halit
Foruma hoşgeldiniz

Foruma üye olunuz..
halit

Şifalı bitkiler, bitkisel tedavi, bitki, bitkisel formuller, fitoterapi, Otacı,
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Sindirim sistemi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Sindirim sistemi   6/2/2008, 00:04

Sindirim Sistemi

Sindirim sistemi ağızda başlar ve düzbağırsak(rektum) ile son bulur. Toplam uzunluğu 11 metre civarındadır. Sistem, besinleri kimyasal işlemlerden geçirerek organizmanın kullanımına hazırlayan bir borular sistemi, bir fabrika olarak tanımlanır genelde. Bu tanımlama, günümüzde hala bedenimizi ne kadar az tanıdığımızın bir göstergesidir. Halbuki sindirim sistemi, içsel ve dışsal dünyamız arasında köprü görevi yapan ve bedenimizi kaplayan deriden yüzlerce kere daha geniş bir yüzeye sahip olan çok önemli bir organlar bütünlüğüdür. Anlayış gücümüzü aşan karmaşıklıkta gelişmeler olagelir sindirim sisteminde. Örneğin, sindirim sisteminde yaşayan hücrelerin sayısı, beden hücrelerinin tümünün sayısına eşittir: Ama mikroplarla iç içe yaşayan bu hücrelerin her birinin sağlığımızı nasıl koruduğu ve sağlık sorunlarımızın bu hücreleri nasıl etkilediği hakkında kesin bilgilere henüz sahip değiliz.

Sindirim sistemi, önemli miktarda hormonların salgılanmasını da sağlayan ve kontrol işlevleri gören karmaşık bir sinir ağı ile örülmüştür; karnımızın beynidir adeta. Bağırsak düzeyindeki bu duyarlılık, normalde sindirim sistemini gereğince kontrol edebilir. Sistemin çeşitli organları arasındaki uyumluluk derecesi ve sinerji (birleşerek aynı yönde etki gösterme) yeteneği çok şaşırtıcıdır. Konu hakkında yeni bilgiler edinmenin tek yolu ise, fizyologların araştırmalarının yoğunlaşarak sürdürülmesidir.

Yediklerimiz bizi biçimlendirdiğine göre, sağlığımız ve hareket yeteneğimiz, fiziksel anlamda bedenimizin gerek duyduğu maddeleri sindirim sisteminin nasıl bir özenle işlediğine bağlıdır. Önemli olan, ne yediğimiz değil, yediklerimizin beden tarafından özümlenebilmesi ve değerlendirilebilmesi için, doğru biçimde işlenmesidir; çünkü biz gerçekte, özümleyebildiklerimiz gibiyizdir.

Sindirim sisteminde bir aksama olduğunda, ne yersek yiyelim, besinler gerektiğince işlenmez ve bir yetersizlik ortamı oluşur. Böyle bir durumda öncelikle göz önünde bulundurulması gereken iki çeşit aksama olabilir: Bunlar, sindirim sıvılarının bileşimindeki veya miktarındaki sapmalar veya sistemdeki bir kontrol hatası nedeniyle, bağırsak mukozasının besinleri gereğince emememesi durumudur. Bu problemlerin her biri, pek çok hastalığa neden oluşturabilecek niteliktedir. Bu açıklamalarda söz konusu edilen yalnızca, sistemin gereğince çalışamamasına yol açan, işlevsel aksaklıklardır. Yani burada, sindirim sistemini oluşturan organların ve doku yapılarının bir hastalığı, yaralanma hali veya anormal durumu söz konusu değildir!

Sindirimi kolaylaştırıcı yönleri olan acı madde içerikli bitkilerin etkileme biçimleri, sindirim sisteminin nasıl bir bütünlük içinde çalıştığı konusunda çok önemli bir örnek oluştururlar. Bir ilaç ne kadar acıysa o kadar etkilidir denir hep şaka yollu. Acı maddeler için gerçekten de çok doğru bir saptamadır bu! Dil üstündeki acılığın beyinde oluşturduğu refleksler, yemek borusu, mide, onikiparmakbağırsağı, safrakesesi ve pankreası uyararak, sindirim sıvılarının ve insülinin salgılanmasını dengeler. Ve bu önemli dengenin kuruluşunu, yalnızca ağızdaki berbat bir tat sağlar!Sindirim sisteminin bir başka önemli görevi de dışkılamadır. Yediğimiz her şey tümüyle sindirilemez ve sindirilemeyen bu maddelerin dışkılanması gerekir. Ayrıca metabolizma üretiminin bir bölümünün de sindirim sistemi yoluyla dışkılanması gerekmektedir. Bağırsakların işlevsel durumu ve bağırsakların içinde bulunanların niteliği, bedenin tümünü önemli ölçüde etkiler. Doğal yöntemlerle tedavi eden kişilerin önemli bir bölümü, haklı olarak, bağırsakların durumuna çok önem verir. Ayrıca, aldığımız besinlerin nitelikleri de çok büyük önem taşır. Sindirim sisteminin işleyişi ve sağlığı, fizyolojik etkilerin yanı sıra, kişinin iç dünyası (maneviyat) tarafından da önemli ölçüde etkilenir; yani, duygusal bunalım geçiren veya yaşama sevincini yitiren kişilerin sindirim sisteminde de önemli aksamalar görülür. Büyük heyecanlar ve duygusal bunalımlar, mide ve bağırsak dokusunun işleyişini ve özgün bileşimini derinden etkiler. Öfke, korku ve stresin her çeşidine karşı sindirim sistemi hemen bir tepki oluşturur. Sindirim problemlerinin bir bütünlük içinde çözülebilmesi için, bu tür psikolojik (ruhsal) etkenlerin tanınması ve gereğince değerlendirilmesi gerekir.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Sindirim sistemi   6/2/2008, 00:05

Sindirim Hastalıklarına Karşı Önlemler

Sindirim problemlerinin önemli bir bölümü, yaşam biçiminde ve alışkanlıklarda yapılacak değişikliklerle kolaylıkla çözülebilir. Hastalıklara karşı önlem almak için, alkol, sigara, stres ve beslenme konularıyla ilgili tutumlarımızı gözden geçirmemiz gerekir.

Yüksek miktarda tüketilen alkol bağırsak mukozasını tahriş eder ve karaciğer için önemli bir tehdit oluşturur. Alkol tüketiminin çok az bir miktara indirilmesi doğru olacaktır. Sigara içme alışkanlığı da benzer sorunlara yol açar. Nikotinin, mide ülserinin iyileşmesini yavaşlattığı ve onikiparmakbağırsağı ülserinin oluşmasına katkıda bulunduğu kesinlikle kanıtlanmıştır. Solunum yoluyla bedene giren katran, tahriş edici bir zehirdir!

Stres ve korku, hastalıkların oluşmasına ve iyileşme sürecinin uzamasına neden olan önemli olgulardır. Bu olgular, otonom sinir sistemi tarafından, çok etkili bir yoğunlukla doğrudan sindirim sistemine ulaştırılır. Korku ve stresle başa çıkabilmek, kontrol altına alabilmek veya onlardan kaçınmak gerekir. Öncelikle kendi içimizde bir barışıklık ve dinginlik ortamı oluşturmamız doğru olacaktır. Stres olmadan da yaşanabilir: İşini değiştir ve sakin bir ortamda yaşa!

Tükettiğimiz besinler, elden geldiğince çeşitli ve posa açısından zengin olmalıdır. Meyve, sebze ve kaba öğütülmüş tahıllar, nişasta,şeker ve zararlı beyaz una tercih edilmelidir.Yapay katkı maddesi içeren besinlerden kaçınılmalıdır. İyi bir beslenmenin özel ayrıntıları ise kişinin isteklerine ve dünya görüşüne göre belirlenebilir.

Sindirim Sistemine Yararlı Şifalı Bitkiler

Sindirim aksaklıklarında kullanılabilecek pek çok bitkisel ilaç vardır. Bu bağlamda, bazı şifalı bitkilerin sebze ve besin olarak tanımlanmasına şaşırmamak gerekir. Şifalı bitkiler genelde ağız yoluyla alınarak doğrudan sindirim sistemine ulaşır ve böylece, iyileştirici güçleri hemen etkili olmaya başlar. Akılları karıştırabilecek çok uzun bir bitki listesi yerine, burada, sindirimi kolaylaştırıcı önemli bitkileri etkinlik alanlarını gözden geçireceğiz.

İyileştirici etkiler genel anlamda iki guruba ayrılabilir: Hareketliliği arttırmak veya düzenlemek için, beden sistemlerinin değişik organlarını uyaranlar (sindirimi uyarıcı ilaçlar) ve doku yatıştırıcı veya sistem içindeki herhangi bir aşırı etkinliği azaltanlar (sindirimi yatıştırıcı ilaçlar).

Uyarıcı ilaçlar (Stimulantia):

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Sindirim sistemi   6/2/2008, 00:05

Acı ilaçlar

Acı ilaçlar, çok çeşitli nitelikler ve çok çeşitli kimyasal maddeler içerirler; tek benzerlikleri ise acı tatlarıdır. İşte bu özellik iştahı açar ve genel anlamda sindirimi kolaylaştırır. Daha önce de değinmiş olduğumuz gibi, bu süreç yalnızca tat alma sinirleri sayesinde beyinde oluşan bir refleks tarafından başlatılır. Eğer bu bitkisel ilaçlar kapsül içinde yutulur ve tadı alınamazsa, sindirimi uyarıcı etkinlikleri açığa çıkamaz. En önemli acı ilaçlar: Centiyane kökü, civanperçemi, pelinotu, frenk kimyonu, kekik, biberiye, eğir kökü, melekotu kökü. Bu bitkilerin etkin oldukları başka alanlar da vardır doğal olarak. Örneğin, kekik, bronşit hastalıklarında, akciğerlerin güçsüzlüğü yanı sıra, iştahsızlık ve sindirim sorunlarına karşı da başarıyla kullanılabilir.

Tükürük arttırıcı ilaçlar (Sialagoga)

Tükürüğün sindirim işlevindeki büyük öneminin her zaman göz önünde bulundurulması gerekir. Mide ve bağırsaklarda tamamlanan sindirim süreci ağızda başlar. Sistemin öteki organları tarafından rahatlıkla özümlenebilmeleri için, büyük karbonhidratlar çiğneme sırasında tükürük tarafından küçük parçalara ayrıştırılırlar. Besinler yeterince çiğnenip tükürükle karıştırılmadığında, sindirim sisteminin işi çok zorlaşır. Tükürük arttırıcı acı ilaçlar: Zencefil kökü, acı biber, ravent kökü, meyan kökü.

Karaciğer ilaçları (Hepatika)

Karaciğer ilacı olarak bilinen bitkiler, karaciğerin salgı işlevini uyarır, düzenler ve güçlendirir. Böylece safra salgısı artar. Ayrıca, safra salgısını onikiparmakbağırsağına ulaştıran ilaçlara da, safra ilaçları(Cholagoga) denir. Tüm bedenin tedavi edilmesi gereken durumlarda, öncelikle karaciğer işlevlerinin desteklenmesi düşünülmelidir, çünkü bu çok önemli organ bedenin tüm organları ile yakın ilişki içindedir ve tüm dokuların sağlığında katkısı vardır. Sindirim problemlerinde karaciğerin başlıca rolü safra salgılamasıdır. Karaciğerin öneminin düşündürebileceği gibi, karaciğeri güçlendirici özelliğe sahip pek çok bitki vardır ve en önemlileri ise şunlardır: Hindiba, devedikeni tohumu, kara turp, kırlangıçotu, eğir kökü, ısırganotu ve sinirliot.

Müshil ilaçları (Laxativa)

Bağırsakların boşaltılmasında kullanılan bitkiler de vardır ve bunlar etkinlik açısından farklıdırlar. Güçlü müshil ilaçları ancak özel durumlarda ve eğer mümkünse kalifiye gözetim altında uygulanmalıdır. En sağlıklı müshil ilaçları, sindirim salgılarının artmasını sağlayarak iyi bir sindirim oluşturan ve bu yolla bağırsakları boşalmaya özendiren şifalı bitkilerdir. Bu tür bitkiler: Hindiba, meyankökü, akdiken meyvesi, barut ağacı kabuğu, eğir kökü.

Gerçek ravent kökü, küçük dozda alındığında sıkıştırıcı, büzüştürücü (Adstringent) etkisi olan, normal dozda alındığında ise etkili sayılabilecek bir müshil ilacıdır. Öteki etkili müshil ilaçları ise, sarısabır ve sinameki yaprağı.

Bu etkili müshil ilaçları, kimyasal veya sinirsel etkileşimle bağırsak mukozasını uyararak, hızlı dışkılamanın gerçekleşmesini sağlarlar.

Keten tohumu unu ise kendine özgü bir müshil ilacıdır. Bol suyla alındığında bağırsaklarda şişerek, mekanik bir etkiyle önündeki dışkıyı dışarı iter. Kronik kabızlıklarda bile, 3-4 günlük bir kullanım sonunda, dışkılama saati isteğe göre düzenlenebilir!

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Sindirim sistemi   6/2/2008, 00:06

Solucan ilaçları (Anthelmintika)

Bu alanda etkili olan bitkisel ilaçlar, sindirim sistemine doğrudan etki yapmayıp, yalnızca parazitleri etkilerler. Konu hakkında ayrıntılı bilgi, enfeksiyonlar ve parazitler bölümünde verilmiştir.

Yatıştırıcı ilaçlar (Relaxantia)

Uyarıcı ilaçların tanıtımının ardından, sindirim sistemi organlarının dokularını gevşetip rahatlatan veya bu organlardaki herhangi bir aşırı çalışmayı normal düzeye indiren ilaçların etkinlik alanları ve biçimlerini gözden geçireceğiz.

Mukoza koruyucu ilaçlar (Demulcentia)

Mukoza koruyucu şifalı bitkiler, tahriş olmuş veya iltihaplanmış sindirim sistemi mukozasını koruyucu ve yatıştırıcı özelliklere sahiptir. Sindirim sisteminde olduğu gibi, başka organlarda da başarılı olabilen şifalı bitkilerden, ebegümeci, hatmi(kök-çiçek-yaprak), yulaf, şerbetçiotu, öksürükotu, ayva çekirdeği, mayıs papatyası, salep, keten tohumu, ceviz yaprağı, meşe kabuğu en önde gelenlerdir.

Şişkinlik giderici ilaçlar (Karminativa)

Aromatik bitkilerin pek çoğu uçucu yağlar içerirler. Özellikle bu yağlar, mide kaslarını gevşetip, bağırsak çalışkanlığını arttırarak, sistemde gaz oluşumunu azaltırlar. Böylece, sindirim sistemindeki maddelerin hareketliliğini destekleyerek, şişkinliği önleyebilirler. Bu özelliğe sahip olan bitkilerin önde gelenleri, frenk kimyonu, rezene, anason, melekotu kökü, zencefil, eğir kökü, mayıs papatyası, kakule, kişniş, acı biber, nane ve kekik.

Sıkıştırıcı/ Büzüştürücü ilaçlar (Adstringentia)

Bu bitkilerin başlıca özelliği, mukoza hücre zarlarını sıkıştırıp-büzüştürerek, dokuları sıklaştırmak-sağlamlaştırmak ve böylece, istenmeyen salgılanmaları durdurmaktır. Doğanın bize sunduğu bu tür bitkilerin en uygun olanları, amberparis kökü, ceviz yaprağı, meşe ağacı kabuğu, ısırganotu, keçisakalı, koyunotu.

Kramp çözücü ilaçlar (Antispasmodika)

Kramp çözücü bitkiler, sindirim kramplarına veya koliklere neden olan her tür sinirsel gerginliği kısa sürede sona erdirebilirler. Çağımızın yaşam biçiminden kaynaklanan gerginlikler çeşitli sindirim rahatsızlıklarına yol açabiliyor. Bu durumlarda, yatıştırıcı ve sinir sistemini güçlendirici veya kaslarda oluşan krampları çözücü bitkiler kullanılması gerekir. Bu bağlamda, sindirim problemlerini çözebilen en etkili bitkiler, kediotu kökü, şerbetçiotu, mayıs papatyası, kaside, ökseotu, kekik ve sarı kantaron.

Mikrop kırıcı ilaçlar (Bakteriostatika)

Sindirim aksaklıkları, herhangi bir hastalık nedeniyle sindirim sisteminin güçsüzleşmesinden kaynaklanabileceği gibi, enfeksiyonlardan da kaynaklanabilir. Her iki durumda da mikrop kırıcı ilaçlar önerilebilir. Daha önce de anmış olduğumuz bu bitkiler, kekik, mirra, echinacea kökü veya preparatları, pelinotu, ısırganotu, aynısafa, mayıs papatyası.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Sindirim sistemi   6/2/2008, 00:07

Sindirim Sistemi Hastalıklarının Belirtileri (Semptom)

Bu bölümde sindirim sistemini, ağızdan düzbağırsağa(rektum) kadar gözden geçirecek ve sıklıkla görülen hastalıkların temelden tedavilerini açıklamaya çalışacağız. Öncelikle, çeşitli hastalıklara eşlik eden, tüm beden sistemlerini etkileyebilen, ama aynı zamanda da sindirim sistemi ile özel ilişkileri olan belirtileri dikkatle ele almamız gerekecek. Kabızlık, ishal, kusma, ağrılar ve iştahsızlık başlıca belirtilerdir.

Kabızlık

Genelde bir hastalık olduğuna inanılmasına karşın, kabızlık bir hastalık değil, nedeni derinde yatan bir problemin belirtisidir. Ama ayrıca, ölçüsüzce yemekten, bir karaciğer rahatsızlığından veya sistemdeki fiziksel bir blokajdan da kaynaklanabilir. Ama nereden ve neden kaynaklandığının mutlaka teşhis edilmesi ve tedavisi gerekir. Çünkü kronik kabızlığa müshil ilaçları ile uzun süreli çareler arandığında, baş ağrısı, kolik ve hatta sarılık hastalığı oluşabilir. Eğer kişi dengeli ve posası bol besinlerle beslenir ve gerektiğince hareketli olursa, genelde kabızlık sıkıntısı çekmeyebilir.

Kronik kabızlıklarda, bağırsak içeriğini harekete geçirmek için, bağırsak kaslarının yeniden çalıştırılması gerekir. Bütün kalınbağırsak duvarının yaptığı kasılma hareketi(gastrokolik refleks), çok ayrıntılı bir refleksin kaslara kumanda etmesiyle gerçekleşir ve bu kasılmanın doğru zamanda, yeterli bir güçle dışkıyı dışarı doğru itebilmesi gerekir. Dalga şeklindeki bu doğal hareket(peristaltis), uzun süreli müshil kullanımı sonucunda durma noktasına gelebilir. İşte bu durumda, uygulanacak iki önlem sayesinde bağırsak hareketliliği yeniden sağlanabilir: Uygun bir beslenme biçimi ve uygun şifalı bitkilerin kullanımı, örneğin keten tohumu unu ve eğir kökü.

Önemsenmesi gereken bir başka etken de, kabızlık çeken kişinin dünya görüşü ve ruhsal durumudur. Gergin olan, her şeye ve herkese karşı direnen, yardım etmeden yardım arayan kişiler genellikle kabızlık çekerler. Bu durumlarda, gevşeme alıştırmaları veya meditasyon en başta gelen müshil ilaçları olmalıdır.

Kabızlık eğer bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, birikmiş olan bağırsak içeriğini sistemin ikinci bir kez özümlemesini önlemek için, hastalıkla birlikte bu belirti de tedavi edilmelidir.

Gerçek ravent kökü, müshil etkisine sahip bitkilerin arasında, en geniş kullanım alanına sahip olanı ve bedensel işlevleri normalleştirici olarak, örnek gösterilebilecek bir bitkidir. Yüksek dozda alındığında etkili bir müshil ilacı olduğu halde, alçak dozda alındığında bağırsak duvarlarını güçlendirir ve sıklaştırır, iştah açar ve her tür gaz oluşumunu önler.

Her müshil ilacının kendine özgü bir etkisi vardır, ama aşağıdaki bitki karışımı çok değerli ve çeşitli tedavi yeteneklerine sahiptir. Devedikeni tohumu karaciğeri, pelinotu ise safrakesesini destekler, mercanköşk sindirimi uyarır, eğir kökü bağırsak hareketliliğini arttırır, zencefil koliklere karşı korur, ravent kökü ve meyan kökü ise bazı bitkilerin acı tadını azaltır.

Devedikeni tohumu 2 ölçek, pelinotu 1 ölçek, mercanköşk 2 ölçek, eğir kökü 1 ölçek, zencefil 1 ölçek, meyan kökü 1 ölçek, çok ince kıyılarak iyice karıştırılır. Her gün yatmadan yarım saat önce 1 bardak çay, tatlandırılmadan içilir.

Yarım tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Sindirim sistemi   6/2/2008, 00:08

İshal

Bir veya iki günden fazla sürmeyen ishal, bağırsak duvarındaki akut enfeksiyondan veya ruhsal stresten, örneğin aşırı heyecan, sinirlenme veya yorucu bir yolculuktan kaynaklanabilen ve sıklıkla görülen bir belirtidir. Genellikle, organizmanın sistemden sindirim zehirlerini dışkılamak zorunda oluşundan kaynaklanan bu tür ishalleri önlemeye çalışmamak gerekir. Ama yine de durumun kontrol altında tutulması, bağırsak duvarlarını güçlendirici ve sıkılaştırıcı özelliğe sahip bitkilerle sistemin desteklenmesi doğru bir davranış olacaktır. Arslanpençesi, bozotu, koyunotu, meşe kabuğu, ceviz yaprağı, böğürtlen yaprağı ve kekik, bağırsak duvarlarını güçlendirici ve sıkılaştırıcı özelliğe sahip en uygun bitkilerdir ve rahatlıkla her tür ishale karşı kullanılabilirler. Çocuk ishallerine karşı uygun bir bitki çayı, arslanpençesi ve böğürtlen yaprağı eşit karışımından elde edilebilir, balla tatlandırılarak, az miktarda ama sık sık içirilir. Yetişkinlerin akut ishallerine karşı da aşağıdaki eşit karışım öncelikle önerilir: Böğürtlen yaprağı, meşe kabuğu veya ceviz yaprağı, lavanta, mercanköşk, adaçayı, frenk kimyonu, hatmi çok ince kıyılarak iyice karıştırılır. Yarım tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür.

Bu çay, belirti sona erene kadar, gün boyuna yayılarak (15-20 dakikada 2-3 yudum) içilir ve daha sonra da sindirim sistemi normal işleyişine kavuşana kadar, yemeklerden yarım saat önce bir bardak içilmeye devam edilir.

Ağrılar

Sindirim sistemi ağrıları, sistemde bir hastalık olduğunun belirtisidir. Karın bölgesindeki tüm şiddetli ve batıcı ağrılarda acil doktor kontrolü gereklidir. Hafif ağrılar ise genelde sindirim sorunlarına eşlik eden belirtilerdir. Kolik veya sıkıştırıcı ağrılar, bağırsaklardaki yoğun kramplardan kaynaklanabilir. Böyle bir durumun ise iki açıklaması olabilir: Bağırsak, gaz veya dışkıdan oluşan bir yığılmayı ortadan kaldırmaya çalışıyordur veya kramplar sinirsel kökenlidir. Gaz kolikleri, gaz söktürücü bitkilerle tedavi edilmelidir, ama ağrıları sona erdirebilmek amacıyla, gaz oluşumunun nedenlerinin de ortadan kaldırılması gerekir. En etkili kramp çözücü bitkiler, kediotu kökü, zencefil, frenk kimyonu, mercanköşk, eğir kökü, kekik.

İştahsızlık (Anorexie)

İştah, sindirim sisteminin sağlığı hakkında önemli bilgiler edinilmesine yardımcı olur. Mide problemlerinde iştah genellikle azalır. Böylece, daha az çalışacak olan mide, eski sağlığına kavuşabilme şansını elde etmiş lur. Aynı durum, karaciğere ağır yük bindirildiğinde karşılaşılan karaciğer kökenli rahatsızlıklarda da görülür. Bir hastalık sonrasındaki iyileşme (nekahat) döneminde, örneğin grip sonrasında iştahsızlık görüldüğünde, centiyane kökü, kediotu kökü, ve eğir kökü gibi, sindirim sistemini uyarıcı bitkiler kullanılmalıdır.

Psikolojik iştahsızlık (zayıflık hastalığı)

Günümüzde zayıflık hastalığı olarak da tanımlanan psikolojik iştahsızlıkta, genelde beslenme isteksizliği ve hatta bazen hiçbir şey yiyememe durumları görülebilir. Bu durum hızlı kilo kaybına yol açar. Hastalık psikolojik nedenlerden kaynaklanır ve bu nedenle, psikoterapi yoluyla tedavi edilmesi doğru olur. Ama yine de, bu problem, sindirimi uyarıcı ve sinir sistemini güçlendirici bitkilerle, örneğin aşağıdaki bitkilerin eşit karışımının çayı ile desteklenebilir: eğir kökü, centiyane, mayıs papatyası, meyan kökü.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Sindirim sistemi   6/2/2008, 00:09

Ağız

Sindirim sisteminin başlangıcı olduğuna göre, ağzın sağlık durumu tüm sistemi yakından ilgilendirir. Sağlıklı çiğnemeye engel olabilecek kronik bir diş rahatsızlığı veya bir enfeksiyon, örneğin bir apse, sistemi olumsuz etkiler ve de zehirler. Ayrıca, yeterli tükürük üretilmediğinde veya tükürüğün bileşiminde yetersizlikler olduğunda, sindirim sistemi yavaşlar. Bu nedenlerden ötürü, ağız temizliğine ve sağlığına gereken önemin verilmesine dikkat edilmelidir.

Dişler

Diş hastalıklarını diş doktorları tedavi edebilir, ama diş yıkımına karşı şifalı bitkiler bir önlem olabilir. Diş fırçasının henüz bilinmediği çağlarda, turp kökü, hatmi kökü ve meyan kökü gibi köklerle temizlenirdi dişler. Özellikle meyan kökü bu amaç için en kolay hazırlanabilen türdür: Kökün bir ucunun kabuğu soyulur ve biraz ezilerek veya ısırılarak, kök lifleri gevşetilir. Buna karşın, hatmi kökünün hazırlanışı epey karmaşıktır: 10-15cm uzunluğunda bir kök seçilir, kabukları soyulur ve yumuşayana kadar, içine karanfil ve tarçın eklenmiş suda kaynatılır. Daha sonra, bir gün boyunca konyağa yatırılır ve kurumaya bırakılır. Kullanımdan önce, kullanılacak uç kısaca kaynar suya daldırılır. Ayrıca diş macununa gerek yoktur, çünkü, çok hoş bir tadı olan kökte gerekli tüm temizlik maddeleri zaten vardır.

Son zamanlarda, şifalı bitki katkılarıyla hazırlanan diş macunları kullanıma sunuluyor. Bunların en iyileri, mikrop kırıcı etkisi olan myrrhe(mirra) ve echinacea içerenlerdir.

Diş ağrısına karşı ilkyardım olarak karanfil çiğnenebilir. Karanfilde, ağrı kesici özelliği olan Euganol adlı yağ bol miktarda vardır. Ayrıca, karanfil yağına batırılmış bir pamuk ağrıyan dişin yanına sıkıştırılabilir. Nane yağı da ağrı kesici özelliğe sahiptir, ama karanfil kadar etkili değildir.

Dişeti iltihabı (Gingivitis)

Genellikle, yetersiz ağız temizliğinden veya çok fazla yemekten kaynaklanabilen, dişeti mukozası iltihabıdır. Özellikle şekerden, saflaştırılmış(rafine) veya yapay katkılı besinlerden kaçınılması gerekir. Tedavi için öncelikle, mikrop kırıcı echinacea, ökaliptus, mirra tentürleri ve İsveç Şurubu uygundur. Hafif enfeksiyonlarda, günde birkaç kere mirra tentürü ile ağız uzunca çalkalanmalıdır. Daha etkili bir ilaç gerektiğinde ise, echinacea ve mirra tentürleri eşit oranda karıştırılarak çalkalamalar yapılmalıdır. Gerçi bu tentürlerin pek hoş bir tadı yoktur, ama çok etkilidir. Bu tür rahatsızlıklara karşı İsveç Şurubu da çok etkilidir ve hatta dişeti çekilmelerine karşı bile başarıyla kullanılabilir. Ayrıca yatmadan önce dişetine ökaliptus yağı ile masaj yapılmalı ve sabahları da adaçayı destilasyonu ile ağız iyice çalkalanmalıdır. Kullanım biçimlerini, bitkilerin tanıtıldığı bölümde bulabilirsiniz.

Dişeti apsesi

Dişetinin dokusunda erimeye yol açan bu kronik ve ağrılı hastalığın, tüm bedeni olumlu etkileyebilecek, mikrop kırıcı, kan temizleyici ve lenf sistemini temizleyici özellikler taşıyan bitkilerle tedavi edilmesi gerekir. Dişetinin doğrudan tedavisi ise, dişeti iltihabı için önerilen reçetelerle gerçekleştirilebilir. Ayrıca yüksek dozda C Vitamini alımı ile bu tedavi desteklenmelidir. Tedavinin en önemli bölümü ise aşağıdaki bitki karışımının kullanımıdır: Süsen kökü 1 ölçek, şekerci boyası kökü ¼(dörtte bir) ölçek, çok ince kıyılarak iyice karıştırılır. 1,5 tatlı kaşığı kök, orta boy 2 su bardağı dolusu soğuk suya eklenir ve hafif ısıda 10-15 dakika kaynatılır, süzülür ve temiz bir termosa aktarılır. Isırganotu 1 ölçek, yoğurtotu 1 ölçek, aynısafa 1 ölçek, ince kıyılarak iyice karıştırılır. 1,5-2 tatlı kaşığı bitki, orta boy 2 su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür ve termostaki kök çayı ile karıştırılır. Aç karnına veya öğün aralarında günde içilecek olan 3 bardak çayın her bir bardağına, yarım tatlı kaşığı echinacea tentürü ve yarım tatlı kaşığı İsveç Şurubu eklenir. Echinacea tentürü bulunamadığında, echinacea drajelerinden günde 3 kere 1 adet, çayla birlikte yutulabilir (echinacea preparatları eczanelerden temin edilebilir, bitki ülkemizde tanınmaz). Bu tedavi 1-3 hafta boyunca, hastalık belirtileri ortadan kalkana kadar uygulanır.

Ağız boşluğu ülseri

Ağız boşluğu ülseri, çoklukla, genel bir bedensel rahatsızlığın belirtisidir ve en başarılı tedavi biçimi, organizmanın tümünün güçlendirilmesini hedef alan bir yöntemdir. Genelde, antibiyotik kullanımından sonra veya grip sonrası nekahat dönemlerinde görülür. Her iki olayda da beden, alışılmışın üstünde bir fiziksel yükü sırtlayarak gücünden pek çok şey yitirmiş olur. Bu durum da öncelikle, değişik sistemlerle doğrudan ilişkisi olan ağzın içinde ülser biçiminde belirtiler oluşmasına yol açar. Ağır ruhsal bunalımlar ve stres de bu tür belirtilere yol açabilir. Rahatsızlığın kaynağının fizyolojik veya psikolojik olmasına bakılmadan, genel sağlık durumunun güçlendirilmesine yönelik bir tedavi uygulanması gerekecektir. Ağız boşluğu ülserinde adaçayı, basit ama çok etkili bir ilaçtır(sık sık çalkalamalar yapılır). Taze adaçayı yaprakları çiğnenebilir de. Yarı yarıya suyla inceltilmiş mirra tentürü ile yapılan çalkalamalar da etkilidir.

Ağız boşluğu ülseri nereden kaynaklanırsa kaynaklansın, bu rahatsızlıkla birlikte ortaya çıkan sinirsel baskıları geçiştirmek için B Vitamini kompleksi ve C Vitamini alınması çok yararlı olacaktır.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Sindirim sistemi   6/2/2008, 00:12

Mide

Yemek ve içmekte ölçüyü kaçırdığımızda en ağır yükü sırtlanan organ midedir. Fazla alkol, fazla sigara, fazla aspirin ve yapay katkılı besinler mideyi zorlayanların önde gelenleridir.

Midenin başlıca görevi ise, besinleri ince bağırsağın sindirebileceği kıvama getirmektir ve bunu, salgıladığı asitler ve çok etkili enzimler sayesinde başarır.

Ama mideyi ele almadan önce yemek borusunu dikkatle gözden geçirmemiz doğru olur. Mide borusundaki yanmalar ve ağızda ekşimsi bir tat oluşturan geğirmeler bir mide probleminin belirtileridir. Bu tür problemler mukoza koruyucu bitkilerle, örneğin ebegümeci ve keten tohumu ile giderilebilir, ama yine de rahatsızlığın nedeninin teşhis edilmesi gerekir. Aynı biçimde, yutkunma zorluklarının da uzmanlarca gözden geçirilmesi gerekir. Bu tür rahatsızlıklar genellikle sinirsel gerginliklerden ve korku hallerinden kaynaklanabilir ve şerbetçiotu, kediotu kökü, yeşil yulaf, lavanta gibi bitkilerin çayı ile tedavi edilebilir.

Sindirim aksaklıkları (İndigestion)

Sindirim aksaklıkları olarak tanımlanan belirtilerin büyük çoğunluğu, ölçüsüzce yemek alışkanlığından kaynaklanır. Sindirim aksaklıklarında genellikle ağrı, şişkinlik, mide yanması ve benzeri belirtiler görülür. Bu belirtilerin nedenleri genelde dört guruba ayrılabilir.

Zamansız yemek

Bedensel işlevler belirli ritimler tarafından belirlenir; mide ve tüm sindirim sistemi de bu konuda bir ayrıcalığa sahip değildir. Zamansız beslenmeyle bu ritmin bozulması durumunda, sindirim aksaklıkları oluşur. Örneğin, vardiyalı çalışan kişilerde bu tür rahatsızlıklar sıklıkla görülür.

Ölçüsüz ve hızlı yemek

Mideye çok fazla besin girdiğinde (bir kerede veya gün boyunca), kapasitesinin üstünde yüklenmiş olur ve görevini tam olarak yapamaz. Bu yüklenme ayrıca, tüm sistemi etkileyebilecek mide problemlerinin oluşmasına yol açabilir. Genellikle beden yağlarında artma görülür. Besinler çok az çiğnenerek kısa sürede yutulduğunda da problemler oluşur. Besinler tam olarak sindirilemez ve sistemi sindirilmemiş biçimde terk ederler.

Yanlış beslenme

Ortaya çıkan belirtiler yeterince açık olmasa bile, pek çok kişinin, belirli besinlere karşı alerjiye yatkınlıkları vardır. Problem oluşturabilecek tüm besinlerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Bu tür besinlerin tipik örnekleri, yapışkan albümin gibi tahıl proteinleri içeren, bulgur veya rafine edilmemiş buğday unundan üretilen ekmektir. İnek sütü de çok etkili bir başka alerjendir.

Sinirsel gerginlik

Stres ve korku, mideyi ve tüm sindirim sistemini doğrudan etkiler.

Tüm bu etkenleri göz önüne alarak, beslenmemizi ve yaşam biçimimizi gereğine göre değiştirebilirsek, sindirim aksaklıklarını tedavi edebiliriz. Ayrıca, iyileşmeyi destekleyebilecek şifalı bitkilerden de yararlanılabilir. Bu bitkiler, rahatsızlığın nedenlerine göre seçilmelidir. Keçisakalı, mideyi yatıştıran ve her tür asit fazlalığının önüne geçebilen en önemli bitkidir. Mukoza koruyucu bitkiler de çok etkilidir. Ebegümeci ve keten tohumu bu konuda güvenilebilecek bitkilerdir.

Sindirim yetersizliğine karşı, acı maddeler içeren, centiyane kökü, eğir kökü ve pelinotu gibi bitkiler kullanılabilir.

Gaz şişkinliklerine karşı, anason, rezene, frenk kimyonu, oğulotu ve nane gibi bitkiler etkilidir.

Sinirsel gerginliklere karşı, sinir sistemini yatıştırıcı ama öncelikle gaz söktürücü etkileri de olan, kediotu kökü, şerbetçiotu, mayıs papatyası, lavanta, ve biberiye anımsanmalıdır.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Sindirim sistemi   6/2/2008, 00:13

Mide mukozası iltihabı (Gastritis)



Sindirim aksaklığı gibi işlevsel mide rahatsızlıkları, organik bir hastalığa dönüştüklerinde, öncelikle midenin iç yüzeyini saran mukoza tabakasında iltihaplanma oluşur. Herhangi bir enfeksiyondan veya bazı besinlere karşı oluşan tepkilerden kaynaklanabilen bu iltihaplanma, kısa sürede iyileşebilir, ama uzun süreli (kronik) bir hastalık haline de gelebilir. Uzun süreli hastalıkların kaynağı, yanlış beslenme, alkol, sigara ve stres olabilir.

Genelde, bu nedenlerin birkaçı bir arada bulunur. Gastrit tedavisinin temelini, özel bir diyet ve şifalı bitki kullanımı oluşturmalıdır. Diyet konusunda öncelikle dikkat edilmesi gereken husus, iltihaplanmalara yol açan veya oluşmuş iltihaplanmaların durumunu daha da kötüleştiren, uyarıcı maddelerden kaçınmak olmalıdır. Kimyasal veya mekanik uyarıcılar ve ısı da göz önünde bulundurulmalıdır.

-İltihabik ortama çok kötü etki yapacakları için, çok sıcak yiyecekler ve içecekler tüketilmemelidir. Çok soğuk yiyecek ve içecekler de benzer etki yapabilirler.

-Kimyasal maddeler hastalığı doğrudan etkileyebilirler. Sirke ve benzeri ürünler içeren besinlerden ve turşulardan uzak durulmalıdır. Mide mukozasını aynı biçimde olumsuz etkileyen alkolün her çeşidinden kaçınılmalıdır. Tütün kullanımı da hastalığı kötüleştirir, çünkü tütünün içindeki katranın önemli bir bölümü mideye ulaşır. Bol baharatlı ve yağlı yemekler de rahatsızlıklara yol açabilir.

-Mekanik tahrişe neden olabilecek besinlerden, örneğin, yara üstünde bir zımpara etkisi yapabilecek lifli besinlerden kaçınmak gerekir. Uygulanacak olan diyet daha çok yumuşak besinlerden oluşmalıdır; kara ekmek, fındık-fıstık ve domatesten uzak durulmalıdır. Ama hastalık atlatıldıktan sonra, sağlıklı bir beslenme için çok önemli olan posalı ve lifli besinleri tüketmeye kademeli olarak başlamak gerekir.

Aşağıdaki bitki karışımın çayı da mide mukozasını yatıştırır ve iyileştirir: Meyan kökü 2 ölçek, hatmi kökü 2 ölçek, keçisakalı 1 ölçek, ebegümeci 1 ölçek, mayıs papatyası 1 ölçek.

Kökler ve bitkiler çok ince kıyılarak iyice karıştırılır. Yarım veya bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür.

Rahatsızlık sona erene kadar, her yemekten sonra 1 bardak çay içilir. Eğer rahatsızlığa şişkinlik de eşlik ediyorsa, karışıma 1 ölçek eğir kökü eklenir. Eğer stres söz konusu ise, sinir sistemini güçlendirici olarak, 1 ölçek de kediotu kökü eklenmelidir.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Sindirim sistemi   6/2/2008, 00:15

Mide ülseri

Midenin uğradığı zarar uzun süre fark edilmez veya ihmal edilirse, mide mukozasındaki yüzeysel hasar, mukozanın kas yapısını da tehdit etmeye başlar. Mide mukozası, içinde bulunduğu kötü şartlarla başa çıkamaz, asitler ve enzimler mide duvarına saldırarak sonuca ulaşırlar. Bu sonuç mide ülseridir.

Mide ülserinin şifalı bitkilerle tedavisi hiç de karmaşık sayılmaz ve kısa sürede sonuçlandırılabilir. Ama rahatsızlık belirtilerinin sona ermesiyle, sözü edilen hastalığın kesin tedavisinin birbiriyle karıştırılmaması gerekir. Şifalı bitkiler belirtileri yatıştırarak tedavi sürecini başlatırlar, ama kesin tedavinin zamana ihtiyacı vardır ve ancak yaşam biçimi kontrol altına alındığında gerçekleşebilir. Bir mide veya onikiparmakbağırsağı ülseri oluştuğunda bilmemiz gereken gerçek, yaşam biçimimizin düzensizliği veya ölçüsüzlüğü hakkında bedenimizin bizi uyarmakta oluşudur. Neden belki yalnızca beslenmeden, belki çalışma ortamından, özel ilişkilerimizden veya sempati duyduğumuz siyasi partinin başarısızlıklarından kaynaklanabilir.

Şifalı bitkiler mide ülserini tedavi edebilirler, ama bedenimizin bize verdiği dersten sonuçlar çıkararak yaşam biçimimizi düzenleyemezsek, yeni ülserlerden kurtulmamız pek kolay olmayacaktır.

Tedavinin başarısı, özenle uygulanan beslenme diyetine ve şifalı bitkilerin doğru kullanımına bağlıdır. Bu konuda başarılı olabilecek bitki karışımı: Mayıs papatyası, hatmi kökü, aynısafa, meyan kökü, zencefil, eğir kökü.

Hatmi kökü ve meyan kökü, mukoza koruyucu özellikleri açısından öncelikle önerilir ve mukozayı tedavi edici özelliklere de sahiptirler. Papatya ve zencefil, zayıf ve duyarlı mideleri yatıştırır ve desteklerler. Aynısafa, yara iyileştirici olarak, ülserin iyileşmesine aktif katkı sağlar. Eğir kökü, mideyi güçlendirir ve mide salgılarını (az veya çok olsa da) normal düzeyde tutar. Eğer hastalık nedenleri arasında stres de varsa, kediotu kökü veya şerbetçiotu bu karışıma eklenmelidir.

Bitkiler çok ince kıyılarak iyice karıştırılır. Yarım veya bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Yemeklerden yarım saat önce olmak üzere, günde 3 bardak çay, tatlandırılmadan ve sıcak içilir.

Aşırı rahatsızlıklarda, tamamen posasız, yumuşak besinler almaya özen gösterilmelidir. Ayrıca midenin yükünün daha da azaltılması bakımından, besinler elden geldiğince az albümin içerikli olmalıdır. Rahatsızlıklar azaldıkça, besinlerdeki posa ve albümin oranı ve çeşitliliği de kademeli olarak arttırılabilir. Tütün ve alkolden uzak durmak çok önemlidir. Özellikle tütün açlığı nedeniyle sinirsel gerginlikler oluşabilir ve bu durumda hastanın durumu daha da kötüleşebilir. Ama ne olursa olsun, en doğrusu, tütün(sigara) alışkanlığına bir an önce son vermektir.

İncebağırsak

Besin maddelerinin pek çoğunun özümlenmesi, yaklaşık uzunluğu 6 metre olan incebağırsakta gerçekleşir. Bu nedenle, tüm incebağırsak rahatsızlıkları, tam beslenmeyi engeller ve yaşamsal öneme sahip bazı maddelerin eksikliği kendini açıkça hissettirmeye başlar. Onikiparmakbağırsağı ülserinde de görüldüğü gibi stres, bedenin bu bölümünü büyük ölçüde etkiler. İncebağırsak, sindirim sisteminin en uzun bölümüdür. Onikiparmakbağırsağı, jejunum ve ileum adı verilen üç bölümden oluşur.

Onikiparmakbağırsağı ülseri (Ulcus duodeni)

Onikiparmakbağırsağı, incebağırsağın ilk bölümüdür ve midenin alt bölümündeki (mide ile incebağırsağı ayıran) pilor kapakçığının karşısında başlar. Bu kapakçık, midedeki besinlerin incebağırsağa aktarılmasını kontrol eder. Eğer gerektiği gibi çalışmazsa, fazla miktarda mide asidi onikiparmakbağırsağına akar ve bu durum rahatsızlıklara yol açar. Yüksek oranda asit içeren mide salgıları onikiparmakbağırsağına aktığında, bağırsak duvarlarında oluşan tahrişler veya iltihaplanmalar zamanla ülsere dönüşebilir. Mide kapakçığından fazla miktarda mide asidinin onikiparmakbağırsağına akışının çeşitli nedenleri olabilir. En önde gelen nedenler ise, kapakçığın çalışma ritmini bozan, stres ve gerginliklerdir. İş hayatında yaşanan rekabet ortamı, stres ve gerginlikler göz önüne alındığında, yine de pek az kişinin onikiparmakbağırsağı ülserinden rahatsız oluşu şaşırtıcı bir durumdur.

Bu ülser türü üç yönlü bir tedavi gerektirir: Şifalı bitki tedavisi, beslenmede değişiklikler ve hastalığa yol açan nedenlerle ilgilenmek; yani genelde karşılaşılan stres ve gerginlik yaratan nedenlerden kaçınmaya çalışmak. Şifalı bitkilerle tedavinin değişik etkileyiş biçimleri vardır. Ülserin ve ülseri çevreleyen dokunun tahrişlerden korunabilmesi için, mukoza koruyucu özellikleri içeren ilaçlar gerekir. Ama bu mukoza koruyucu ilaçların aynı zamanda yara iyileştirici özelliğe sahip olmaları daha da iyi olacaktır. Hatmi kökü ve karakafesotu yaprağı bu özelliklere sahiptirler. Mukoza koruyucu ve yatıştırıcı olarak keten tohumu, bağırsak hücrelerinin tedavisini destekler. Meşe kabuğu veya ceviz yaprağı, bağırsak mukozasını sıkıştırır, güçlendirir ve iltihaplardan arındırır. İnce bağırsak ülserine genellikle bedensel bir güçsüzlük ve hareketliliğin azalması da eşlik eder, çünkü ülserden kaynaklanan zehirli maddeler kana veya lenf sıvısına karışabilir. Bu olasılığa karşılık da, kan temizleyici ve lenf sistemini güçlendirici ilaçlar, örneğin yoğurtotu ve echinacea kullanılmalıdır(ülkemizde tanınmayan echinacea kökü yerine, standart echinacea preparatları eczanelerden temin edilebilir ve kullanılması çok değerli katkılar sağlayacaktır). Bu şartlara göre yapılabilecek en etkili karışım: Hatmi kökü 2 ölçek, karakafesotu yaprağı 2 ölçek, keten tohumu 1 ölçek, meşe kabuğu 1 ölçek, yoğurtotu 1 ölçek (karakafesotu yerine ısırganotu, meşe kabuğu yerine de ceviz yaprağı kullanılabilir).

Çok ince kıyılarak ölçülür ve iyice karıştırılır. Yarım tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3 bardak çay, yemeklerden yarım saat önce içilir.

Ayrıca burada, mide ve incebağırsak ülseri tedavisinde çok başarılı olduğu bilimsel anlamda kanıtlanmış olan lahana da kullanılmalıdır. Lahanadaki bu etken madde, anti ulkus faktör olarak bilinen, ama aynı zamanda da bir vitamin olduğuna inanıldığı için, U Vitamini olarak adlandırılan maddedir. Ülser tedavisinde, taze lahananın mutfak robotunda sıkılmış özsuyundan günde 1 litre kadarı, hafif diyet yemeklerinden sonra olmak üzere içilir. Bazı duyarlı bünyelerde gaz oluşumuna neden olabilir, ama lahana özsuyuna bir miktar rezene veya frenk kimyonu çayı eklendiğinde, bu problem de çözülmüş olur.

Belirtiler devam ettiği sürece, posa ve albümin oranı düşük besinlerle beslenmeye özen gösterilmelidir. Belirtilerin azalması oranında, adım adım tam beslenmeye geçilebilir. Hastalığın en yoğun aşamasında, yulaf unu ile hazırlanan lapalar hem besleyici, hem de ülseri çevresindeki mukoza dokusunu koruma altına alır ve yatıştırır.

Stres ve gerginlik durumlarında, sinir sistemini yatıştırıcı ilaçlarla kısa süreli tedaviler uygulanmalıdır. Bir ülser oluşturmakla bizi uyaran bedenin bu tepkisinin mutlaka doğru yorumlanması gerekir. Tarafsız bir içebakış sonucunda kişi, anlamsız ve boş bir yaşam sürdürüp sürdürmediğini anlayabilir. Anlamlı bir yaşam sürdürebilme yolunda karşılaşılacak problemlerin çözümü için, pek çok yöntemden, örneğin basit gevşeme yöntemlerinden psikoterapiye kadar yararlanılabilir.

Kediotu kökü ve mayıs papatyası eşit oranda karıştırılarak, gerginlik halini ortadan kaldıran etkili bir yatıştırıcı çay hazırlanabilir. Ayrıca, lavanta, ıhlamur ve oğulotu da bu amaç doğrultusunda kullanılabilecek bitkilerdendir.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Sindirim sistemi   6/2/2008, 00:20

İncebağırsak iltihabı (Enteritis)

İncebağırsağı etkileyen iltihabik bir süreçtir. İncebağırsağın bir bölümünde veya tümünde görülebilir. Etkilediği bölüm, onikiparmakbağırsağı iltihabı(Duodenitis), başbağırsak bölümü iltihabı(Jejunum) veya incebağırsağın son bölümünün iltihabı(İleitis), aynı yöntemle tedavi edilebilir. Bu tedavi yöntemi ise, onikiparmakbağırsağı ülserine karşı uygulanması önerilen yöntemdir. Bu bitki karışımına ısırganotu da eklendiğinde, iltihaplanma ve ağrı süreci kısalır.

Özümleme problemleri (kötü ve yetersiz sindirim)

Besinlerin tümünün veya yalnızca bazılarının (örneğin minerallerin) incebağırsak tarafından özümlenememesi hali, yaygın ama genellikle teşhis edilemeyen bir aksaklıktır. Bu durum, beslenme yetersizliği belirtilerine, belirgin mineral ve vitamin yetersizliğine, kansızlığa ve kilo kaybına, karın ağrılarına veya teşhisi kolay olmayan hastalıklara yol açabilir.

Bu özümleme yetersizliği genellikle, bazı besin maddelerine karşı oluşan alerjik tepkilerin, bağırsak mukoza hücrelerini olumsuz etkilemesinden kaynaklanır. Bu tür alerjiler, örneğin tahıl alerjisinden kaynaklanan karın hastalıkları gibi belirgin olabilir veya hiçbir belirti vermeyebilirler. Ama özümleme yetersizliği ile ilgili en küçük bir kuşku duyulduğunda, alerjiye neden olabilecek besinlerin tüketilmesine son vermek gerekir. Pek çok besin maddesi alerjilere neden olabilir, ama artık, genelde alerjilere yol açan dört besin maddesi grubu çok iyi biliniyor. Yapışkan albümin içeren besin maddelerinden, özellikle rafine edilmemiş tahıl ürünlerinden kaçınmak gerekir. Süt ve peynir, tereyağı gibi süt ürünleri de çoklukla alerjilere yol açarlar. Yumurtanın yanı sıra, şeker ve şekerli ürünlere de dikkat edilmelidir. Sözü edilen bu besin maddeleri beslenme programından 2-3 hafta boyunca çıkarılıp, olası değişikliklerin gözlemlenmesi gerekir. Eğer olumlu değişiklikler saptanırsa, alerjiye yol açan besin maddesi veya maddeleri beslenme programından tümüyle çıkarılmalıdır. Hiçbir sakıncası olmayan bu basit yöntemle alerjiler kontrol altına alınabilir.

Bağırsak mukoza hücrelerinin yatıştırılması, tedavi edilmesi veya yenilenmesi için, şifalı bitkilerden yararlanılabilir. Ebegümeci, keten tohumu, aynısafa, mayıs papatyası, hatmi kökü gibi bitkiler, mukoza koruyucu ve yatıştırıcı olarak kullanılabilir. İltihap giderici ve mukoza güçlendirici özellikleri ile, ceviz yaprağı, meşe kabuğu, eğir kökü kullanılabilir. Ayrıca bu amaçla, taze elma suyu bolca içilebilir. Gaz oluşumunu önleyici veya gaz söktürücü olarak, rezene, frenk kimyonu, mayıs papatyası ve şerbetçiotu anımsanmalıdır. Her şeyden önce de, bağırsak iltihabına karşı korunabilmek için, echinacea preparatlarıkullanımının en etkili yöntem olduğu unutulmamalıdır.

Kalınbağırsak

Kalınbağırsağın başlıca görevi, suyu ve mineralleri emmektir. Besin maddeleri, incebağırsakta özümlendiği için, kalınbağırsakta hemen hemen hiç veya çok az özümlenir.

Körbağırsak iltihabı (Appendicitis)

Körbağırsak apandisinin kronik ya da akut iltihabıdır. Bir nöbet biçiminde birden ortaya çıkan akut apandis iltihabı mutlaka tıbbi müdahale gerektirir; aksi halde, apandis duvarının yırtılması sonucunda, karın zarı iltihabı(Peritonitis) oluşabilir ve bu durumda ölüm tehlikesi söz konusudur.

Kronik bir körbağırsak iltihabının belirtileri ise, yüksek ateş, mide bulantısı ve bazen kusma eşliğinde zaman zaman görülen, karnın alt sağ bölümündeki ağrılardır. Bu kronik rahatsızlık, şu bitki karışımı ile tedavi edilebilir: Böğürtlen yaprağı, mayıs papatyası, kekik, ısırganotu çok ince kıyılır ve eşit oranda iyice karıştırılır. Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika boyunca ağzı kapalı durumda demlendikten sonra süzülür. Güne 3-4 bardak bitki çayı, aç karnına veya öğün aralarında içilir.

Ayrıca, iltihabın kurutulmasının hızlandırılması için, echinacea preparatları (draje veya tentür) kullanılmalıdır.

Bölgedeki gerginliği azaltmak ve ağrıyı yatıştırmak için de, süt içinde pişirilen adaçayı yaprakları, bir tülbendin içine yatırılarak, dayanılabilecek sıcaklıkta kompres olarak, yatakta uygulanır.

Hastalığa genelde kabızlık eşlik ettiği halde, müshil ilacı kullanımından kaçınılmalıdır, çünkü durumu kötüleştirebilir.

Ani krizlerde doktora başvurmak gereği kesinlikle unutulmamalıdır!

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Sindirim sistemi   6/2/2008, 00:20

Kalınbağırsak iltihabı (Kolitis)

Kolit, sindirim sisteminin bu organında en sık görülen hastalıktır. Yoğunluğu ve belirtileri, iltihaplanmanın derecesine bağlıdır. Belirtiler kişilerin özelliklerine göre değişebilir ama genelde, ishal ve kabızlık arasında sürekli değişimler, hareketliliğin azalması ve depresyon sıklıkla görülür. Şiddetli ağrılara yol açabilen bu hastalık, şifalı bitki kullanımı ve uygun beslenme diyetleri ile kısa sürede tedavi edilebilir. Uygun bitki karışımı aşağıdaki gibi olabilir: Hatmi kökü 2 ölçek, civanperçemi 2 ölçek, mürver çiçeği 1 ölçek, mayıs papatyası 1 ölçek, aynısafa(veya ısırganotu) 1 ölçek. Bitkiler çok ince kıyılarak ölçülür ve iyice karıştırılır. Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika üstü kapalı biçimde demlendikten sonra süzülür. Günde 3-4 bardak bitki çayı, aç karnına veya öğün aralarında içilir.

Ayrıca, günde 6 yudum eğir kökü çayı, yemeklerden önce ve sonra birer yudum olmak üzere içilmelidir.

Taze lahana özsuyu kullanımı da tedavi süresinin kısalmasına ayrıca katkıda bulunabilir( onikiparmakbağırsağı ülseri bölümüne bakın).

Bağırsak mukozasını sıklaştırıcı, güçlendirici olarak, meşe kabuğu veya ceviz yaprağı çayı da kullanılabilir. Ayrıca, iltihabın kurutulmasında başlıca rolü üstlenebilecek olan, echinacea preparatlarının kullanımı da ihmal edilmemelidir.

Hastalığın nedenleri arasında stres ve korku da bulunuyorsa, bitki karışımına, sinir sistemini yatıştırıcı bitkilerden kediotu kökü, sarı kantaron ve ıhlamur da eklenebilir. Alerjen etkileri veya içerdikleri katkı maddeleri nedeniyle bağırsakları tahriş edebilecek besinlerden kaçınmak gerekir. Fiziksel tahrişler de, posalı ve lifli besinlerden kaçınılarak önlenebilir. Çilek ve böğürtlen türü meyveler, fındık-fıstık türü kuruyemişler ve (lahana türü) lifli sebzelerin yemeklerinden veya salatalarından kaçınılmalıdır. Çok sıcak ve çok soğuk yiyeceklerden ve içeceklerden de (sıcak çay-kahve, dondurma, bira) kaçınılmalı, alınan tüm besinlerin beden ısısına uygun olmasına özen gösterilmelidir.

Alkol, sirke ve turşular, etkili baharatlar ve peynirler, yağda kızartılmış yemeklerden uzak durulmalıdır.

İnek sütü ve süt ürünleri, kalınbağırsakta alerjiye yol açan başlıca besinlerdendir. Kahve ve fazla yağlı et ürünlerinden de kaçınılmalıdır. Eğer süt içmek ille de gerekiyorsa, keçi sütü veya soya sütü kullanılmalıdır. Yenebilecek besin maddeleri ise, yumurta, hafif ve kolay sindirilebilen et türleri, balık, karaciğer, kümes hayvanları, çorbalar, az pişmiş sebze ve meyveler (muz çiğ yenebilir), rafine edilmemiş beyaz un ürünleri, ince öğütülmüş tahıl ürünleri ve en başta gelen diyet yemeği olarak, yulaf lapası.

Gün boyunca pek çok kere azar azar yemek, günde 3 kere fazlaca yemekten daha doğrudur. Akut iltihap süresince bu diyetin uygulanması gerekir. Belirtiler azaldıkça, posalı ve lifli besinler kademeli olarak beslenme programına alınabilir. Tahriş edici kimyasallar ve alerjiye yol açan besinler, beslenme programından tümüyle çıkarılmalıdır.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 59
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Sindirim sistemi   6/2/2008, 00:22

Divertikül iltihabı (Divertikulitis)

İçinde yaşadığımız uygar dünyada genellikle tüketiciye sunulan sağlıksız beslenme biçimleri nedeniyle, özellikle bağırsak duvarları hastalıklara yatkın hale gelmiştir. Bu zafiyet, bağırsak duvarlarında, divertikül adı verilen, kese biçiminde çıkıntılar oluşmasına yol açmaktadır. En çok görüldüğü yerler ince ve kalınbağırsaktır. Genelde küçük ve az sayıda kesecikler oluşmakta, ama bazen de çok sayıda ve büyük keseler oluşabilmektedir. Bu keseler genelde pek az veya hiçbir sıkıntıya yol açmayabilirler, ama bir iltihap odağı haline gelebilir ve içlerinde atık maddeler biriktirebilirler de. Bir iltihaplanma başladığında, bol posalı veya sindirimi mümkün olmayan (örneğin domates kabuğu) maddeler ağrılara ve rahatsızlıklara yol açabilir.

Divertikül iltihapları, bir şifalı bitkiler karışımı ve beslenme diyeti uygulamasıyla tedavi edilebilir. Etkili bir karışım aşağıdaki gibi olabilir: Isırganotu 2 ölçek, hatmi kökü 2 ölçek, mayıs papatyası 1 ölçek, eğir kökü 1 ölçek, civanperçemi 1 ölçek.

Bitkiler ayrı ayrı çok ince kıyılarak ölçülür ve iyice karıştırılır. Yarım veya bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10 dakika boyunca üstü kapalı olarak demlendikten sonra süzülür. Günde 3 bardak çay, yemeklerden yarım saat önce, tatlandırılmadan içilir. Divertikül iltihabına gaz şişkinliği de eşlik ediyorsa, karışıma 1 ölçek zencefil, rezene veya frenk kimyonu da eklenebilir. Kabızlık durumunda ise, 1 ölçek de sinameki yaprağı eklenir. Diyet konusu ise ilginçtir: Hastalık posasız ve lifsiz besin tüketiminden kaynaklandığı halde, akut iltihap durumunda, posalı ve lifli besinlerden kaçınmak gerekir, çünkü bunlar hastalığın durumunu kötüleştirebilirler. Uygulanacak beslenme diyeti, daha çok mukoza koruyucu, örneğin yulaf lapası türü besinlerden oluşmalıdır. Ancak iltihaplanma kontrol altına alındıktan sonra normal bir beslenme programı uygulanmalıdır. Divertikül iltihabının kontrol altında tutulabilmesi ise, ancak doğal ve sağlıklı bir beslenme biçimiyle mümkündür.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.hforum.biz
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Sindirim sistemi   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Sindirim sistemi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Magic PoP Card(yeni kumar sistemi)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
halit :: HASTALIKLAR A - Z :: HASTALIKLAR S-
Buraya geçin: