halit
Foruma hoşgeldiniz

Foruma üye olunuz..
halit

Şifalı bitkiler, bitkisel tedavi, bitki, bitkisel formuller, fitoterapi, Otacı,
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Deri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Deri   6/2/2008, 00:30

DERİ
Bedenimizin en önemli koruyucu organı olan derimizin üstlenmiş olduğu görevler çok çeşitlidir.
Tam bir bütünlükle bedenimizi örten deri tabakası olmasaydı, kısa sürede güçlü bir enfeksiyon
veya alerjik bir şok sonucunda ölürdük, çünkü bedenimizi yaralanmalardan, ışıktan, kimyasal maddelerden, yüksek ısılardan ve mikropların içimize sızmasından ancak derimiz koruyabilir. Bu görevlerden bazıları,
örneğin enfeksiyona karşı korunma, karmaşık ekolojik işlevlerle gerçekleşir.
Deri, mikrop önleyici maddeler salgılamakla kalmayıp sağlığımızı korumakla görevli bazı doğal bakteri bileşimlerini de bünyesinde taşır. Deri yüzeyinde yerleşmiş olan bu dost bakteriler, bedene sızmaya çalışan mikroorganizmaları durdurabilmek için onların yaşam şartlarına uygun olmayan çevresel ortamlar oluştururlar.

Antibiyotik tedavilerinin olası tehlikelerinden biri de, sağlığımızı korumakla görevli bu doğal bakteri bileşimlerinin yok edilmesi ve böylece, enfeksiyonların deri altına ulaşabilmesinin mümkün kılınmasıdır. Aynı problem, başlıca etkisi doğal bakterileri yok ederek fevkalade bir dengeyi bozmak olan kimyasal deodorantların kullanımında ortaya çıkabilir.[/size]

[size=12]Deri, pek çok bakımdan sağlam ve uyumlu bir metabolizmanın korunmasından da sorumludur.
Bir yandan bedenin su, tuz ve organik madde kaybını önlerken öte yandan, kullanılmış besin maddelerinin
ve suyun dışkılanmasını sağlayan dört önemli organdan biridir. Bedenin dışkılaması gereken atık maddelerin neredeyse dörtte birini dışkılamakla görevli olduğu için, derinin işlevlerindeki herhangi bir aksaklık, öteki dışkılama organlarını (böbrek, akciğer, bağırsak) olumsuz etkileyebilir. Derinin dışkılama kapasitesindeki bir aksaklık, öteki dışkılama organlarında ikincil rahatsızlıklara yol açabilir. Diğer taraftan, öteki dışkılama organlarındaki herhangi bir işlev bozukluğu da deri rahatsızlıklarına yol açabilir.

Ter bezlerinin yardımıyla bedenin sıvı dengesini düzenleyen deri, beden ısısının normal düzeyde tutulmasında da önemli rol oynar.

Yüzeyinin geneli duyum sinirleri ile örülü olduğu için, çevremizle oluşturduğumuz fiziksel ilişkileri deri sayesinde gerçekleştirebiliriz. Embriyonun gelişiminde derinin ve sinir dokularının aynı kaynaktan oluşması, deri ve sinir sistemi arasındaki yakın ilişkinin başlıca göstergesidir.
Bu ilişki, iç dünyamızın ve onun yansımalarının fiziksel bir dışavurumu olarak da görülebilir. Bu bağlamda, genelde deri hastalıklarının ruhsal problemlerin dışa yansıması olarak görülmesi ve bu doğrultuda tedavi edilmesi gerekir.
Deri, ancak ender durumlarda, örneğin eziklerde ve açık yaralarda, bedenin geri kalan bölümü hesaba katılmadan tedavi edilebilir!

_________________
fitaci


En son Halit tarafından 24/2/2008, 17:42 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Deri   6/2/2008, 00:31

Deriyi İyileştirebilecek Şifalı Bitkiler

Deri problemleri çeşitli iç hastalıklarının bir dışavurumu olduğuna göre, tedavisinde pek çok bitki kullanılabilir, ama bunların arasında öncelikle anılması gereken bazı özel bitkiler vardır. Burada, özellikle yara iyileştirici, kan temizleyici, terletici, mikrop kırıcı ve sinir sistemini güçlendirici bitkilerin ele alınması gerekiyor.

Yara iyileştirici ilaçlar

Taze kesik yaralarının ve açık yaraların iyileşmesini kolaylaştıran bitkiler açısından doğamız çok zengindir. Her tür bedensel yaralanma en sık rastlanan bir durum olduğu için, içinde yaşadığımız doğal ortamda pek çok yara iyileştirici bitki bulabilmek mümkündür. Bu bitkilerin bazıları kan durdurucu, deriyi sıkıştırıcı-güçlendirici veya yarayı hızla kapatıcı özelliklere sahiptirler. En çok kullanılan yara iyileştirici bitkiler: Sinirliot, aynısafa, atkuyruğu, civanperçemi, arslanpençesi, sarı kantaron, karakafesotu, yoğurtotu (yapışkanotu), mayıs papatyası, ısırganotu, ceviz yaprağı, meşe kabuğu.

Kan temizleyici ilaçlar

Kan temizleyici ilaçlar, kirlenmiş kanı yeniden eski değerlerine kavuşturarak sağlıklı bir işlevin öncelikli şartını oluşturur. Bu ilaçların etkileyiş biçimleri henüz tam bir açıklığa kavuşturulamamıştır: Ama onlar yine de etkin ilaçlardır ve metabolizma aksaklıklarından kaynaklanan deri hastalıklarında belki de en başarılı olanlardır. Tüm bedeni temizleyebilirler, ama bu arada etkinliklerini bazı alanlarda yoğunlaştırabilirler de. Bazısı böbrekleri etkiler, bazısı karaciğeri vs. Bu nedenle, başarılı oldukları alanlara göre seçilmelerinde yarar vardır. Kan temizleyici önemli bitkiler: Isırganotu, atkuyruğu, yoğurtotu(yapışkanotu), böğürtlen yaprağı, kırmızı yonca, ahududu yaprağı, hindiba kökü ve yaprağı, civanperçemi, sinirliot, aynısafa, kırlangıçotu, huş ağacı yaprağı, eğir kökü, rezene, melekotu kökü, kereviz yaprağı, soğan.

Bitkiler tek tek veya birkaçı harmanlanarak, 2-3 haftalık çay kürü biçiminde kullanılabilir. Yarım veya bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, soğutulmadan, aç karnına veya öğün aralarında içilir. İçilen her bardak çaya yarım veya bir tatlı kaşığı İsveç Şurubu eklendiğinde, etki daha da artar.

Mikrop kırıcı ilaçlar

Bazı deri hastalıklarında, bedeni zararlı mikroorganizmalardan arındırmak için, mikrop kırıcı ilaçların kullanılması gerekebilir. Bu konuda önde gelen bitkiler: Ökaliptus yaprağı, kekik, echinacea kökü veya preparatları, aynısafa, mayıs papatyası, lavanta, sarmısak.

Bitkiler tek tek veya harmanlanarak, 2-3 haftalık kürler halinde, günde 2-3 bardak çay, aç karnına veya öğün aralarında içilerek kullanılır.

-Havuç suyu, nöbet şekeri ile karıştırılarak içilebilir.

-Bir çay fincanının içine taze bir yumurta koyulur ve üstü örtülene kadar elma sirkesi eklenir. 24 saat sonra, yumuşayan kabuk atılır, yumurta sirkede iyice ezilir ve üstüne çiçek balı eklenerek iyice çalkalanır. Gün boyunca pek çok kere 1 tatlı kaşığı içilir. Bu reçete özellikle çocuklar için önerilir.

-Kuru soğanın özsuyu balla karıştırılır ve 10 dakika ağır ateşte kaynatılır. Günde 2-3 kere 1 tatlı kaşığı alınır.

-1-3 diş ezilmiş sarmısak, 1 bardak kaynar sütle haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür, balla tatlandırılarak, soğutulmadan, günde 1-2 bardak içilir.

Derinin Hastalık Belirtileri

Bilimsel tıp, çeşitli deri hastalıklarını histolojik bulgulara göre, yani deri dokusundaki değişimlere göre sınıflandırır. Bu varsayım, deri hastalıklarının bazı içsel problemlerin dışa yansıması olduğu ve lokal bir belirti olarak tedavi edilemeyeceği gerçeğinin görmezden gelindiğinin başlıca ifadesidir. Ama biz, deri problemlerine yol açan nedenleri, belirli gruplar halinde sınıflandırabiliriz. Bazı kesişme noktaları olmakla birlikte, genelde üç etki alanından söz edilebilir: Sedef hastalığı ve bazı egzamalar gibi, yalnızca içsel problemlerden kaynaklanabilecek deri hastalıklarına yol açan, içsel nedenler; dış etkenlerden kaynaklanan deri problemlerine yol açan(açık yara, ezik veya güneş yanığı) dışsal nedenler.Alerjik deri reaksiyonlarında, bakteri veya mantar enfeksiyonlarında olduğu gibi, dış etkilere karşı oluşan deri reaksiyonlarında, bu etkenlere karşı koyabilecek gücün beden tarafından oluşturulamaması.

Farklı nedenlerden kaynaklanan tüm deri problemlerine karşı kullanılabilecek çeşitli bitkiler mevcuttur. İçsel nedenlerden kaynaklanan deri problemlerinin tedavileri, bu içsel nedenleri hedeflemelidir, çünkü, merhem kullanımı türü lokal tedaviler, kaynaktaki probleme ulaşamazlar. Dış etkenlerden kaynaklanan problemlerde merhem kullanımı tabii ki yeterli olabilir.

İçsel nedenler

Pek çok kişiye büyük sıkıntılar yaşatan inatçı ve kronik deri hastalıkları, genellikle içsel problemlerden kaynaklanır. Derimiz, bizimle dünya arasında köprü görevini üstlenir, işte bu yüzden yaşamımızdaki uyumsuzlukları, genellikle derimiz dışa yansıtır. Bu uyumsuzluklar fiziksel veya genetik kökenli olabilir, karaciğere, böbreklere, dolaşım sistemine veya öteki beden sistemlerine odaklanmış olabilir.

Nedenler çok değişik ama etkiler aynı olabilir. Bedenin içinden kaynaklanan bu tür hastalıkların etkinlikle tedavi edilebilmeleri için, bilinmeyen bu kaynağı(organı) etkileyebilecek özelliğe sahip etkenlerin teşhis edilmesi gerekir.

_________________
fitaci


En son Halit tarafından 1/7/2008, 12:41 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Deri   6/2/2008, 00:33

Sedef hastalığı (Psoriasis)

Çok sık görülen bu deri hastalığı, öteki ırklara oranla beyaz ırk insanında çok daha yaygındır. Başka bir deyişle, batı ülkelerinde yaşayan halkların yüzde ikisine yakını sedef hastasıdır. Hastalık, genellikle birlikte etki oluşturan pek çok nedenden kaynaklanabilir. Bu yüzden uygulanacak olan tedaviyi, hastanın özelliklerine uyarlamak gerekir. Problemin kaynağı fiziksel, psikolojik veya ruhsal olsa da, mutlaka teşhis edilmelidir, çünkü sosyal yaşantımızın içsel dengemizi yakından etkilediğini unutmamak gerekir. Sedef hastalığı gibi problemlerle karşılaşıldığında, çalışma ortamımızın ve sosyal yaşantımızın yeniden gözden geçirilmesi doğru olacaktır.

Sedef hastalığına karşı kullanımı gelenekselleşmiş bazı bitkiler olduğu halde, hastalık kaynağının doğru teşhisi ve hastanın kişiliğinden kaynaklanan özelliklerin göz önünde bulundurulması, uygulanacak tedavi yöntemlerinin saptanmasında yararlanılacak en önemli ipuçlarıdır. Kullanılabilecek bitkilerin çoğu, kan temizleyici özellikleri öne çıkanlardır ve başka özellikler taşıyan bitkilerle karıştırılarak başarıyla kullanılabilirler. Ama bu arada, yaşam biçiminin de tedaviyi destekleyebilecek doğrultuda değiştirilmesi gereği unutulmamalıdır. Kullanılabilecek bitkiler: Isırganotu, atkuyruğu, yoğurtotu (yapışkanotu), aynısafa, civanperçemi, hindiba, kırmızı yonca, eğir kökü.

Bu bitkilerin bazıları karaciğeri güçlendiricidir, örneğin hindiba ve eğir kökü. Bazıları ise idrar arttırıcıdır, örneğin ısırganotu, hindiba, yoğurtotu(yapışkanotu). Aynı zamanda, günlük yaşamın streslerine karşı sinir sisteminin tepkilerini güçlendirebilecek nitelikteki, sinir sistemini güçlendirici ilaçların kullanımı gerekir. Sinir sistemini güçlendirici bitkiler: Kediotu kökü, ökseotu, ıhlamur, yulaf, arslankuyruğu, mayıs papatyası,. Gerekli tüm etkileri içeren bir bitki karışımı şöyle olabilir: ısırganotu 2 ölçü, hindiba 1 ölçü, kediotu kökü 1 ölçü, civanperçemi 1 ölçü, mayıs papatyası 1 ölçü.

Bitkiler çok ince kıyılarak ölçülür ve iyice karıştırılır. Yarım veya bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3-4 kere, taze demlenmiş 1 bardak sıcak çay, içine yarım veya bir tatlı kaşığı İsveç Şurubu eklenerek, aç karnına veya öğün aralarında içilir.

Güneş ışığı ve deniz suyu sedef hastalığında rahatlamalar sağlayabilir, tam bir iyileşme ise çok ender gerçekleşir. Dıştan kullanılan ilaçlar ve merhemler de rahatlıklar sağlayabilir, ama tam bir iyileşme bu yolla gerçekleştirilemez. Karakafesotu veya aynısafa merhemi büyük rahatlıklar sağlayabilir.

Sedef hastalığı, kalıtımsal veya sinirsel nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, besin alerjilerinden veya karaciğer işlev bozukluğundan da kaynaklanabilir. Kalıtımsal veya sinirsel kökenli sedef hastalığının tedavisi konusuna yukarıda açıklık getirmeye çalıştık.

Besin alerjilerinden kaynaklanabileceği düşünüldüğünde, iki gün boyunca, yalnızca suyla oruç tutulur, üçüncü gün ekmekle başlanır ve her iki günde, bir besin maddesi beslenme programına alınır. Öncelikle süt ve süt ürünlerinden başlanılması doğru olur, çünkü inek sütü en başta gelen alerjenlerdendir. Bu yöntem disiplinle uygulandığında, olası alerjik besinler beslenme programından tamamen çıkarılır.

Karaciğer işlev bozukluğunun söz konusu olup olmadığının kanıtlanabilmesi için de, 2 hafta süreli kesin bir beslenme diyeti uygulamak gerekir. Bu diyet sırasında, yukarıda tavsiye ettiğimiz bitki karışımının çayı aksatılmadan içilmelidir. Eğer hastalık gerçekten de karaciğer işlev bozukluğundan kaynaklanıyorsa, beslenme diyetinin 3-4. gününde iyileşmeler görülmeye başlanabilir ve bu durumda, en geç 2 hafta içinde tam bir iyileşme sağlanabilir.

Uygun olmayan besin maddeleri: Ateşte ve yağda kızartılmış tüm yiyecekler, salam ve sosis türleri, yağlı etler ve onların çorbaları, turşular, sirke, limon ve benzeri asitli meyvelerin tümü ve meyve suları, çilek türü meyveler ve suları, şarap, kahve, çikolata ve hasta karaciğerin başa çıkamayacağı asitleri üretebildiği için, arı balı! Ayrıca, tüm konserveler, yapay katkı maddesi içeren ürünlerin tümü, baklagiller ve alkolün her türü!

Uygun olan besin maddeleri: Eğer alerji testinden başarıyla çıkmışsa, süt ve süt ürünleri, sirkesiz ve limonsuz salatalar, yağsız dana eti, beyaz et ve balık eti, hafif sebzeler, mümkün olduğunca bol yulaf çorbası veya lapası, elma, üzüm, kiwi, armut gibi meyveler ve suları, her gün bolca havuç suyu ve arada bir taze ananas suyu.

Bu süreçte ayrıca, atkuyruğu-ebegümeci eşit karışım katkılı tam banyolar iki günde bir alınmalıdır. Banyo konusundaki ayrıntılar, kitabın bitkiler bölümünde bulunabilir. Ayrıca, lavanta ve kekik tam banyoları da denenebilir.

Tüm bunların yanı sıra, karaciğeri ve bağırsakları desteklemek için, eğir kökü çayı, her yemekten önce ve sonra 1 yudum olmak üzere, günde toplam 6 yudum içilmelidir.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Deri   6/2/2008, 00:35

Egzama

Egzama adı, benzerlik gösteren pek çok deri hastalığı için geçerli olabilir. Bedenin bütünselliği açısından bakıldığında, bu tür benzerliklerin zaten pek önemi yoktur.

Sedef hastalığında olduğu gibi burada da, hastalığa yol açan içsel nedenlerin teşhis edilmesi gerekir. Eğer bir alerjik tepkinin katkısı varsa, alerjiye yol açan maddenin saptanması gerekir, çünkü beden bu durumla başa çıkamaz ve bitkisel tedaviye olumlu yanıt veremez. Ellerde, yüzde veya cinsel organlarda oluşan egzamalar genellikle alerjik tepkilerden kaynaklanır; örneğin bebeklerde sıklıkla görüldüğü gibi, inek sütü bu tip alerjik tepkilere yol açabilir. Egzama sıkıntısı çeken herkes, süt ve süt ürünlerinden uzak durmalı, inek sütü yerine keçi sütü veya soya sütünü tercih etmelidir.

Kullanılacak şifalı bitkiler kişilerin özelliklerine uygun olarak seçilmeli, sindirim işlevinde aksaklık olup olmadığı araştırılmalı, acı madde içeren, gaz söktüren, müshil etkisi olan bitkiler denenmelidir. Eğer olası bir karaciğer işlev bozukluğu söz konusu ise, safrakesesi veya karaciğer ilaçları etkili olabilir. Eğer böbrekler tam görev yapamıyorlarsa, idrar söktürücü ilaçların kullanılması gerekecektir. Sinir sistemini güçlendirici bitkiler de denenebilir.

Egzamanın içten tedavisinde başarıyla kullanılabilecek bitkiler: Isırganotu, atkuyruğu, hindiba, sinirliot, huş ağacı yaprağı, mayıs papatyası, andızotu kökü, suteresi, böğürtlen yaprağı, altınbaşak, aynısafa, kırmızı yonca.

Temel bir bitki karışımı şöyle olabilir: Isırganotu, hindiba, altınbaşak, mayıs papatyası, çok ince kıyılarak eşit oranda karıştırılır. Yarım veya bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dokusu kaynar suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3-4 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan, aç karnına veya öğün aralarında içilir. Her bardak çaya eklenen yarım veya bir tatlı kaşığı İsveç Şurubu, iyileşmeyi hızlandıracaktır.

Ayrıca, bolca içilen taze elma suyu da çok yararlıdır.

Tedavi başlangıcında belirtiler kötüleşebilir, ama bu tepki nedeniyle üzülmemek gerekir, çünkü bu gidiş kısa sürede iyileşmeye dönecektir. Fiziksel sıkıntıların bir an önce yatıştırılabilmesi için, dıştan tedavi de yapılabilir, ama bu tedavi, içten yapılan tedaviyle birlikte yürütülmelidir. Böyle bir tedavi de, aynısafa, mayıs papatyası çaylarıyla veya ceviz yaprağı, meşe kabuğu kaynama sularıyla yapılan kompresler ve yıkamalar biçiminde uygulanabilir.

2 yemek kaşığı dolusu kuru veya 3 yemek kaşığı dolusu taze mayıs papatyası veya aynısafa çiçeği, yarım litre kaynar suyla haşlanır, iyice ılıklaşana kadar demlendirilir ve süzülür. Temiz bir komprese bitki çayı emdirilir ve egzamanın üstüne yatırılır. Kompres, bir saat boyunca sık sık ıslatılarak, bir saat süreyle etkilemeye bırakılır. Günde en az iki kere uygulanmalıdır.

Ceviz yaprağı ve meşe kabuğu uygulamasında, bitkiler haşlanarak demlemek yerine, 10 dakika kaynatıldıktan sonra ılıklaşana kadar demlendirilir ve süzülür. Ölçüler ve kullanım biçimi aynen yukarıdaki gibidir.

Ayrıca, fiziksel rahatsızlıkları önlemek için, egzamaların üstüne aynısafa merhemi kompresleri yapılması tavsiye edilir. Bir kompresin üstüne bıçak sırtı kalınlığında merhem sürülür ve egzamanın üstüne uygulanarak uygun bir biçimde tespit edilir veya merhem egzamanın üstüne doğrudan sürülür.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Deri   6/2/2008, 00:36

Ergenlik sivilcesi (Akne)

Ergenlik döneminde ortaya çıkan bu çok yaygın problem, hormon dengesindeki sapmalardan ve beslenme bozukluklarından kaynaklanır. Hormonel nedenler, erkeklik hormonunun düzeyi ile ilgilidir ve özellikle ergenlik döneminde, çeşitli hormonların etkisiyle bedende gerçekleşen önemli değişikliklerle birlikte ortaya çıkar. Genç erkeklerde ve genç kadınlarda(adet kanamalarından önce) görülen akne, bu ilişkiyi doğrular niteliktedir.

Beslenme ile ilgili nedenler, bedenin yağları ve karbonhidratları dönüştürebilme yeteneğine bağlıdır. Eğer metabolizma sorunları varsa veya beslenme çoğunlukla bu tür ürünlerden oluşuyorsa, ergenlik sivilceleri gelişebilir. Fitoterapi biliminin hedefi, bu tür besinlerin özümlenebilmesine yardımcı olmak, lenf sistemini ve dışkılamayı desteklemektir. Yağ, şeker ve karbonhidrat önemli ölçüde azaltılmalı ve meyve, sebze tüketimi arttırılmalıdır.

Isırganotu, atkuyruğu, böğürtlen yaprağı, hindiba, sinirliot, civanperçemi, kırmızı yonca gibi, kan temizleyici, yoğurtotu (yapışkanotu), echinacea(kök veya preparat) gibi, lenf sistemini destekleyici, hindiba(kök ve yaprak), eğir kökü, melekotu kökü gibi, karaciğeri uyarıcı bitkiler tavsiye edilebilir. Ama en doğrusu, aşağıdaki bitki karışımının çayının uzunca bir süre içilmesidir.

Isırganotu 2 ölçü, böğürtlen yaprağı 1 ölçü, hindiba(kök ve yaprak) 1 ölçü, melekotu kökü 1 ölçü.

Bitkiler ve kökler çok ince kıyılarak ölçülür ve iyice karıştırılır. Yarım veya bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak taze demlenmiş çay, soğutulmadan, aç karnına veya öğün aralarında içilir. İçilen her bardak çaya yarım veya bir tatlı kaşığı İsveç Şurubu eklenerek, beklenen etki arttırılabilir.

Ayrıca, yemeklerden önce hindiba salatası yenmesi önemle tavsiye edilir.

Dıştan uygulanabilecek tedaviler:

-Aynısafa, atkuyruğu veya ısırganotu çayları ile yüze friksiyonlar veya yıkamalar uygulanabilir ve yüz saf sabunla yıkanır.

-Beslenme programında biyotin(B Vitaminleri) bulunmasına dikkat edilmelidir. Bu önemli deri vitamini, bira mayası, kümes hayvanları, pirinç ve rafine edilmemiş tahıl ürünlerinde bulunur. Yumurta sarısı ve karaciğer, biyotin bombası olarak bilinir, ama kolesterol oranları oldukça yüksektir.

-Pek hoşa gitmeyebilir, ama çok etkilidir: Kendi idrarı ile tedavi olmak! Sabah idrarının orta bölümünden alınan birkaç damla ile sivilceler nemlendirilir ve daha sonra yüz yıkanmaz!

-İlk yardım: Ertesi gün önemli bir randevusu olan kişi, tabi ki acil yardım arar. Böyle durumlar için özel bir tavsiye: Akşamdan, hava geçirmeyen bir flasterle kapatılan sivilce hızla olgunlaşır. Böylece, ertesi sabah dikkatle sıkılır ve iyice dezenfekte edilir.

-Almanya kökenli ilaçlar: Aknefug-oxid, Akneroxid, Aknex, Cordes BPO, Panoxsyl, Sanoxit, Scherogel.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Deri   6/2/2008, 00:37

Dışsal Etkenlere Karşı İçsel Tepkiler

Deri bazen, yüzeyinden içeri sızamayan dışsal etkenlere, örneğin deri yüzeyine yerleşen bakterilere karşı tepkiler oluşturur. Bu tepkiler, bedenin savunma sisteminin normal ve ölçülü çalışması durumunda ortaya çıkmayacak olan, mikroorganizmalara karşı oluşan tepkilerdir. Bu tür belirtilerin dıştan tedavisi tabii ki gerekir, ama gerçek problem savunma sisteminin güçsüz oluşudur; sistem güçlendirildiğinde, enfeksiyonlara karşı koyabilir ve ayrıca dıştan tedaviye gerek kalmaz.

Bedenin savunma sisteminin güç yitirmesine çeşitli nedenler yol açabilir. Ama tedavi hep aynı olmalı, mikrop kırıcı ve kan temizleyici bir temele dayandırılmalı, böbreklerin ve bağırsakların dışkılama etkinlikleri desteklenmelidir. Ayrıca, enfeksiyon hastalıklarına karşı uygulanan tedavi yöntemleri burada da geçerlidir. Eğer son zamanlarda bir antibiyotik tedavisi uygulanmışsa, günde 1g C Vitamini ve echinacea preparatları alınmalıdır. Bir hastalığın değil, bir kişinin tedavisinin söz konusu olduğunu unutmamalıyız! Eğer üzerimizde herhangi bir baskı varsa, onunla yüzleşmeli ve elden gelen değişiklikleri yapmalıyız, ki tam bir iyileşme gerçekleşebilsin.

Çıban (Fronkül)

Stafilokok bakterileri(normalde yüzeysel deri ekolojisine ait) ancak, bedende genel bir güçsüzlük yaşandığında, çıban oluşumuna yol açan problemler oluşturabilirler. Çıbanlarla etkili bir biçimde başa çıkabilmek için, şifalı bitkilerin içten ve dıştan kullanılması gerekir. Bedenin savunma güçleri ve canlılığı en üst düzeye çıkarılarak savunma sisteminin etkinliği arttırılmalıdır. Bu amaç, mikrop kırıcı ve kan temizleyici bitki karışımlarının kullanımıyla gerçekleştirilebilir. Bu alanda kullanılabilecek etkili bir bitki karışımı: Ecinacea kökü (veya preparatı), ısırganotu, aynısafa, yoğurtotu(yapışkanotu), kekik, mayıs papatyası, ince kıyılarak eşit oranda karıştırılır. Yarım veya bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak taze demlenmiş çay, soğutulmadan, aç karnına veya öğün aralarında içilir. İçilen her bardak çaya, yarım veya bir tatlı kaşığı İsveç Şurubu eklendiğinde, beklenen etki artacaktır.

Dıştan tedavide öncelikle, çıbanın yumuşatılıp işletilmesine ve toplanan irinin dışa akıtılmasına çalışılmalıdır. Bu amaç doğrultusunda uygulanabilecek bazı yöntemler:

-Hepimizin tanıdığı ihtiyol merhemi( kara merhem) bu iş için çok uygundur.

-Gün boyunca 2-3 kere, 20-30 dakikalık sıcak kompresler uygulanabilir. dayanılabilecek sıcaklıktaki suda ıslatılıp hafifçe sıkılan kompresler, çıbanın üstüne yatırılır ve soğudukça tazelenir.

-Keten tohumu lapa kompresleri. Ezilmiş keten tohumları küçük bir kumaş torbanın içine koyulur, torba 10 dakika boyunca çok sıcak suyun içinde tutulur, suyu süzüldükten sonra çıbanın üstüne yatırılır ve üstü örtülür. Bu lapa kompresi, tekrar ısıtılarak iki kere daha kullanılabilir.

-Beyaz lahana yaprağının damarsız bölümleri alınır, merdane ile iyice ezilir ve hemen yarım saatlik bir süre için çıbanın üstüne yatırılır ve üstü örtülür. Süre sonunda lahana yaprağı yenilenir.

Yılancık (Erizipel)

Yılancık, streptekok türü mikropların yol açtığı akut bir deri enfeksiyonudur. Yüzde, kol ve bacaklarda kızarıklıklar, ateş ve genel durum bozukluğu gibi belirtilerle ortaya çıkar. Çok bulaşıcı ve genellikle çocuklarda görülen bir hastalıktır. Yapılacak olan tedavide, en son derecede temizliğe titizlikle ve öncelikle uyulması gerekir. Bu süreçte, günde 2g C Vitamini ve çiğ sarmısakla zenginleştirilmiş bol sebze ve meyve tüketilmelidir.

Bedenin savunma güçleri, mikrop kırıcı, kan temizleyici ve güçlendirici ilaçlarla desteklenmelidir. Enfeksiyonla dıştan savaşabilmek ve derinin ekolojik savunma dengesini oluşturabilmek için, aynısafa, ceviz yaprağı, meşe kabuğu, mayıs papatyası demleme ve kaynama sularıyla yıkamalar veya kompresler uygulanabilir. Dıştan uygulanacak böyle bir tedavi, ancak içten uygulanacak bir tedavi ile birlikte yürütüldüğünde başarılı olabilir; burada, çıban tedavisinde tavsiye edilen bitki karışımının çayı günde 2-4 bardak içilebilir. Her bardak çaya, yarım veya bir tatlı kaşığı İsveç Şurubu karıştırılır.

Siğil (Verruca)

Siğil, çeşitli tavsiyeler ve geleneksel yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılır veya kesin tıbbi yöntemlerle bağdaştırılır. Siğil, virüsler tarafından oluşturulur ve bu oluşum ancak, virüslerin yaşam alanında uygun şartlar oluştuğunda gerçekleşir. Beslenmemiz ve yaşam biçimimiz yararlı, sağlıklı ve dengeli olmalıdır.

İçten, lenf sistemini temizleyici ve güçlendirici ilaç olarak, yoğurtotu (yapışkanotu) aynısafa, ısırganotu, pelinotu, sarmısak, echinacea kökü veya preparatları ve günde 2g C Vitamini alınmalıdır.

Dıştan, kırlangıçotu ve aynısafa bitkilerinin sap ve gövdelerinin taze özsuları ile siğil, gün boyunca pek çok kere nemlendirilir ve bazen yalnızca bu tedavi sonunda siğil kısa sürede yok olabilir. E Vitamini yağı, siğillerin üstüne veya cerrahi müdahaleden sonraki yüzeye arada bir sürülebilir.

Uçuk (Herpes simplex)

Dudaklarda ve üreme organlarında çok sık görülen bu virüs enfeksiyonu, ateşlenme uçuğu veya soğuk algınlığına bağlı uçuklama olduğu sanılarak genelde pek önemsenmez. Ama bu rahatsızlık, uzun yıllar boyunca bedenimizde taşıdığımız Herpes virüsünün oluşturduğu bir enfeksiyondur. Virüsü hayatımız boyunca bedenimizde hiç farkına varmadan taşıyabildiğimiz gibi, bu tür enfeksiyonlar da genelde pek fark edilmezler. Ancak, bedenin savunma güçlerinin zayıfladığı bir sırada hastalık ortaya çıkar. Bu tepki pek çok değişik nedenlerden kaynaklanabilir; örneğin, başka enfeksiyonlardan, adet kanamalarından veya kötü beslenmeden. Tedavi öncelikle, dengeli bir beslenmeyle bedeni güçlendirmeyi hedefler ve bu amaçla ayrıca, günde 3-5g C Vitamini alınmalı ve dışkılama sistemleri uyarılmalıdır. Bu tedavi, uzun süre uygulanılması gereken bir şifalı bitki karışımının kullanımıyla da desteklenir; Örneğin, şu karışımla: Yoğurtotu(yapışkanotu 2 ölçü, ısırganotu 2 ölçü, yeşil yulaf 1 ölçü, kekik 1 ölçü, mayıs papatyası 1 ölçü ve echinacea kökü 1 ölçü(veya preparatları).

Bitkiler çok ince kıyılır, ölçülür ve iyice karıştırılır. Yarım veya bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, soğutulmadan, aç karnına veya öğün aralarında içilir. İçilen her bardak çaya, yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu İsveç Şurubu eklendiğinde, beklenen etki daha da artacaktır.

Dıştan, echinacea kökü, ceviz yaprağı, meşe kabuğu kaynama sularına veya mayıs papatyası ve aynısafa çaylarına mirra(Myrrhe) tentürü eklenerek hazırlanan losyonlarla, hasta bölge sık sık nemlendirilir veya kompresler uygulanabilir.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Deri   6/2/2008, 00:37

Mantar hastalığı (Tinea)

Deri yüzeyinde oluşan mantar enfeksiyonunun yol açtığı bir hastalıktır. Bedenin her tarafında oluşabilir ve egzama türü belirtiler, ayak parmaklarının arasında, kasıklarda veya yuvarlak bir biçimde bedenin başka yerlerinde görülebilir. Fazla terleme ve yetersiz temizlik nedeniyle durum gitgide kötüleşebilir. Bu hastalıkla etkili biçimde mücadele edebilmenin öncelikli koşulu, titizlik derecesinde temizlik ve hastalıklı bölgelerin havalandırılmasıdır. Uygun bir bitkisel tedavinin içten ve dıştan uygulanması gerekir. İçten kullanılacak bitkilerin, savunma sistemini güçlendirici ve lenf sistemini temizleyici özellikler taşıması gerekir: Yoğurtotu (yapışkanotu) 2 ölçü, echinacea kökü(veya preparatı) 2 ölçü, aynısafa 1 ölçü, ısırganotu 1 ölçü, sarı kantaron 1 ölçü.

Bitkiler çok ince kıyılarak ölçülür ve iyice karıştırılır. Yarım veya bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, soğutulmadan, aç karnına veya öğün aralarında içilir.

Dıştan tedavide ise, aynısafa en önde gelen bitkidir. Bitki çayı ile, ayak banyoları, kompresler veya yıkamalar yapılabilir. Ayrıca, aynısafa merhemi kullanılabilir. Kitabın şifalı bitkiler bölümünde, aynısafa merheminin hazırlanışı ile ilgili ayrıntıları bulabilirsiniz. 5-8 günlük disiplinli bir merhem tedavisi sonunda, kesin iyileşme görülecektir; açık yaralar veya derin çatlaklar eşliğinde şiddetli kaşıntılar olsa bile sonuç değişmeyecek, tam bir iyileşme gerçekleşecektir.

Dıştan kullanılabilecek öteki bitkiler: Echinacea kökü, ökaliptus yaprağı, sarmısak, mirra, mayıs papatyası.

Kaşıntılı ayak mantarının başlıca sebebi olan ayak terinin de, şifalı bitkilerin dıştan kullanımı ile kesilmesi gerekir. Ceviz yaprağı, meşe kabuğu ve atkuyruğu ile hazırlanan el ve ayak banyoları hakkındaki ayrıntıları, kitabın şifalı bitkiler bölümünde bulabilirsiniz.

Dışsal Nedenler

Fiziksel dünya ile olagelen çarpışmalarımızdan kaynaklanan, yaralar, ezikler, yanıklar vesaire gibi oluşumların tedavisinde kullanabileceğimiz bitkileri, doğa bize zengin bir çeşitlilikle sunuyor. Ama ben burada en etkilisini, yani aynısafa bitkisini anımsatmak istiyorum. Tedavi konusu yara, ezik veya yanıklar olduğunda bu olağanüstü bitkinin değeri hiçbir zaman yeterince dile getirilemez. Büyük bir etkinlikle ağrıları dindirir, iltihapları dağıtır, mikropları kırar ve yaraların kısa sürede kapanmasını sağlar.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Deri   6/2/2008, 00:38

Yaralar

Sayıları çok fazla olan yara iyileştirici bitkilerin en önde gelenlerinin sinirliot, karakafesotu, echinacea kökü, sarı kantaron, civanperçemi, mayıs papatyası olduğu söylenebilir. Yara tedavisinin ilk aşamasında, sıkıştırıcı-pekiştirici etki içeren ceviz yaprağı ve meşe kabuğu, kanın pıhtılaşmasında yardımcı olabilir. Ama bu bitkiler içinde öncelikle karakafesotu güçlü bir yara iyileştirici olarak ünlüdür. Bitkinin içerdiği bir kimyasal madde Allantoin, yeni doku oluşumunu hızlandırarak her tür yaranın kısa sürede ve sağlıklı biçimde kapanmasını sağlar. Adı anılan öteki bitkiler gibi, karakafesotu da(kök veya yaprak), kompres, yarım banyo veya merhem biçiminde, dıştan kullanılır. Eğer enfeksiyon tehlikesi varsa, echinacea gibi, mikrop kırıcı bitkiler de ayrıca kullanılmalıdır.

Ezikler

Aynısafa, koyungözü(çayır papatyası), civanperçemi, kekik, yaraotu(devekulağı), pelinotu, ezikler, burkulmalar ve benzeri kazalarda, dıştan kompres biçiminde, başarıyla kullanılabilecek bitkilerdir. Aynısafa, bu bitkilerin en etkili olanıdır. Aynısafa çayı ile veya tentürü ile kompresler uygulanabilir. Kompres için hazırlanacak olan çay, 2 yemek kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki(sap, yaprak, çiçek), yarım litre kaynar suda haşlanıp, 15 dakika demlendikten sonra süzülerek hazırlanır. Çaya batırılan kompres hafifçe sıkılarak eziğin üstüne yatırılır ve tespit edilir. Bu kompresler 20-30 dakika arayla yenilenir. Veya aynısafa tentürü ilede kompresler hazırlanabilir. Bir yemek kaşığı dolusu tentür yarım litre suya karıştırılır ve yukarıda açıklandığı gibi uygulanır. Aynısafa tentürünün hazırlanışı hakkındaki ayrıntıları, kitabın şifalı bitkiler bölümünde bulabilirsiniz. Ama eziklerde ve burkulmalarda en etkili tedavi yöntemi, İsveç Şurubu kompresleridir.

Yanıklar

Basit yanıklar ve hafif güneş yanıklarının yanı sıra, ağır yanıklar bile şifalı bitkilerle tedavi edilebilir(üçüncü derece yanıklarda hastaneye başvurulmalıdır). El altında bulunabilecek en etkili yanık ilaçları, aynısafa, sarısabır ve sarı kantaron bitkilerinin merhemleri, tentürleri ve yağlarıdır. Aynısafa da, kompres veya merhem biçiminde kullanılabilir. Özellikle, aynısafa merhemi ve İsveç Şurubu sık sık değişimli biçimde kullanılırsa ağrı diner, iltihaplanma olmaz ve yanan deri genellikle ölmez. Kullanım konusundaki ayrıntılar, kitabın şifalı bitkiler bölümünde verilmiştir.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Deri   25/12/2009, 04:41

Cilt hastalıklarının ve güzellik (kozmetik) amaçlı historial, folklarik, güncel bilgilerden oluşan; bilgi ve reçeteleri zaman bulursam sizlerle paylaşacağım.
Halit

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Deri   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Deri
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
halit :: HASTALIKLAR A - Z :: HASTALIKLAR D-
Buraya geçin: