit geçirmeden hastaneye kaldırın.
Güvenli konumu koruyarak ve başı biraz daha aşağıda tutarak sedye ile taşıyın.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: İlkyardım ve Uygulamaları   7/2/2008, 22:28

TANSİYON DÜŞMESİ
Tansiyon düşmesi kısa süreli baş dönmeleriyle kendine belli eder. Aniden yataktan kalkıldığında veya ani bir hareket yapıldığında baş dönmesi olur. Kan dolaşımı tekrar normale dönünceye kadar hasta
bir yere oturtulmalıdır. Tansiyon düşüklüğünden yakınanlar ani hareketlerden kaçınmalıdır. Çok fazla sıkmayan karın korseleri yararlı olabilir. Yemek aralarını çok uzatmamak gerekir.
Doktora danışılarak kan basıncını geçici olarak arttıran ve dolaşımı düzenleyen ilaçlar kullanılır. Kahvenin tansiyon yükseltici etkisinden de yararlanılabilir. Başkaca bir zararı yoksa yazın aşırı terleme nedeniyle tuz kaybına bağlı tansiyon düşmelerinde tuzlu ayran içilmesi, tuz ve sıvı alımının arttırılması yararlı olabilir.

TANSİYON YÜKSELMESİ
Yüksek tansiyonun tanımı, sistolik basıncın 160 mm civa (veya üzerinde olması) ve diyastolik basıncın 95 mm civa''dan yüksek olmasıdır. Bu düzeyler arasındaki basınçlar ile normal değerler arasındaki değerler (140 mm civa''nın üzerinde olan bir sistolik basınç ve 90 mm civa''nın üzerinde olan bir diyastolik basınç) "sınırda yüksek tansiyon" olarak kabul edilir. Başta dolgunluk hissi, başın arka tarafından ağrı, kulak çınlaması, görme bulanıklığı, bulantı gibi belirtiler bulunabilir veya hiçbir belirti de olmayabilir. Yüksek tansiyonunuz varsa günlük kan basıncı ölçümü hayatınızın bir parçasıdır. Kan basıncının ölçümünde kullanılan mekanik, civalı ve elektronik tipte aletler vardır. Kullanımları pratik olmakla birlikte bu aletleri kullanırken bazı noktalar dikkate etmek gerekir. Mesaneniz doluysa ya da kısa bir süre önce kahve veya sigara içmişseniz kan basıncınız yüksek çıkabilir. Kan basıncı ölçümünden önce 5 dakika sakin bir şekilde oturmak gerekir. Ölçüm sırasında kolunuz bir masa veya sandalyenin kolu üzerinde ve kalp hizasında olmalıdır. Sağ kolunu kullananlarda tansiyon sol koldan, sol kolunu kullananlarda ise sağ koldan ölçülmelidir. Aletin manşonu (şişen bölümü) üstkola takılır, manşonun alt kenarı dirsekten 2.5 cm kadar yukarıda olmalı ve kola iyi oturmalıdır. Aletle birlikte kullanılan ve nabız seslerini dinlemeye yarayan stetoskopun tamburu, kolun içyüzünde bükülmüş dirseğin üzerinde manşonun hemen altına yerleştirildikten sonra aletin manşonu şişirilir ve göstergeye bakılarak ibre hızlı olarak, beklenen sistolik basınç değerine 30 mmHg yukarısan kadar yükseltilir.
Balonun ucundaki vida açılarak basınç saniyedi 2-3 mmHg düşecek şekilde yavaş yavaş söndürülür. Basınç düşerken nabız sesleri dinlenir ve seslerin ilk duyulduğu nokta sistolik basıncı, atımların son duyulduğu nokta ise diyastolik basıncı gösterir. Ölçümü doğrulamak için bu işlem bir kez daha tekrarlanır. Yüksek tansiyonu olan bir kişiye için ilk tavsiye, yaşam tarzını değiştirmesi olacaktır. Tedavinin ilk adımı fazla kiloların verilmesi, yemekle alınan tuz miktarının kısıtlanması, varsa alkol ve kahve tüketiminin kısıtlanması ve fiziksel egzersizin arttırılmasıdır. Bu önlemlerle tansiyon 3-6 ay içinde normale inmemişse ilaç tedavisi gerekebilir. Tuz, yüksek tansiyonda önemli bir faktördür çünkü fazla tuz, dolaşımdaki sıvı miktarını, dolayısıyla kalbin yükünü arttırır. Günlük ihtiyacın karşılanması için yarım çay kaşığı tuz yeterlidir. Oysa ortalama olarak yemeklere günde 3-4 çay kaşığı tuz alınmaktadır. Bu bakımdan tuzlu besinlerden kaçınmanın yanı sıra yemeklere sofrada tuz konulmamalı, tuzsuz ekmek yenilmelidir. Hazır gıdaların peynirlerin, pastırma, sucuk salam gibi besinlerin, ketçap ve benzeri sosların içinde bol miktarda tuz olduğu hatırlanmalıdır. Tansiyon normal olsa bile tuz kısıtlaması, yüksek tansiyondan koruyacaktır. Tuz kısıtlaması basit ve kolay bir önlemdir. Kilo verilmesi kalbin yükünü hafifletir ve ilaç kullanılmadan tansiyonun düşürülmesini sağlayabilir. Bedensel egzersiz yapılması, yani hareket ve yürüyüş hem kilo verilmesi hem de kalbin çalışmasını düzenleyerek yüksek tansiyonu düşürümeye katkıda buluncaktır. Ancak bir egzersiz programına başlamadan önce doktorunuza danışmanız gerekir.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: İlkyardım ve Uygulamaları   7/2/2008, 22:32

TAŞIT TUTMASI
Her yaşta görülebilen ama daha çok çocuklarda ortaya çıkan, yaş ilerledikçe azalan bir hastalıktır. Nedeni, bazı kişilerde içkulakta dengeden sorumlu yarım daire kanallarının harekete karşı aşırı hassas olmasıdır. Bu hassasiyet yaş ilerledikçe azalır. Taşıt tutmasına eğilimi olanlarda bulantı, kusma gibi belirtilerden önce terleme, baş ağrısı ve halsizlik görülebilir. Genellikle yolculuğa çıkmadan önceki gece veya yolculuk sabahı bulantı giderici veya taşıt tutmasını önleyici ilaçlar alınabilir. Yolculuk sırasında baş koltuğa dayanarak koltuk yatırılmalır. Yolculuk sırasında okumaktan kaçınılmalıdır. Taşıt tutanlar aracın az hareket eden (deniz araçlarının orta, uçağın kanatlarına yakın) bölümlerine oturtulmalıdır. Sürekli ufuk çizgisine veya araç içindeki sabit bir noktaya bakmak yararlı olabilir. Taşıt tutması olanlar yolculuk öncesinde ağır yemeklerden ve alkol almaktan kaçınmalıdır.
Benim önemle tavsiyem: Yolculuğa çıkmadan önce zencefil çayı içilmedilir.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: İlkyardım ve Uygulamaları   7/2/2008, 22:35

YANIKLAR
Giysileri tutuşmuş olan bir kimsenin paniğe kapılarak koşmasını önleyin. Kaza kapalı bir yerde olmuşsa yanan kişinin dışarı çıkması önlenmelidir çünkü hava akımı ve kişinin hareketleri yanmayı arttracaktır. Yanan kişi hemen yere yatırılmalı, su ile ıslatılmalı veya üzerine halı, battaniye, perde gibi alevleri oksijensiz bırakacak bir örtü atılmalıdır. Alevleri bastırmak için naylon veya kolay tutuşan kumaşlar kullanılmamalıdır. Kazazede yerde yuvarlanmamalıdır, bu daha önce yanmamış yerlerin de yanmasına yol açar. Cilt ve cilt altı dokularının alev, buhar, sıcak su gibi etkenlerle tahrip olmasıdır. Yanık derinliği üç derece ile ifade edilir:
1. derece: Ciltte kızarıklık (güneş yanığı)
2. derece: Üst derinin tam hasarı ve içi sıvı dolu kabarcıkların oluşması.
3. derece: Ciltaltı tabakalarının ve daha derin tabakaların yanması.
Yanıklar ve haşlanmalar evde ve işyerlerinde sık görülen olaylardır. Özellikele çocuk ve yaşlılarda büyük ve derin yanıklar ölümle sonlanabilir. Yanık deri vücuttan sıvı kaybına neden olduğundan ve infeksiyon tehlikesi nedeniyle titiz bir şekilde bakılmalıdır.

Doku hasarını önlemek, ağrıyı ve şişmeyi azaltmak için yanıkları hemen soğutmak gerekir. Soğutmada en etkili yöntem yayan bölgeyi soğuk suyla yıkamaktır. küçük yanıklar yerinde tedavi edilebilir ancak bebek ve yaşlılardaki yanıklar ayrıca göz, yüz, boyun, el, ayak ve apışarası yanıkları özel tedavi gerektirir. Buharlar, kimyasal maddeler, tahriş edici gazlar ve elektrik çarpmasıyla oluşan yanıklar da hastanede tedavi gerektirir. Bu kişilerde kimyasal maddeler ve duman solunum yoluyla akciğerlere de zarar vermiş olabilir.

YAPILMASI GEREKENLER

• Yanmış deriyi 10 dakika süreyle basınçsız akan soğuk suyun altına tutun. Ağrı dinmezse daha uzun süre soğuk suya daldırın.
• Yanan alan şişmeye başlamadan önce buradaki yüzük, saat, kemer, ayakkabı gibi sıkı eşyaları yavaşça çıkarın.
• Yanan bölgedeki yanmış veya yanıcı maddeye bulaşmış giysileri soğumaya başladıktan sonra yavaşça veya mümkünse keserek ciltten uzaklaştırın. Yanığa yapı:mış olan şeyleri çıkarmaya çalışmayın.
• Bu alanı steril bir bezle veya yanıklar için özel olarak hazırlanmış sargılarla kapatın. Yapışkan sargılar kullanmayın.
• Yüz yanıkları için steril bir bezden maske yapın. Burun, ağız ve gözler için delikler açın.
• Çok yanmış kol ve bacakları kımıldamayacak duruma getirin.
• Hastanı bilinci yerindeyse sıvı kaybını karşılamak için sık sık su içirin.
• Yanıklara losyon veya yağlı maddeler sürmeyin.
• Kabarcıkları patlatmayın ve yanık alana herhangi bir müdahelede bulunmayın.
• Tedavi için bir sağlık merkezine başvurun.





_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: İlkyardım ve Uygulamaları   7/2/2008, 22:42

ZEHİRLENMELER
Zehirlenmeler dikkatsizlik, kaza veya intihar amacıyla meydana gelen günlük yaşamda sık görülen, ilkyardım ve acil tedavi gerektiren durumlardır. Vücuda giren zehirler çeşitli organ sistemlerinde etki gösterirler. Dolaşıma karışan bazı zehirler beyin ve sinir sistemi üzerinde etkili olarak solunum, kalp atışları, böbrekler, karaciğer gibi yaşamsal önemi olan birçok organda bozukluklara neden olurlar.
Yapılması gerekenler : Zehirlenmenin genel belirtileri zehirin yapısına ve vücuda giriş biçimine bağlıdır. Kazazedenin veya çevrede bulunanların zehirlenmeyle ilgili bilgisine başvurulmalı, neyin, ne zaman ve ne kadar alındığı belirlenmeye çalışılmalıdır.
Kazazedenin çevresinde aldığı ilaçların veya zehirli maddelerin kutuları bulunabilir. Bunlar zehirlenen kişi ile birlikte hastaneye götürülmelidir. Aldığı zehir kazazedenin ağız çevresine ve giysilerine bulaşmış olabilir. Zehirlenen kişinin bilinci açıksa hemen zehirlenme hakkında bilgi edinmek gerekir çünkü zehirlenen kişi her an bilincini yitirebilir.

Bilinci kapanan kişi güvenli konuma getirilmelidir
Zehirin ne olduğu bilinmiyorsa zehirlenen kişi kusmaya teşvik edilmemelidir. Gerekiyorsa suni solunun ve kalb masajı yapın ancak zehirlenen kişinin ağız çevresinde bulunan zehir artıklarının size bulaşmamasına dikkat edin varsa solunum maskesi kullanın.


ALKALİLERLE ZEHİRLENME
Çamaşır sodası, sud kostik (sodyum hidroksit ), potasyum hidroksit gibi alkali maddelerin yanlışlıkla veya intihar amacıyla içilmesi sonucu ortaya çıkar.
Belirti ve Bulgular :
• Ağız, yemek borusu ve midede yanma ve ağrı.
• Bulantı.
• Deriye sıçramışsa yanık ve yaralar.
• Bu hastalığın belirtilerinden şüpheleniyorsanız doktora danışınız.
Yapılması gerekenler :
• Sirkeli veya limonlu su içirilir.
• Süt veya zeytinyağı içirilir.
• Ağrı kesiciler.
• Erken dönemde kortikosteroidler.
• Damar yoluyla beslenme. (serum)
• Geniş spektrumlu antibiyotikler.
• Mide yıkama ve kusturucu ilaçlar tehlikelidir, perforasyon olabilir.
• Deri yanıkları sirkeli suyla veya % 3 borik asitle yıkanır.


ALTIN ZEHİRLENMESİ
Altın tuzları romatoid artrit tedavisinde kullanılır.
Doz fazlalığı veya aşırı duyarlık zehirlenmeye yol açabilir.
Belirti ve Bulgular :
• Ateş.
• Kaşıntı, cilt bozukluğu.
• Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı.
• Sinir hasarı.
• İşitme azalması, diş eti, nefrit, hepatit .
• İdrarda albümin ve kan.
• Kan tablosunda değişimler.
• Serum transaminazlarında artış.
• Bu hastalığın belirtilerinden şüpheleniyorsanız doktora danışınız.
Yapılması gerekenler :
• Altın tedavisinin kesilmesi.
• BAL (Dimerkaprol)
• Penisilamin (Cuprimine) Dimerkaprol yerine kullanılabilir.
• Kanamalar ve agranülositoz varsa kan transfüzyonu, kortikosteroidler ve antibiyotikler.


ANTİDEPRESANLARLA ZEHİRLENME
Monoamino - oksidaz inhibitörleri, trisiklik andidepresanlar gibi ilaçların yanlışlıkla veya intihar amacıyla aşırı dozda alınmaları sonucu ortaya çıkar.
Belirti ve Bulgular :
• Ağız kuruması.
• Kalp atımında hızlanma, Kan basıncında düşme, ileti kusurları, ektopik vurular.
• Bulanık görme, göz bebeklerinde genişleme.
• İdrar tutukluğu, barsak felci.
• Hareketlerde azalma, vücut sıcaklığında düşme.
• Koma.
• Reflekslerde artma.
Yapılması gerekenler :
• Havayolunun açık tutularak solunumun sağlanması.
• Antikolinerjik etki nedeniyle mide boşalması geçiktiğinden, ilacın alınmasından 12 saat sonra kadar mide yıkanabilir. Aktive karbon ilacı absorbe eder. (emer)
• Metabolik asidozun düzeltilmesi/önlenmesi.
• Hipopotaseminin düzeltilmesi.
• Konvülsiyonların tedavisi için diazepam.
• Osmotik diürez ve diyaliz antidepresan ilaçlarla zehirlenmenin tedavisinde etkisizdir.
• Bu hastalığın belirtilerinden kuşkulanıyorsanız doktora danışınız.


ARSENİK ZEHİRLENMESİ
Kurşun endüstrisinde kurşunun yanması sonucu ortaya çıkan arsenikli hidrojen gazının solunması; bazı boyalarda, fare zehirinde ve insektisitlerde bulunan arsenik tuzlarının ağız yoluyla alınması, solunması veya deriden emilmesi arsenik zehirlenmesine yol açabilir.
Belirti ve Bulgular :
• Bulantı, kusma, kusmukta sarımsak kokusu.
• Şiddetli karın ağrısı, kanlı-müküslü ishal.
• Morarma, bilinç bulanıklığı, koma.
• Solunum ve dolaşım yetmezliği ile ölüm.
• İdrarda kan ve protein çıkması.
• Arsin inhalasyonunda intravasküler hemoliz bulguları: hemoglobinüri, hemosiderinüri, serumda methemalbuminemi.
• Böbrek ve karaciğer fonksiyon testlerinde bozukluk.
• Kronik zehirlenmede saçlarda, tırnaklarda, idrarda, dışkıda ve kusmukta arsenik saptanabilir.
Yapılması gerekenler :
• Sodyum tiyosülfat veya tuzlu su ile mide yıkanır.
• Demir sülfat 10 mg ve magnesie calcinee 15 gm/ 250 ml su içinde erilitilerek mide yıkanır.
• Kalsiyum Glukonat amp. İV
• Oksijen.
• BAL (Dicaptol amp).

_________________
fitaci


En son tarafından 7/2/2008, 23:06 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: İlkyardım ve Uygulamaları   7/2/2008, 22:47

ASİTLERLE ZEHİRLENME
Asetik asit, hidroklorik asit, sülfürik asit, fosforik asit, nitrik asit gibi asitlerin kaza veya intihar amacıyla alınması sonucu ortaya çıkar.
Belirti ve Bulgular :
• Ağız, yemek borusu ve midede yanma ve ağrı.
• Şiddetli susama.
• Kanlı kusma.
• İshal.
• Kusmukta asit reaksiyon.
• Deri ve mukoza yanıkları.
• Kan basıncında düşme.
• Asit buharının solunması ile baş dönmesi, öksürük, köpüklü balgam.
• Asidin etkisiyle yemek borusunda darlık.
• Morarma, kanlı balgam, yaş raller ve akut solunum yetmezliği bulguları.
Yapılması gerekenler :
• Süt, yumurta akı, vd. albuminli sıvıların içirilmesi, bol su içirerek midedeki asidin seyreltimesi (dilüsyon).
• Antasitler (Aluminyum hidroksit, magnezyum hidroksit: Mucaine, Simeco, Talcid, vd.).
• Midenin yıkanması tehlikeli olabilir. Hastanın alkali sıvılar içirildikten sonra kusturulması tercih edilir.
• Ağrı kesiciler.
• Gırtlak şişebilir (larinks ödemi). Bu durumda solunum yolunu açmak için trakeostomi yapmak gerekebilir.
• Şokla mücadele için IV sıvı verilir.
• Kortikosteroidler.
• Darlık gelişen vakalarda dilatasyon veya cerrahi girişim gerekir.
• Deri ve mukoza yanıklarında bol suyla ve bikarbonatlı sıvılarla en az 15 dakika yıkama.
• Bu hastalığın belirtilerinden kuşkulanıyorsanız doktora danışınız.


ATROPİN ZEHİRLENMESİ

Öldürücü doz 100-150 mg dır. Çocuklarda 10 mg öldürücü olabilir. Belladonna (güzelavrat otu) meyvalarının yanlışlıkla yenmesi, kaza ile veya öldürme amacıyla aşırı dozda atropin kullanılması, nadir olarak tedavi sonucu ortaya çıkabilir.
Belirti ve Bulgular :
• Ağız kuruluğu.
• Görme bozukluğu.
• Göz bebeklerinde genişleme.
• Yutma güçlüğü, ses kısıklığı.
• İdrar tutukluğu.
• Ateş.
• Deride ve yüzde kızarma.
• Kalp atımında hızlanma.
• Deliryum, felç, konvülsiyonlar, koma.
• Bu hastalığın belirtilerinden kuşkulanıyorsanız doktora danışınız.
Yapılması gerekenler :
• Ağızdan alınmışsa hasta kusturulur; mide yıkanır. Midenin boşalması geçiktiği için, ilaç alındıktan saatlerce sonra bile lavaj yapılmaladır.
• Boşaltıcı lavman.
• Prostigmine amp.
• Ajitasyon varsa diazepam.
• Solunum felci gelişirse yapay solunum.
• Hipertermi varsa soğuk uygulama.
• Parenteral sıvı.
• Mesane sondası.


BAKIR ZEHİRLENMESİ
İyi kalaylanmamış bakır kaplarda pişirilen yiyeceklerle zehirlenme veya boya endüstrisinde kullanılan bakır asetet ve bakır sülfat tuzlarının ağız yoluyla alınması sonucunda ortaya çıkar.
Belirti ve Bulgular :
• Kusma, bulantı.
• Karın ağrısı.
• Sulu veya kanlı diyare.
• Bu hastalığın belirtilerinden kuşkulanıyorsanız doktora danışınız.
Yapılması gerekenler :
• Yumurta akı, nişastalı su veya süt içirilerek midenin yıkanması veya hastanın kusturulması sağlanır.
• Ağrı kesiciler (morfin veya meperidin).
• Penisilamin.
• B.A.L. (Dimercaprol)
• Penisilamin veya BAL yerine calcium disodium edetate (etilendiamin tetraasetat=EDTA) antidot olarak kullanılabilir.


BAL ZEHİRLENMESİ
Halk arasında "deli bal" olarak bilinen ve genellikle Kuzey Anadolu yöresinde üretilen balın yenmesiyle ortaya çıkan zehirlenme tablosudur. Aşırı duyarlığa bağlı olarak gelişir.
Belirti ve Bulgular :
• Kaşıntı, ürtiker.
• Kalp atımında yavaşlama.
• Kan basıncında düşme.
• Bayılma.
• Larinks ödemi.
• Bu hastalığın belirtilerinden kuşkulanıyorsanız doktora danışınız.
• Sinüzal bradikardi, bradiaritmi, sinoatriyal blok, çeşitli derecelerde atrio-ventriküler blok (EKG Bulguları).
Yapılması gerekenler :
• Antihistaminikler kaşıntı, ürtiker veya larinks ödemi olanlarda kullanılar.
• Atropin.
• A-V tam blok gelişenlerde geçici kalp pili.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: İlkyardım ve Uygulamaları   7/2/2008, 22:57

BARBÜTRAT ZEHİRLENMESİ
Epilepsi ve uykusuzluk tedavisinde kullanılan, ayrıca bazı öksürük kesici ilaçların bileşiminde yer alan barbitüratların (fenobartital, pentobarbital vb.) yanlışlıkla veya intihar amacıyla alınması.
Belirti ve Bulgular :
• Baş ağrısı.
• Parestezi.
• Konuşma ve yürüme güçlüğü.
• Göz bebeklerinde önce daralma, koma döneminde ışığa cevap vermeyen genişleme.
• Görme bulanıklığı, çift görme.
• Solunumda hızlanma, sakin koma döneminde bradipne.
• Kalp atımında hızlanma.
• Hiporefleksi / arefleksi.
• Kaslarda gevşeme.
• Dalgınlık, koma.
• Solunum felci.
Yapılması gerekenler :
• Mide yıkanır (hasta komada değilse).
• İV sıvı veriir.
• Periton diyalizi gerekebilir.
• Solunum güçlüğü varsa, hasta en yakın reanimasyon merkezine nakledilmelidir.
• Bu hastalığın belirtilerinden kuşkulanıyorsanız doktora danışınız.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: İlkyardım ve Uygulamaları   7/2/2008, 23:00

BESİN ZEHİRLENMESİ
Virüs, bakteri veya kimyasal madde bulaşmış gıdaların yenmesinden sonra meydana gelen zehirlenmedir. Hafif bir sindirim sistemi rahatsızlığına ve vücudun susuz kalmasına neden olabilir. Hafif zehirlenmeler, birkaç saat veya en kötü durumda 1-2 gün sürer.
Fakat bazı besin zehirlenmeleri -botulizm ve kimyasal zehirlenme
çok şiddetlidir ve kişinin hayatını tehdit edebilir.
Belirti ve Bulgular :
Genellikle besin zehirlenmelerinde bulantı-kusma ve ishal görülür.
• Bakteriyel besin zehirlenmesi: Karın ağrısı, bulantı-kusma ve ishal görülür. 1 saat - 4 gün içinde başlar, ve dört güne kadar sürer.
• Viral besin zehirlenmesi: Karın ağrısı, bulantı-kusma, ishal, başağrısı, ateş ve titreme görülür. 12-48 saat içinde başlar. Genellikle deniz mahsüllerinin yenmesinden sonra olur.
• Kimyasal besin zehirlenmesi: Bulantı-kusma, ishal, terleme, sersemlik, gözlerde sulanma, aşırı tükürük üretimi, bilinç bulanıklığı ve karın ağrısı görülür. 30 dakika içinde başlar.
• Botulizm: Kusma, konuşma ve görme bozukluğu, kafadan başlayarak ayaklara doğru ilerleyen kas güçsüzlüğü görülür. Çok ender görülen fakat çok ciddi bir bakteriyal besin zehirlenmesi tipidir.
Sebepleri :
Bakteriyel besin zehirlenmesi: Pek çok bakteri besin zehirlenmesine neden olabilir. Bunlar arasında; Staphylococcus aureus, E. coli, ve Salmonella en sık rastlanan bakterilerdir.
Viral besin zehirlenmesi: Özellikle midye gibi kabuklu deniz mahsulleri yenmesi sonucu meydana gelir.
• Kimyasal besin zehirlenmesi: Özellikle böcek zehirleri veya gıdaların sağlıksız kaplarda tutulması sonucu meydana gelir.
Botulizm: Özellikle evde hazırlanmış konservelerin yenmesi sonucu meydana gelir. Botulizme sebep olan bakteri, oksijensiz ortamlarda da üreyebilir ve besinlerin pişirilmesiyle ölmez. Aynı zamanda bal verilen yenidoğanlarda da görülebilir. Söz konusu bakteri, balda doğal olarak bulunur. Ancak, yenidoğanların sindirim sistemi henüz yetişkinler kadar gelişmiş olmadığı için bakteriyi nötralize edemez.
Teşhis etme :
• Belirti ve bulguların detaylı şekilde sorgulanması.
• Kan ve dışkı analizleri .
• Şüpheli besin maddelerinde bakteri taraması.
Yapılması gerekenler :
Eğer şikayetleriniz hafifse muhtemelen bir doktora görünmenize gerek yoktur.
Evde kendi kendinize tedavi olmaya çalışıyorsanız :
• Kusma ve ishal vücudunuzun zehiri atma yöntemidir. Dolayısıyla; şikayetlerinizin başlamasını takip eden 24 saat zarfında kesinlikle bulantıyı veya ishali önleyici ilaçlar kullanmayın.
• Ağızdan sıvı alabilecek hale geldiğinizde, yaklaşık 12 saat boyunca temiz su ve sulu gıdalar alın. Daha sonra çorba, haşlanmış patates ve pirinç gibi gıdalar almaya çalışın.
• Kuralınız, ishal ve kusmayla kaybettiğiniz sıvıya eşdeğer miktardaki sıvıyı geri almaya çalışmak olmalıdır. Çünkü ishal ve kusma, vücudunuzun yüksek miktarda su ve mineral kaybetmesine neden olur. Vücudun susuz kalması ise özellikle çocuk ve yaşlılarda ciddi sorunlara sebep olabilir.
Doktor kontrolünde uygulanabilecek tedavi yöntemleri :
• Özellikle kimyasal besin zehirlenmesi durumunda mide ve barsakların yıkanması gerekir.
• Müshil ilaçları kullanılabilir.
• Eğer çok şiddetli bulantı ve kusma varsa, durum kontrol altına alınana kadar bulantıyı ve ishali engelleyici ilaçlar kullanılabilir.
• Kusma duruncaya kadar ağızdan beslenme kesilmelidir. Daha sonra 24 saat süreyle sulu besinler verilmelidir.
• Ateşi yüksek olmayan hastalarda antibiyotik tedavisinin yeri yoktur.
• Eğer hastada sıvı kaybına bağlı şok durumu gelişirse, damardan sıvı verilmesi ve şokla mücadele gerekebilir.
• Botulizm durumunda yapay solunum gerekebilir.
Hekime Başvurulması Gereken Durumlar :
• Botulizm belirtileri gözlerseniz.
• Kimyasal besin zehirlenmesi belirtileri gözlerseniz. Çünkü alınan kimyasal madde, hayati organlara zarar verebilir.
• Kusma ve ishal çok şiddetli ve iki günden uzun sürmüşse. Bu durumda, vücudunuz susuz kalabilir ve hayatınızı tehdit edici sorunlar ortaya çıkabilir.


BOTULİZM
Clostridium botulinum toksininin konserve yiyeceklerle alınması sonucu ortaya çıkan öldürücü bir besin zehirlenmesi.
Belirti ve Bulgular :
• Konservenin yenmesinden 12-36 saat sonra zehirlenme belirtileri ortaya çıkar.
• Yutma güçlüğü, konuşma güçlüğü.
• Bulantı, baş dönmesi, halsizlik.
• Çift görme, gözbebeği reflekslerinin kaybı, gözlerde uyum bozukluğu.
• Kas felci.
• Kabızlık.
• Solunum felci.
Yapılması gerekenler :
• Erken başvuran vakalarda mide yıkama ve lavman.
• Antibotulinik serum.
• Semptomatik tedavi, şokla mücadele parenteral sıvı verilmesi.
• İntübasyon veya trakeostomi ile yapay solunum gerekebilir.
• Hasta yoğun bakım altında tutulmalıdır.
• Aynı yiyecekten yemiş olan diğer kişiler de belirti olmasa bile gözlem altına alınmalı, ve antibotulinik serum verilmelidir.
• Bu hastalığın belirtilerinden kuşkulanıyorsanız doktora danışınız.



_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: İlkyardım ve Uygulamaları   7/2/2008, 23:03

CİVA ZEHİRLENMESİ
Cıva tuzlarının sindirim ve deri yolundan, cıva buharının solunum yolundan girmesi ile zehirlenme belirtileri ortaya çıkabilir. Metalik cıva sindirim yolundan emilmez, örneğin cıvalı termometrenin ağızda kırılması ile zehirlenme olmaz. Cıva buharlarını solunmasına bağlı cıva zehirlenmesi, meslek hastalığı olarak ortaya çıkabilir.
Belirti ve Bulgular :
• Salya artışı, diş eti iltihabı, ağızda metalik tad.
• Karın ağrısı, bulantı, kusma, kanlı ishal.
• İdrarda azlama, akut böbrek yetmezliği ve buna bağlı ölüm.
• Cıva buharının solunması ile solunum güçlüğü, öksürük, akciğer ödemi.
• Bradikardi.
• Kan basıncında düşme.
• Ruhsal bozukluklar.
• Kronik zehirlenmede deri belirtileri.
• Bu hastalığın belirtilerinden kuşkulanıyorsanız doktora danışınız.
Yapılması gerekenler :
• Sindirim yolundan alınmışsa sodyum bikarbonat veya yumurta akı ile mide yıkanır.
• B.A.L.
• Penisilamin.
• Boşaltıcı lavman.
• Damar içine sıvı tedavisi.
• Akut böbrek yetmezliği için periton diyalizi.


GAZ ZEHİNLENMESİ
Kapalı yerlerde yanan maddeler havadaki oksijeni tükettiğinden ve zehirli gazlar çıkardığından buralarda bulunanlar boğulma tehlikesiyle karşılaşırlar. Sönmemiş mangaldan ve motorlu taşıtların egzoslarından çıkan gazlar, yangınlarda yanan maddelerden çıkan gazlar tehlike kaynağıdır.
Yanma sonucu oluşan karbonmonoksit renksiz, kokusuz bir gazdır. Karbonmonoksit kandaki oksijenin yerini aldığından karbonmonoksit içeren dumanlar çok tehlikelidir. Karbonmonoksit zehirlenmesinde ilk belirtileri baş ağrısı ve baş dönmesi, kulak çınlaması, yüz kızarması, dudakların kiraz kırmızı rengini alması ve yorgunluktur. Bunları bilinç kaybı ve ölüm takib eder.
Tehlikenin farkına varlıdığında kazazede bulunduğu yerden açık havaya çıkarılmalıdır. Kazazedenin solunumu durmuşsa suni solunum uygulanmalı ve bir an önce hastaneye ulaştırılmalıdır.

İLAÇ ZEHİRLENMELERİ
İlaç zehirlenmelerinde zehirlenmeye neden olanı ilacın etkilediği sistemlere ait belirtiler ortaya çıkar. İntihar amacıyla çok sayıda farklı ilacın alındığı durdumlarda karmaşık tablolar görülür. İlaç zehirlenmeleri çoğunlukla uyku ilaçları ve yatıştırcı ilaçlarla meydana gelir.
Hastanın bilinci bulanık veya kapalı olabilir. Solunum düzensizliği veya durması ile karşılaşılabilir. Morarma, göz bebeklerinde küçülme, kramplar, kusma, cilt belirtileri görülebilir. Nabız hızlı, düzensiz olup bazen alınamaz. Soğuk terleme, tansiyon düşmesi, vücutta soğuma olabilir.
Hasta güvenli konumda yatırılmalı, solunum yolları açık tutulmalı, oda havalandırılmalıdır. Hastanın bilinci yerindeyse ağıza parmak sokularak kusturulmaya çalışmalıdır. Henüz mideden emilmemiş zehiri bağlamak amacıyla hastaya aktif kömür verilir. Zehirlenen kişinin aldığı ilaçların kutuları toplanır, kusuk materyeli dökülmeden saklanır. Bunlar zehirlenme konusunda doktorlara bilgi verecektir. Hasta sıcak tutularak solunum, nabız ve tansiyonu düzenli olarak izlenir. Zehir merkezine danışılır ve hasta vakit geçirmeden sedye ile güvenli konumda hastaneye götürülür.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: İlkyardım ve Uygulamaları   7/2/2008, 23:05

MANTAR ZEHİRLENMELERİ
Amanita cinsi mantarların yanlışlıkla yenmesi zehirlenmeye yol açabilir. Amanita muscaria mantarı, sindirim ve sinir sistemleri üzerinde etki gösterir. Amanita phalloides mantarının ise başta karaciğer, böbrek ve kalp olmak üzere bütün doku hücrelerinde zehirli etkisi vardır. Amanita phalloides toksini ısıya duyarlıdır. Bu yüzden ancak mantarı çiğ olarak yemekle zehirlenme belirtileri ortaya çıkar.
Belirti ve Bulgular :
Amanita muscaria zehirlenmesi :
• Mantarı yedikten yaklaşık 20 dakika sonra klinik belirtiler ortaya çıkar.
• Huzursuzluk, bilinç bulanıklığı.
• Susama hissi.
• Salya artışı.
• Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal.
• Göz bebeklerinde daralma.
• Kalp atımlarının yavaşlaması.
• Titreme, havale, şiddetli kas kasılmaları.
• Şok-koma.
Amanita phalloides zehirlenmesi :
• Klinik belirtilerin ortaya çıkışı 12-24 saat gecikebilir.
• Başağrısı.
• Bilinç bulanıklığı, depresyon.
• Şiddetli kas kasılmaları, havale.
• Karın ağrısı, bulantı.
• Kanlı kusma ve kanlı ishal.
• Ağrılı karaciğer büyümesi.
• Sarılık.
• Çok az idrar çıkarma veya hiç idrar çıkaramama.
• Akciğer ödemi.
Yapılması gerekenler :
Amanita muscaria zehirlenmesi :
• Hastanın kusturulması, midenin yıkanması gerekir.
• Antidot olarak atropin sülfat 15-30 dakika arayla tekrarlanarak verilir. Ağız kuruması veya hızlı kalp atımı ortaya çıkıncaya ve göz bebekleri genişleyinceye kadar devam edilir.
• Şiddetli kasılmalara karşı diazepam verilir.
• Damardan glikozlu serum verilir.
Amanita phalloides zehirlenmesi :
• Erken fark edilirse hastanın kusturulması ve midenin yıkanması gerekir.
• Atropin etkisizdir.
• Hastaya deksametazon damar yoluyla verilir.
• Akut karaciğer ve böbrek yetmezliği durumlarında karından yapılan diyaliz yarar sağlayabilir.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Sponsored content




MesajKonu: Geri: İlkyardım ve Uygulamaları   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İlkyardım ve Uygulamaları
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ENDÜSTRİYEL KALIPÇILIK

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
halit :: HASTALIKLAR A - Z :: İLKYARDIM-
Buraya geçin: